• 27 Ekim 2015, Salı 7:56
SedefErol

Sedef Erol

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BALTIK (9)
 Sevgili okurlar, iki ayı aşkın bir süredir, Ağustos ayı içinde yapmış olduğum “Baltık ülkeleri gezisi”ni yazı dizisi şeklinde sunmaktayım.
Bir amacım, arada bir olanak bulup gezip gördüğüm farklı kültürlerin, yaşam biçimlerini, yerleşim düzenlerini, gelenek ve göreneklerini gözlemleyebildiğim kadarıyla sizlere aktarabilmek,
Diğer bir amacım ise zihinlerinizi günlük yaşam sıkıntılarından biraz olsun uzaklaştırıp, farklı ufuklarla tanıştırabilmek.
Öte yandan dünya küçülüp ulaşım kolaylaştığından, turistik ya da iş gezisi nedeniyle farklı ülkelere seyahat eskiye oranla çok daha kolay olsa da, işin maddi boyutu düşünüldüğünde dünya o kadar da küçük görünmüyor ne yazık ki.
Bu nedenle kendimin de yakaladıkça severek izlediğim, “Gezelim, görelim” türünden programları, fırsat çıktıkça, “Gezip, görerek, gözlemleyerek” yazılı olarak aktarmaya çalışıyorum sizlere.
Umarım başarılı oluyorumdur.
* * * 
Geçtiğimiz hafta, iki gün kaldığımız Rusya St. Petersburg'u anlatmıştım. İlk kez gördüğüm bu şehrin, bu gezinin yıldızı olduğunu ekleyeyim ilk önce. Böyle  bir güzellik için iki gün çok az olsa da, süremiz doluyor ve ikinci günün sonunda limandan ayrılmak üzere Pacifica adlı gemimize dönüyoruz.
Gece Finlandiya Körfezine giriş yapıyoruz. Yoğun gemi trafiğinin yaşandığı bu sular, sürekli olarak Helsinki ve Talin kıyı istasyonları tarafından kontrol edilmekte. Finlandiya körfezinde – batı-kuzey-batı yönünde devam ederken, sağ tarafımızda Estonya kıyıları, sol tarafımızda ise Finlandiya kıyıları görülüyor. Bu bölgede deniz derinliği ise altmışbeş metre civarındaymış. Sabaha karşı saat dört kırkbeşten itibaren ise trafik ayrımı şemasını geride bırakarak Finlandiya kıyılarına, Helsinki limanına doğru yönleniyoruz.
Sabah saat sekizde limana demir atmış bir şekilde karaya çıkıp
 Öğlen yarımda gemiye dönmüş olacağız.
Finlandiya-Helsinki'deki şehir içi turumuz yarım gün önce Helsinki ile ilgili bir ön bilgi vereyim:
Helsinki farklı bina stilleri ile adeta devasa bir mimari sergi. Şehir ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısından imparatorluk stili yapılar, yirminci yüzyılın başında ART Nouveau sitili yapılar ve mimar Alvar Aaalto tarafından yapılmış modern yapılar barındırmakta. Finlandiya her zaman sanata ve özellikle müziğe meraklı olmuş.
Ülkede Euro kullanılıyor.
Sabahleyin gemide bize gösterilen salonda buluşup tura katılmak üzere limana çıkıyoruz.
Bu ülkede kısa süre kalacağımızdan, gözlerimizi ve kulaklarımızı dört açıyoruz.
İlk izlenim, her tarafın ağaçlar ve tarihi eserlerle kaplı oluşu.
Ve Fin'li rehberimizden Finlandiya ile ilgili bilgiler:
En önemli gelirleri ; turizm, kağıt hammaddesi, asansör yapımı (örneğin Kone asansör dünyanın en iyisi, Türkiyede'de çok meşhur) tersanecilik ve gemi yapımı.
Bizim gemimiz Pacifica'nın firması Costa'nın tüm gemileri de Finladiya malıymış, onu da orada öğrendik.
Bu arada Finlandiya nüfusu kaç derseniz, beşmilyon dörtyüzbin, yani İstanbul'un iki ilçesi kadar diyelim, şaşırdım ancak aynı şaşkınlığı Norveç'te de yaşamıştım. Ne kadar kalabalık, o kadar iyi diye bir şey yok, insanlar ne kadar refah yaşıyor o önemli.
Finlandiya'da gelir, vergiler düştükten sonra ortalama ikibin EURO civarında.
Sağlık hizmeti ücretsiz.
Bana çok ilginç gelen bir nokta –cezalar kişinin gelirine göreymiş.
Yani yüzbin EURO hatalı park cezası ödemek bile mümkün, eğer gelirin çok fazlaysa.
Sistemi böyle kurmuşlar.
Altı ay kış şartlarının hüküm sürdüğü ülkede gün ışığı gündüz saat onbirle akşam saat dört arası oluyormuş gerisi karanlıkmış bu yüzden insanlar depresif olup yüzler yalnız yazın gülüyormuş. Kasım, Aralık ve Ocak aylarında yani karın çok fazla olduğu zamanlarda yollara su ve tuz dökülse de insanlar evlerinde pek çıkmak istemiyorlarmış.
Deniz ülkesi olan ve her tarafı adacıklarla kaplı olan Finlandiya'da balık çok önemli yalnız aşırı avlanmadan balık gittikçe azaldığından fiyatı da yavaş yavaş pahalılanmaya başlamış. 
Pazar gibi bir yerden geçme şansımız oldu, orman meyveleri, mantar dahil bildiğimiz her türlü ürüne rastladık.
Sauna'yı sorduk rehbere biliyorsunuz, Finlandiya icadı ve geleneğidir, “Evet dedi, çok yaygın burada, kadın ve erkek için ayrı ayrı,  ancak aile olursa birlikte girebiliyor.”
Finlandiya ziyareti süremiz yalnızca dört saat olduğundan ve Helsinki tur programı içinde olmadığından herhangi bir saunayı –en azından gezip görme- şansımız olmadı.
Helsinki'ye ayrılan süre bu kadardı. Elbette bir St. Petersburga değil ancak sakin, huzurlu, düzenli, yolda sokakta boşta gezer kimse yok. Herhalde herkes işinde gücünde, her taraf yemyeşil, parklar, bahçeler, tarihi değerini korumuş sanatsal binalar, hala yüzde altmışı orman kalmış bir ülke.
Dünya asansör yapımcılığının, tersaneciliğinin ve kağıt hammadde piyasasının efendisi konumunda. Tek sıkıntısı zorlayıcı kış şartları, ona da bir şekilde kendisini adapte etmiş…
Tıkır tıkır işleyen bir düzen.
Gemimize güzel anılarla dönüyor ve İsveç'e yol almak üzere hareket ediyoruz.
Haftaya muhteşem Stockholm'de buluşmak üzere;
Huzurlu kalın,
Sağlıklı kalın,
Hoşçakalın….

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık