• 20 Şubat 2018, Salı 8:01
SedefErol

Sedef Erol

BİLİNDİK
 Uzun zamandır yazmamıştım, ara verme hakkımı kullanıyor ve tekrar aynı konuya dönüyorum, bu sefer araştırmaları da aktararak.
Yazmak istemiyorum ama yazdırıyorlar.
Islak, nemli, karanlık ormanlarda biten mantarlar gibi.
Hiç durmadan bir yenisi çıkıyor.
Kadın katletme modası, olmaz olsun böyle moda!
Konuyu anladınız, kadın cinayetleri….
Bir gün rastgele, üçüncü sayfa haberlerini tarayın, kaç tanesine birden rastlayacaksınız…
Kadınına değer vermeyen, bahanelerle kadın katleden bir toplum nasıl ilerleyecek?
Bu seferki olay Denizli'den:
“Denizli'de Ayşe ve Oktay Şahin 1 yıldır ayrı yaşıyordu.
Kadın boşanma davası açtı, kocaya uzaklaştırma cezası verildi.
Cezanın süresi doldu, savcılığa giden Ayşe Şahin uzaklaştırma kararının süresinin uzatılmasını istedi.
Yeni karar henüz çıkmamıştı ki, Oktay Şahin eşinin işlettiği bakkala gitti.
Pompalı tüfekle eşini ve 15 yaşındaki kızları Nurdan'ı vurup öldürdü.
İntihara kalkıştı, ağır yaralı kocanın tedavisi sürüyor…”
….
Dikkatimi çekiyor, genellikle son bilindik oluyor. Kadınlar çocuklar ölüyor, katil koca intihara teşebbüs etse de yaralı kurtuluyor…
Hani o da ölsün diye söylemiyorum da bu duruma çok sık rastlıyorum.
Saldırıya uğrayanlar hayatını kaybetmiş, saldırgan (koca, sevgili her neyse) yaralı kurtuluyor.
Öldürücü kurşunlar yakınlara, kurtarıcı kurşunlar kendine mi nedir?
Bir türlü çözemedim.
Belki de sağ kalarak ömür boyu vicdan azabı çekmesi gerekiyor.
Tabii, vicdan varsa!
….
Prof. Tülin İçli'nin kadına şiddete dair araştırması Türkiye'deki ilk çalışma.
UNESCO ve Adalet Bakanlığı'nın desteğiyle yapıldı ve 1995'te yayınlandı.
İçli, Türkiye'deki kadın cezaevlerindeki tüm kadınlarla görüştü. Kriminoloji ve kadına şiddet üzerine çalışmaya devam ediyor. İşte İçli'nin suç ve kadına şiddet araştırmalarından çıkanlar:
“Türkiye'de ve diğer ülkelerde her tür suçu erkekler kadınlardan fazla işliyor. Kadınların eş ve anne rolleri onları suç işlemekten alıkoyuyor. Türkiye'de kadın cinayetlerinde önde gelen neden namus.”
Batı'daki çalışmalarla İçli'nin çalışmaları arasındaki en büyük fark, Türkiye'de kadınların sabretmesi. Kadınların mesleği, kendini geçindirecek parası yok. Çocuklarını bırakıp gidemiyor. Ancak kocasını bir kere affettiğinde de şiddet kronikleşiyor.
Ankara, İstanbul ve İzmir üç ekonomik sınıfa ayrıldığında üst tabakada da şiddet var ama alt tabakadaki kadar yaygın değil.
Son dönemde tamamlanmış doktora tezlerinden biri ilginç sonuçlara varıyor: Kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik çıkarılan yasalar, aslında kadının hak ve özgürlüklerinin artırılması ve bir birey olarak daha farklı bir konuma getirilmesinden ziyade, ailenin korunmasına yönelik.
İçli, “İncelediğimde ben de bu sonuca vardım” diyor.
“Birinci görev ailenin korunması, kadının statüsünün yükseltilmesi değil. O birliğin içinde kadının birey olarak hak ve özgürlüklerinin sağlanması gerekir.”
Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde bindörtyüz arttı.
Tecavüze uğrayan kadınların yarısı 18 yaşın altında.
2014 yılında erkek şiddeti, 294 kadının hayatını söndürdü.
Bu kadınların dörtte biri 25 yaşın altında.
“Kadına yönelik hak ihlalleri” raporuna göre geçtiğimiz yıl 575 kadın erkek şiddetine maruz kalırken, 282 kadın hem taciz, hem tecavüze uğradı…
Tülin İçli:
-Suç konusunda yaptığım tüm araştırmalarda, “Suç işlerken alacağınız cezayı biliyor muydunuz?” sorusu vardı.
Tüm suçlular bu soruya Evet cevabını verdiler. Özellikle kan davalarında bu durum daha açık. Suç teşkil eden o eylemi yapmadığında toplumun kendisini dışlayacağını, mesela kendisine kız verilmeyeceğini, özetle yakınının kanını yerde bıraktığı için affedilmeyeceğini ifade etmişlerdi. Bu durumda cezanın ağırlığı caydırıcı olmuyor.
Belki cezaların biraz daha ağır olması veya işlediği suçun yanına kalmayacağını bilmesi suça eğilimli kişi için caydırıcı olabilir. Ama önemli olan bu cani kişilerin o tür suçları işlemesini teşvik eden ve kolaylaştıran diğer tüm nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır.
G20 ülkelerinde yaşayan kadınlara tanınan iş olanakları, sağlık durumları, şiddete ne kadar maruz kaldıkları, politikaya katılımları, kaynaklara ulaşım oranları sıralandığında:
Hindistan'da her 22 dakikada bir kadın, her 76 dakikada bir çocuk tecavüze uğruyor. Hindistan, kadın için yaşaması en zor G20 ülkesi.
Türkiye'nin 12. sırada yeraldığı liste 11. sıradan başa doğru Brezilya, Güney Kore, Arjantin, İtalya, Japonya, ABD, Fransa, Avustralya, Britanya, Almanya, Kanada olarak devam ediyor.
Yani listeye göre, kadınlar için en yaşanılası ülke Kanada.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2014'de güncellediği rapora göre, dünya çapında kadınların yüzde 35'i fiziksel ya da cinsel saldırıya maruz kalıyor. Ancak yaşadıklarını anlatmaktan korkan kadınlarla birlikte mağdur sayısı çok daha yüksek oranlara çıkabilir.
Anlaşıldığı üzere kadına yönelik şiddet ya da taciz sorunu, yalnızca ülkemizin değil, tüm dünyanın sorunu.
Ancak bu bir mazeret olamaz.
Kadınlar için koşulların iyileştirilmesi sonucu, Kanada gibi listenin başında yer almakta da var.
Dikkat çeken bir diğer nokta ise, dünyada kadın koşullarının iyileştirilmesi için çalışmalar hızlandırılırken, ülkemizde kadın cinayetlerinin azalacağına giderek artıyor olması.
Bence olayın en çarpıcı yanı da bu.
Kadın konusundaki algıyı değiştirmek, iyileştirmek…
Bir kadın olarak, bu konudaki çalışmaların hızlandırılmasını ve sonuca ulaşmasını diliyor ve umuyorum.
Sevgili okurlar bugünlük bu kadar, haftaya buluşabilmek dileğiyle Esen kalın, hoşça kalın…..

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık