• 21 Şubat 2017, Salı 7:50
SedefErol

Sedef Erol

“BENİ İDAM EDİN”….
 Otuz dokuz kişinin katili, Reina saldırganı Abdulkadir Masharipov, katliamdan bir süre sonra kimliği tespit edilerek yakalandı, gözaltı süreci sonunda tutuklandı.
Hiç tanımadığı, hiç bir husumetinin olmadığı (ki husumet cinayet için hiç bir neden olamaz, sonuçta cinayet cinayettir, herhangi bir neden faili hakkı kılamaz) insanları yaşamından koparan Masharipov'un hakime verdiği ifadeler düştü basına geçtiğimiz günlerde…
Bakın Reina vahşetinin kendisine göre gerekçesi neymiş:
“- Bana Türkiye'ye karşı diyorlar, Ben Türkiye devletine karşı bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Türkiye karşıtı bir harekette bulunmadım. Kısas yaptığımı düşünüyorum…
Işid üyesi olduğunu kabul eden ve Hristiyanlardan öç almak için kanlı eylemi gerçekleştirdiğini söyleyen cani:
- Reina olayından önce herhangi bir eyleme katılmadım. Hristiyanlardan öç almak amacı ile onların bayram günü bir eylem yapmayı düşündüm. Amacım Hristiyanları öldürmekti…
- Mermiler bitince iki tane flaşh bang (yüksek ses ve ışık veren şok bombası) attım.
Üçüncüsünü intihar etmek için yüzüme tuttum. Ama ölmedim. Bana idam cezası verirseniz çok iyi olur…
 x x
Ne kadar inandırıcı değil mi (!)…
İdam cezasının kaldırıldığını çok iyi bildiği Türkiye'den, Türk yargısından idam talep ediyor.
Ve her nedense, insanlara kurşun yağdırıyor, kendisi de ölmek için ses bombası kullanıyor (!)…
Madem bu kadar samimisin, son kurşunu kendine saklasaydın ya!
Ama tabi, can tatlı….
Ancak ölenlerin canı da tatlıydı.
İşin ilginç tarafı, “Amacım Hristiyanları öldürmekti” itirafında bulunan Masharipov'un katlettiklerinin tamamına yakını Müslüman.
Ya ölenler Hristiyan olsaydı, yüreğimize su serpilecek miydi?
Bu cümleyi onaylamak bile, insanlığa aykırıdır.
İnsanlar önce insandır, sonra milliyetleri, dinleri vardır.
Mensup oldukları kitleler, inanışlar, yaşam biçimleri değişken olsa da, ortak payda “insan” olmaktır. 
Sırf, benimle aynı fikri paylaşmıyor, başka bir yaşam ve düşünüş tarzını benimsiyor diye kendini diğerlerini yok etmeye yetkili görmek abesle iştigaldir. Kendini Tanrının verdiği canı almaya yetkili gören Masharipov, uğruna katliam yaptığı bu dinin mensubu olamaz. Olsa olsa katil olur, cani olur şekilde görüldüğü gibi.
“Beni idam edin” söylemleri ve ses bombasıyla intihar girişimi bu ülke insanını,  yargısını hafife almaktır.
Daha önce basında çıkan ilk yakalanma anı haberlerinde, oğlunu başka bir Işid mensubuyla, Işid kampına yolladığını öğrenmiştik.
Ölmek ve öldürmek üzerine inşa edilmiş bu terörist örgütüne, yetiştirilmek üzere bir kişi daha eklemek teröristin cinayet sayısını arttırıyor.
Zira bence bu kişi, artık evladının da katilidir…
….
Işid ya da Deaş adıyla anılan terör örgütünün son icraatı ile ilgili bir haber aktarayım sizlere:
“Deaş militanıyken örgütten ayrılıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya kaçan Nizar isimli terörist, bölgede yaşananlarla ilgili korkunç bilgiler verdi. Aşırı dinci terör örgütü Deaş'ın kadınlar cezaevinde gardiyanlık yapan Nazir,  teröristlerin kaçırdığı dörtyüzyetmişbeş (475) kadının seks kölesi olarak kullanıldığını, bir teröristin tecavüzüne uğrayan 15 yaşındaki kız çocuğunun kanamadan öldüğünü söyledi.
Nazir:
-Kadınlar Deaş teröristlerinin savaştığı askerlerin eşleriydi. Hiç tanımadığı erkeklerle evlendirildiler. Kabul etmeyenler idam edildi.
dedi.
…..
Ne yazık ki Abdulkadir Masharipov gibi, beyinleri yıkanmış, bilinçleri yokedilmiş caniler şimdilik kanlı eylemlerine devam ediyor.
Ancak, inancım odur ki, kim bilir kimlerin yarattığı bu terör örgütü bir gün yok olacak, insanoğlu rahat bir nefes alacak…
İnsanlık adına, başka biri çıkar yol da yok zaten.
x x 
Güzel bir haberle devam edeyim:
“Batman'da Ergül Yar (38), altı yaşındaki oğlu Cuma ile sekiz yaşındaki oğlu Ali'yi eksi on derecede her gün sırtında Sason çayından geçirip, okula götürüp, getiriyor. Baba:
-Ben okuyamadım, yeter ki çocuklarım okusun. Ama çayın üzerine köprü yapsalar iyi olurdu…
diyor. 
Bir ailenin evlatlarına verebileceği en büyük zenginlik, insan onuruna yakışır, erdemlerle dolu bir yetiştirme tarzı ve iyi bir eğitimdir.
Ergül Yar, bunun farkında olmalı ki çocuklarının geleceği için fedakarlığa katlanıyor. Maddi mirastan çok da ha büyük bir zenginlik bu çocukların geleceği.
Çocuklarını yetiştirmek için özveriyle çabalayan bu vatandaşı saygıyla selamlıyorum.
x x
Ve dünyadan bir haberle, güzel bir jest hikayesiyle bugünü sonlayalım.
“Prestijli müzik ödülü Grammy, ABD Los Angeles'ta sahiplerini buldu. 59. Kez verilen Grammy ödüllerine İngiliz şarkıcı Adele (28) damgasını vurdu. “yirmibeş” albümüyle yılın kaydı, yılın albümü, yılın şarkısı, En İyi Pop Vokal Albüm ve En İyi Pop Solo performansı dallarında ödül alan Adele, en büyük rakibi Beyonce'yi geçti. 15 Grammy'ye sahip olan Adele, pek çok şarkıcının yapamayacağı bir davranış sergiledi.
Gecenin en prestijlisi olan “yılın albümü” ödülünü aslında Beyonce'nin hak ettiğini belirten Adele:
-Beyonce benim hayatımın şarkıcısı
dedi.
Grammy tarihinde bir ilk yaşandı ve Adele ödülün gramafon kısmını koparıp Beyonce'ye verdi.
İkizlere hamile olan Beyonce, o anlarda göz yaşlarına boğuldu.
….
Hani bize ne Adele'den, Beyonce'den Grammy'den dediğinizi duyar gibiyim.
Konu isimler, şahıslar değil elbette.
Dünyaca ünlü bir ödül alıyorsunuz ve, “benim değil, onun hakkıydı” diyerek yarısını kırıp rakibinize veriyorsunuz…
Kolay değil milyonların önünde rakibini yükseltip, onurlandırabilmek…
Onun da değerini hatırlatabilmek…
Bunun için ise özel bir kişilik, yüce bir gönül gerek…
Yüce bir gönül….
Haftaya buluşuncaya dek,
Esen kalın
Hoşça kalın sevgili okurlar…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık