• 18 Mart 2019, Pazartesi 17:16
SedefErol

Sedef Erol

ANILAR – (2)

Geçtiğimiz hafta Maldivler - Sri Lanka - Hindistan gezimizin ilk durağı olan Maldivler'i anlatmıştım. 
Sıra geldi Sri Lanka ve Hindistan'a. 
Maldivler'den gemiye döndükten sonra yola çıkıyor, bir tam günü denizde seyrederek geçiriyoruz. 
Bir sonraki sabah, Sri Lanka'ya ulaşıyoruz. 
Eski adı Seylan olan Sri Lanka'yı dolaşmak üzere gemiden ayrılıyoruz. 
Çay diyarı Sri Lanka, ilginç bir ülke. 
Yollarda maymunlar, filler, bakımlarını üstlenen kişiler tarafından dolaştırılıyor. Amaç, birlikte fotoğraf çektirip turistlerden para kazanmak. 
Afrika'daki hemcinslerinden daha ufak boyutta olan Asya filleri sokaklarda salınıyor, maymunlar ipe bağlı şekilde sahiplerinin yanında oturuyor. 
Güzel bir manzara mı, pek emin değilim. 
Bu görüntüler bana bir çeşit esareti hatırlatıyor. 
İyi bakılıyorlar mı, yeterince besleniyorlar mı, bilemiyorum.
Özgürlüklerini kaybettikleri kesin. 
Bir diğer konu ise maymunlar. 
HIV (Aids) virüsü bulaştırma ihtimalleri olduğu konusunda gemiden ayrılmadan önce uyarıldığımızdan, maymunlara pek yaklaşamıyor, uzaktan sevmekle yetiniyoruz.
Gelelim yılan konusuna. 
Burada yılan oynatmak, para kazanmanın bir başka yolu. 
Sokaklarda dolaşırken bir flüt sesi duyuyor, oraya yöneliyoruz. 
Yerde bir bez torba, içinde bir kobra yılanı, flüt çaldıkça kafasını kaldırıp adeta dans ediyor. Yılanın sahibi adrenalini yükseltmek için onu sinirlendiriyor, eliyle hareketler yapıyor, yılan da atılıp ısırmaya çalışıyor. 
Ancak yılan oynatıcısı öyle ustalaşmış ki, her seferinde bu hamlelerden kurtulmayı başarıyor. 
Tabi bu arada etrafta izleyenlerden çığlıklar yükseliyor. 
İşte böyle Kolombo sokaklarını dolaşırken, yanımıza bir Sri Lanka'lı yaklaşıyor. 
Boynunda devasa bir piton yılanı, salına salına adamın omuzunda geziniyor.
Bu yılan oynatıcısının da derdi, elbette para toplamak.
Israrlı bir şekilde bana işaret ederek, yılanı boynuma dolamak istediğini belirtiyor.
Belgesellerde yılan görüntülerini ilgiyle izlesem de, bu yılanla bu kadar haşır - neşir olma fikri hoşuma gitmediğinden, adama elimle hayır işareti yaparak teklifi reddediyorum. 
Kolombo sokakları adeta hayvan belgeselleri gibi. Ancak bu hayvanlar doğal ortamlarında olmadığından insanda üzüntü hissi uyandırıyor. 
Biraz da tapınaklardan bahsedelim. 
Asya ülkesi olur da Budist tapınağı olmaz mı, elbette bol bol var. 
Yalnız bu tapınakları ziyaret etmenin bazı kuralları var. Ayakkabıyı çıkaracaksınız ama ayağınız çoraplı olacak, bir de omuzlar mutlaka örtülü olacak. 
Gezdiğimiz iki tapınağın içi de muhteşemdi. 
Buda heykelleri, figürler, tasvirler, sunulan çeşitli hediyeler ne ararsan var. 
Sıra geliyor çay satın almaya. 
Konu eski Seylan olur da, çay alınmaz mı? 
O işi de hallettikten sonra gemiye dönüyoruz. 
Sri Lanka'dan aklımdan kalan yılanlar, maymunlar, filler ve büyük yoksulluk.
Yoksulluk demişken şu konudan da bahsedeyim. 
Gemiden ayrılmadan önce, Sri Lanka ve Hindistan'da yemek yemememiz, yanımızda bir şeyler götürmemiz konusunda uyarmışlardır. Sorun, yemeklerin aşırı baharatlı olmasıydı. Bizim mide ve bağırsak sistemimiz bu kadar baharata alışkın olmadığından, yiyenler bağırsak enfeksiyonuna maruz kalıyormuş. Gerçekten de İstanbul grubundan bir kişi, bu yemeklerden yediği için rahatsızlanmış. 
Neyse, biz kahvaltıdan, öğlende yemek üzere poğaça, kruvasan gibi şeyler alıyoruz.
Kolombo sokaklarında vakit öğlen iken, nevalelerimizi yemek üzere türbe benzeri bir yere birikip çantalarımızdaki azıkları çıkarıyoruz. 
Tam ben ağzıma atmak üzereyken, gözüme bir görüntü ilişiyor. Dilenci görünümlü, Hint fakiri kılığındaki bir adam, türbe benzeri yerde bir taşa tünemiş, gözümüze bakıyor. 
Yediklerimiz boğazımıza dikildiğinden, elimizde ne var ne yok hepsini ona veriyoruz. 
O adamcağızın yüzüne yayılan mutluluk ifadesini asla unutamam. Üstelik verdiğimizin hepsini yemeyip, bir kısmını daha sonrası için ayırıyor. 
Huzurlu bir şekilde başımızı öbür yana çevirdiğimizde, yerde bir çukurun içinde yatan bir gariban daha görüyoruz. 
Öbür yanda bir başkası daha yatıyor.
Ne üzücü bir manzara değil mi? 
İşte Sri Lanka'dan aklımda kalanlar yollarda dolaştırılan vahşi hayvanlar, Budist tapınakları ve İşte bu garibanlar. 
Dilenmeyen ancak verdiğimizi memnuniyetle kabul eden talihsiz insancıklar. 
Kolombo gezisi sona eriyor ve gemiye dönüyoruz. 
Haftaya merak uyandıran Hindistan'ı gördüğüm kadarıyla anlatacağım. 
Öyleyse, 
Önümüzdeki hafta yeniden buluşabilmek dileğiyle 
Şimdilik; 
Esen kalın, hoşça kalın sevgili okurlar…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık