• 23 Ağustos 2019, Cuma 16:11
ÖzcanTemel

Özcan Temel

Si-Name 15.Yüzyıl – Mesnevi


İznikli Hümami 
ARI SANAT YAYINEVİ 
Hümâmî  15. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairidir. ll. Murat döneminde yaşamıştır.  İznik Doğumludur. İranlı şair Emir Hüseyni'nin aynı adlı mesnevisini, lirik, coşkulu bir dille, araya kendi gazellerini de katarak “Sî-Nâme” adıyla yeniden kaleme alır. Konusu tasavvufi aşk olan ve “otuz mektup” anlamına gelen bu eserini, döneminin veziri Halil Paşaya sunduğu bilinmektedir.
Sehi Bey, “Heşt Behişt” adlı tezkiresinde, “nazmı latif ve tatlı, edası renkli, gazelleri şirin…” olarak tanıtır, Hümâmî'yi. Akıcı, söz sanatlarıyla zenginleştirilmiş, çağdaşlarına göre daha yalın bir dil ve anlatımla beyitler yazmaya özen göstermiştir.
Bu konuda, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş “Eski Türkiye Türkçesi” (İst. 1997) adlı kitabında,  “Nazmı latif ve nefis;  edası rengin ve gazeliyatı şirin olmakla beraber, Hümâmî bu devrin ikinci derece şairidir ve Şeyhî'den sonra gelmektedir” çıkarımında bulunmaktadır.
13. Yüzyılda Hoca Dehhanî ile başlar, Divan şiiri.  Uzun yıllar yoğurulduktan sonra 16.  Yüzyılda Fuzûlî ve Bâkî ile olgunluk dönemine (kemale) ulaşır. ; 17. Yüzyılda Nef'î ile taçlanır, Nedim ile yerelleşir; tuyuğ ve şarkı ile Arap ve Fars nazım türü dışında kendi kozasını örer;  18. Yüzyılda Şeyh Galip ile doruklara çıkar. 
Bu süreçlerde, imbikten süzülerek soyut duygularla, söz sanatlarıyla yüklü kendine özgü zengin bir şiir dili ve kültürü oluşturup önemli bir edebiyat hazinesine dönüşür. Kuşkusuz kaleme aldığı şiirlerle bu derin ve zengin hazinenin gelişmesinde emeği ve katkısı olan bir şairdir, Hümâmî.
Mesneviden alıntılanan beyitler, Hümâmî'nin dil ve anlatımı hakkında küçük de olsa ipuçları verir:
Aruz: me fâ î lün / me fâ î lün / fe û lün
Tapundur çünki ben bî-gâneye hoş 
Ne dirse ko disün her bir bed-endîş

Şu kim bî-derd ola vü 'ışkdan dûr 
İder ta'yîb bilmez bini ma'zûr

Velî ol kim çekübdür ehl-i dildür 
Bilür ta'cîb kılmakdan hacîldür

Çü cânum sırrı olmışdur hüveydâ 
Bu şi'ri itdüm ol ma'nîde inşâ

Aruz: fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün

Cânumı çünkim gamun sevdâsı şeydâ eyledi 
L'ali zülfün şevki ben mecnûnı rüsvâ eyledi

Şol kadar dökdi bınarından gözüm deryâyı kim
Nil'i gören unudub anı temaşâ eyledi

Gözler-iken kim kılan gönlümi gâret gözlerün 
Hoş mu'accelindür ki cân milkini yağma eyledi

Çün kıyâm itdi kıyâmetler kopardı başuma 
Her ne endişe bana ol kadar gınâ eyledi

Karşuma bâd-ı sabâ bigi çü kalbi akrebi
Ay yüzünden açdı cân sırrın hüveydâ eyledi

Şâne bigi diledüm zülfüne irem irmedüm 
Per perîşân hâldan beni bu sevdâ eyledi

Senün öcünden Hümâmî oldugın rüsvâ-yı halk 
Bu ki rüsvâyi olmagı 'âlemde 'adâ eyledi

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık