• 02 Ekim 2012, Salı 9:10
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

YOKSULLUK BÜTÇE AÇIĞI VE ZAMLAR
 Türkiye İstatistik Kurumu'nun rakamlarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 11 i yoksul. 2011 yılına ait bu orana göre ülkemizde yaklaşık 11.5 milyon yoksul var. 
TÜİK' in açıkladığı rakamlar siyasilerin nutuklarında geçen rakamlara hiç de uyuşmuyor. Hangisine inanacağımızı biz de bilemiyoruz. En iyisi çevremize bakmak galiba… Gerçek yanı başımızda…
Ülkeyi yönetenler bu tür yazı ve yorumlardan hiç hoşlanmıyorlar. Bu tür yazı ve yorumlara “ yoksulluk edebiyat” diyorlar. Sanki böyle bir tablo yokmuş gibi…
Bu gerçek böyle apaçık ortadayken bir başka gerçek daha var ki onun açıklamasını yapmak hiç mümkün değil. Çevremizden de gözleyeceğimiz gibi bu yoksul nüfusun büyük bir bölümü seçimlerde siyasi tercihlerini hükümetten yana kullanıyorlar. 
Yani, yoksulluklarını gideremeyen siyasi yönetime oy vererek iş başında kalması yönünde tercihte bulunuyorlar. Bu sosyolojik bir olgu olmalı!
Yine son günlerin en önemli gündem konusu bütçe açığı.!
Bu yılın, yani 2012 yılının ilk 8 ayında bütçe 8. 5 milyar açık vermiş. Aile bütçesini denkleştiremeyen bireyler için ülke bütçesinin açık verip vermediği çok mu önemli? Bırakalım da onunla devleti idare edenler ilgilensinler. Biz aile bütçemizin açık vermemesi için neler yapabileceğimize kafa yoralım…
Keşke böyle olsa!
Aile bütçesini denkleştirmek için bin türlü cambazlık yapan bireyler şimdi devlet bütçesinde oluşan açığı kapatmak için ellerini ceplerine atmak zorunda. 
Yukarıda sayıları geçen 11.5 milyon yoksul da buna dâhil mi? Elbette!
Yoksulun nesini alacaklar? Mutlaka onlarında devlet bütçesinde oluşan açığı kapatmak için yapacakları bir şeyleri vardır.
Avuç içi kadar aile bütçesinde oluşan açığı kapatmak zordur ancak çarşaf gibi devlet bütçesinde açığı kapatmak kolaydır. Nasıl mı? Hizmet ve ürünlere zam yaparak!
Diyelim ki açık o kadar büyük ki zam yapmakla olmuyor… Bu sefer vergileri artırarak!
Eskiden devletin ürettiği pek çok mal vardı, onlara biraz zam yapınca bütçe açığı kapanıyordu. Sonra devlet özelleştirmeye mal üreten kurumları elden çıkardı, onlara zam yaparak bütçe açığını kapatamıyor. Öyleyse ikinci yolu seçecek.
İkinci yol nedir? Vergileri artırmak. Dolaylı vergi dediğimiz Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisini artırarak bütçe açığını kapatmak. Bu da fiyatları biraz yukarıya doğru çekecektir ama başka da yolu yok bunun.
Son günlerde yaşadığımız fiyat artışının nedeni budur. Şimdilik ÖTV' yi yükselterek bütçe açığını kapatmaya çalışıyorlar. Yetmezse KDV' yi de artıracaklar. Dolayısıyla yoksullar da bütçe açığının kapatılmasına katkı sağlamış olacaklar.
Her şey bir yana; şu zamlara buldukları adı alkışlamamak mümkün değil. Artık zammın çok şeker ve çok şirin bir adı var. Eskiden fiyat ayarlaması falan derlerdi, şimdi ise fiyatları güncellemek diyorlar. Yani zammın adı fiyatların güncellenmesi oldu. Şu isimdeki zarafete, şıklığa bakar mısınız? 
Daha bu yılın bitmesine 3 ay var. Bütçe açığı kapatılmazsa bütçe disiplini açısından fiyatların güncellenmesi kaçınılmaz olacaktır. Siyasilerin çizdiği pembe tabloların düşünde yaşamanın oldukça romantik bir havası olsa da bu büyünün bozulması kaçınılmaz gibi görünüyor. 
Ancak bunun yanında umudumuzu da tamamen yitirmedik. Ülkeyi yönetenler yeni bir düş dünyası yaratmakta o kadar ustalaşmışlar ki bir düşten uyanıp yeni bir düşte yaşamaya geçişi fark etmiyorsunuz bile…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık