• 27 Nisan 2017, Perşembe 8:53
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

YİNE YÜZDE ELLİ
 Türkiye ne çektiyse bu yüzde elli yüzünden çekti.
Seçimlerde oyların yüzde ellisini alarak diğer yüzde ellinin hassasiyetlerini dikkate almadan ülkeyi yönetme anlayışı… Öteki yüzde elliyi kendi siyasi anlayışı doğrultusunda hizaya getirme çabaları!
İki kişiden birisi bana oy verdi söylemi… Hayır, her iki kişiden birisi de size oy vermedi. Sizin siyasi anlayışınızı onaylamadı.
Bir de buna seçim sisteminden kaynaklanan yüzde 35 oyla parlamentonun yüzde 65 ini işgal etme meselesi eklenince istenilen toplumsal birliktelik bir türlü sağlanamadı.
Evet, hükümette istikrar var ancak toplumda o istikrar yok.
Geçen hafta yapılan halk oylamasında da sonuç değişmedi. Seçmenin yarısı yeni yönetim şekline evet derken diğer yarısı da hayır dedi. Hatta tartışmalı bir sonuç ortaya çıktı.
Hukuken bir sorun yok gibi dursa da toplumsal birliktelikte bir sorun var.
Türkiye seçmeni hiçbir siyasi görüşe eskilerin deyimiyle kahir ekseriyet vermiyor. Bir görüşün diğer görüşler üzerinde ezici bir hâkimiyetinin olmasına izin vermiyor.
Dengeyi koruyacaksın diyor. Yüzde 50 evetse yüzde 50 hayır.
Evetlerin yüzde 51.4 çıkmasının hiç mi bir anlamı yok? Var elbette, yüzde 48.6 yı aman ha, ihmal etme. Yönetim sen de ama dikkatli ol!
Bu mesajı iyi okuyamayanlar ülkeyi sıkıntıya sokuyorlar.
Geçen hafta yapılan halk oylamasının sonuçları üzerine binlerce analiz ve yorum yapıldı. Konuşmalar, yazılanlar ve diğerleri… Herkes taraf olduğu pencereden bakıyor.
İktidar beklediği eveti alamadı. Bırakınız beklediği eveti almayı büyük şehirlerde yaşadığı hayır şokundan henüz çıkamadı.
Buna Pirus Zaferi Sendromu diyorlar. Milattan Önce 280 yılında yaşanmış bir olay. Öyle önemli ki bu olay bugün bile siyasi hayatımızda kendisine yer bulabiliyor.
Bir zafer kazanıyorsunuz ama her şeyinizi kaybediyorsunuz.
Türkiye'nin gerçekten büyük şehirlerinden hayır çıkması ne demek!
Türkiye 2010 yılında da bir halk oylaması yaşadı. Sonuç yüzde 57.88 evet, yüzde 42.12 hayır. O günlerde MHP de hayırcıydı. Bugün MHP de desteklediği halde yüzde 51,4 de kaldı evetler.
Bu toplumsal bir mesaj değil mi?
İşte o pek de dikkate almadığınız öteki yüzde 50 lik Türkiye insanı!
Ancak görünen o ki bu mesaj ısrarla görmemezlikten geliniyor.
Cumhurbaşkanı o gece yaptığı konuşmada Güneydoğu'da oylarının arttığını söylerken büyük şehirlerde yaşadığı kaybı hiç dillendirmiyor.
Maçı 1-0 almış olmak yeterli derlen olayın sadece sayısal boyutuna bakıyor; seyircilerden yükselen sese kulak tıkıyor. İşte Türkiye'nin yüzde 50 den çektiği dediğimiz de tam olarak burası.
Tribünlerden yükselen sese kulak verip vermeme meselesi!
Toplumsal mutabakat diyorsak öteki yüzde 50 yi de önemseyeceğiz. Yönetimde yüzde 50 yi aşmak toplumdaki birlikteliği sağlamaya yeterli olmayabilir.
Bunu sağlamak ise yönetimin davranışlarıyla mümkün olacaktır. Yüzde 50 yi yüzde 100 gibi okursanız toplumsal sıkıntıların önünü alamazsınız.
Öteki yüzde 50 de bu ülkenin bir gerçeği, onların siyasi yaklaşımları da Türkiye'nin bir olgusu. Onun da memleket için bir anlamı var.
Bugüne kadar böyle bir yönetim göremedik. Bundan sonra görebiliriz umuduyla bu halk oylamasının bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz.
Rakamlar ortada, evet diyenler kadar da hayır diyenler var… Dengeli bir yönetimle toplumsal istikrarı da sağlamak mümkün; biz istikrarlı Türkiye sözünden bunu anlıyoruz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık