• 28 Kasım 2018, Çarşamba 17:09
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

YİNE AYNI SÖZLER

Yine aynı sözler tekrarlanıyor televizyon ekranlarında:  “Onlar gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla ceza evinde değiller. Terör propagandası yaptıkları için tutuklular”
Başka; “ Onlar eğitim ve öğretin çalışmaları nedeniyle gözaltına alınmadı, terör örgütleriyle bağlantıları olduğu için alındılar”
Bu ülkede Ergenekon ve Balyoz gibi bir süreç yaşanmasaydı bu sözlere inanabilirdik.
Ama şimdi temkinli yaklaşmak durumundayız.
Ergenekon ve Balyoz sürecinde de tutuklanan gazeteci, profesör ve generaller için aynı sözler söylenmişti. 
Ve aynı kişiler tarafından, biraz tuhaf değil mi?
Sonra ne oldu? Terörist dediğiniz gazeteciler, profesörler ve generallerin terörist olmadığı anlaşıldı. Anlaşıldı ama cezaevlerinde ölenler öldükleriyle kaldı.
Bugün o gazetecilerin birçoğu milletvekili!
Hani bunlar teröristti! Hani bunlar terör örgütü propagandası yapıyorlardı!
Demek ki neymiş? Terör örgütleriyle bağlantıları yokmuş!
Ülkede tüm değerler ters yüz edildi. Ergenekon ve Balyoz'da terörist diye cezaevine tıkılan gazeteciler çıktı, onlara terörist diyen gazeteciler cezaevine alındı. Onların da terör örgütleriyle bağlantıları var diye suçlaması ilginç değil mi?
Bu ne karmaşık bir kavram ki istediğinizde istediğinize yakıştırabiliyorsunuz!
Ya ne kolaymış bu ülkede insanları terörist diyerek tutuklamak!
Geçmişte yapılanlar bugün de tekrarlanıyor maalesef.
Ekranlara çıkıp, bunlar terör örgütleriyle bağlantılı demek ne kadar ağır bir suçlama!
Yargı sürecine saygı duymadan, devlet adına böyle bir suçlama yapmak devleti yönetenlere yakışıyor mu? 
Geçmişte bu suçlamaları yapanlar o gazetecilerin ve profesörlerle generallerin öyle bir bağlantılarının olmadığı kararı karşısında nasıl davrandılar? Bırakınız özür dilemeyi, yüzleri kızarmış mıdır acaba?
Oysa, o suçlamayı yapanlar aynı ekranlara çıkıp aynı vurguyla o isimlerden özür dilemeydiler. Son günlerde çok konuşulmaya başlandı; Kul hakkı diye bir kavram varsa, burada bir kul hakkı söz konusu değil midir?
Bu ülkenin genelkurmay başkanı terörist diye ceza evinde yattı. 
Adını hatırlamasanız da Almanyalı bir Türk gazeteci için de terörist demişlerdi. Adam beraat etti ve Almanya'ya uçtu.
Amerikalı papazı da terörist ilan etmiştik televizyon ekranlarından. Meğer o da bizim düşündüğümüz boyutta terörist değilmiş, mahkeme küçük bir ceza verdikten sonra cezaevinde yattığı süreyi de dikkate alarak serbest bıraktı. Yani denildiği kadar değilmiş!  
Bugün de aynı sözler insafsızca söylenebiliyor. Onlar gazetecilikten cezaevinde değiller, terör örgütleriyle bağlantıları var.
Ortada bir mahkeme kararı var mı? Mahkeme kararı olmadan hiç kimseye terörist diyemezsiniz. Yasalar öyle diyor, gerçekten terörist olsa bile!
Geçmişte bu kadar ünvanlı insana terörist diyen devlet yöneticileri bunların terörist olmadığı, bütün bu sürecin bir kumpas olduğu ortaya çıkınca ne yaptı dersiniz?
Yanılmışım, aldatılmışım deyip çıktı işin içinden. Bu kadar basit mi?
Peki, bugün yanılmadığınızın, aldatılmadığınızın bir garantisi var mı?
    Siz de biliyorsunuz ki yok!
    O zaman nedir bu aceleniz? Bırakın yargı versin kararı, kimin gazetecilik yaptığını kimin terörist olduğunu hukuk belirlesin yasaların öncülüğünde. Konuyla ilgili bir soru geldiğinde de hukuka havale edin.
    Bu, ülkemiz ve ülkemiz insanı için daha hayırlı olacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık