• 05 Eylül 2012, Çarşamba 8:57
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI BAŞLARKEN
 Eylül ayı ülkemizde eğitim ve öğretim yılının başladığı ay olarak bilinir. Bu yıl da Eylül ayıyla birlikte çocukları okullara gidecek ailelerde tatlı bir telaş başladı. 
Hele şu 66 aylık çocukları olanlarda!
Bazıları oturdukları semtlere göre otomatik olarak ön kayıtları yapılan çocuklarının kayıtlarını yaptırırken bazıları çocuklarını okula gitmeye hazır bulmadıkları için doktor raporu almak için hastane kuyruklarında…
Geçen yıl eğitim ve öğretimde köklü reformlar ve dönüşümler yapıldı ya şu anda herkesin kafası karma karışık. Söylentinin bini bir para!
Bu ülkede bir konuda reform ve dönüşüm yapılıyorsa insanların aklına bu reform ve dönüşümlerin kimlere kaynak sağladığı sorusu geliyor. Bu reformlardan ve dönüşümlerden kimler ne kadar para kazanıyor?
İlk akla gelen sağlıkta dönüşüm ve sağlık reformu…
Bütün kamu hastanelerinin birleştirilmesiyle başlayan süreç yabancı sermayeli sağlık kuruluşlarının ülkemizde hastane açmalarıyla devam ediyor. Yerli sermayeli sağlık işletmelerinden daha fazla yabancı sermayeli sağlık işletmeleri hizmet satıyor ülkemizde,,, 
Sağlık reformu ve sağlıkta dönüşüm bu işletmelere yaradı.
Bu işletmeler sağlık hizmetlerini birey üzerinden sonuçta devlete satıyorlar. Şu anda ülkemizin sosyal güvenlik kurumu gelir gider dengesini devlet bütçesinden sağladığı kaynakla tutturmaya çalışıyor.
Müşterisi devlet olan yabancı sermayeli sağlık işletmeleri sağlık reformundan ve sağlıkta dönüşüm projesinden ciddi anlamda kaynak sağlıyorlar.
Diğer örneklere girmeden eğitim ve öğretimde yapılan reform ve dönüşümle kimlerin kaynak sağlayacağı endişelerinin haklılık paylarını sorgulamak istiyorum.
Bir kere yasa çıkarken göstere göstere bir kaynak aktarımnı yasaya bağladılar. 
Tablet bilgisayar ve akıllı tahta projesi kapsamında devletin satın alacağı bilgisayar ve donanımları kamı ihale yasası dışında bırakıldı. 
İşte birilerine kaynak sağlayacak ilk adım!
Herkes yasanın imam- hatiplerin orta bölümlerinin açılması için çıkarıldığını tartışırken bu parasal bölümün üzerinde yeterince durulmadı.
Elbette bu değişikliğin içinde bu da vardı ama asıl amacın bu olmadığı ortada. Amaç sadece bu olsaydı eğitim sistemini kökünden değiştirmek yerine bu kısımda basit bir düzenleme yapılırdı. Amaç kesinlikle başka!
Sağlıkta da her şey ilk günden olmamıştı. Bir günde onlarca yabancı sermayeli sağlık işletmeleri açılmadı. Eğitimde de her şey bir günde olmayacak.
Eğitimcilerle konuşuyorum; Hiç kimse bu sistemin devlet okullarındaki başarıyı artıracağını beklemiyor. Hatta başarısızlığın artacağı yönünde ciddi endişeleri var. 
Peki, bu eğitim sistemi devlet okullarında başarıyı artırmayacaksa ne işe yarayacak?
Benim beklentim bu reformla ve dönüşümle birlikte önümüzdeki yıllarda özel eğitim işletmelerinin artacağı yönünde… 
Ve bunların çoğunun yabancı sermayeli işletmeler olacağını bekliyorum.
Sanki Avrupa ve dünya pazarında doyuma ulaşan bu işletmeler bakir bir pazar olan Türkiye'ye girmek için bazı hukuki hazırlıkların yapılmasını zorluyorlar gibi…
Bir de Türkiye'de bunun sosyal alt yapısının hazırlanması gerekiyor; devlet okullarının başarısızlığının kabul ettirilmesi gibi… 
Çok iddialı olmamakla birlikte bu alanda, gelecekte ülkemizde çök önemli yabancı sermayeli eğitim işletmelerinin açılmasını bekliyorum. 
Bekliyoruz ve göreceğiz.
Yeni eğitim ve öğretim yılına başlayan çocuklarımıza Allah zihin açıklığı versin dileklerimizle…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık