• 04 Kasım 2014, Salı 8:49
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

YA TUZ DA KOKARSA!
 Her şeyi Göreleli şair Ahmet Kaçar bir dörtlükle anlatıvermiş, uzun söze gerek kalmamış aslında.
“Aslana kendi ikram eder inek budunu
 Elli gram et için hesap sorar kediye
 Rüşvet sayar fakire yarım çuval odunu
 Milyonları aştı mı adı bahşiş hediye!”
Ahmet Kaçar'ın bu dörtlüğüne neden ihtiyaç duyduk?
17 ve 25 Aralık operasyonlarıyla ülke gündemine gelen yolsuzluk ve rüşvet söylemleriyle ilgili savcılık takipsizlik kararı verdi. Bu gelişme biraz şaşkınlık biraz da tepkiyle karşılandı.
Bu karara saygı duymuyoruz diyenlerden değiliz ancak böyle bir dörtlüğü de dile getirmek gibi bir hakkımız olmalı herhalde!
Savcılığın bu kararı üzerine CHP bir eylem ortaya koydu ve adliye önlerine giderek etrafa tuz serptiler. Hani halk arasında bir söz vardır; Bir şey kokmasın diye tuzlanır denir. Türkiye'de adalet kokuşmaya başladığı için tuzlayarak bunun önüne geçmeye çalıştılar.
Yine halk arasında şöyle bir söz daha vardır: Bir şey kokunca tuzlanır ya tuz kokunca ne yapılır!
Bu takipsizlik kararı daha çok tartışılacağa benziyor. 
Bütün o olanlar bir göz yanılması mıydı? Takipsizlik kararı verildi diye Türkiye insanı o günlerde hiçbir şey olmadığına inacak mı? Velev ki olmamış olsun, adı geçenler bağımsız yargı karşısında aklanma ihtiyacı duymuyorlar mı? 
O bakanlar boşu boşuna mı istifa ettiler. Bir ülkede 4 bakanı istifaya götürecek bir gelişme yaşanıyor, dünya basını bile bunu önemli bir gelişme olarak kaydediyor ancak savcılık takipsizlik kararı veriyor.
Hükümet çok sayıda polis ve yargı mensubunun görev yerlerini değiştiriyor, Meclis'te o bakanlarla ilgili araştırma komisyonu kuruluyor, fezlekeler hazırlanıyor ve ülke kaynıyor ancak bütün bunlar için takipsizlik kararı çıkıyor. 
Hepsini koyun bir kenara, istifa eden bakanların açıklamaları bile başlı başına takip edilmeye değerdi. Yerli ve yabancı basında çıkan haberler ve diğerleri… Savcılık bunları ihbar kabul etseydi bunlar bile başlı başına soruşturma konusu olabilirdi.
Olan bu dört bakana oldu. Hiçbir şey olmadığı halde bakanlıktan oldular. Haksızlığa uğradılar. Mağdur oldular. Bakanlıklarına iade edilmeliler. Mevcut bakanlar istifa edenlerin göreve gelmeleri için o koltukları boşaltmalılar.
Devlet o bakanlara itibarlarını iade etmeli ve tazminat ödemeli. 
İşin mizahı bir yana şu anda görünen şu: 17 ve 25 Aralıkta operasyonu yöneten polis ve yargı mensupları görevden alındılar ve yerlerine süreci aklayacak polis ve yargı mensupları getirildi. Ve her şeyin üstü kapatıldı.
Bu algıyı değiştirecek bir şey yapılmadığı gibi süreçle ilgili takipsizlik kararı bu kanaatin olgunlaşmasına ortam sağlıyor. İşte CHP bunu pekiştirecek bir eylem ortaya koydu.
Belki de gerçekten 17 ve 25 Aralık bir kurguydu. Ancak o isimlerin yargılanarak kendilerini aklamaları ve kurguyu boşa çıkarmaları gerekirdi. Şimdi, hep savcının takipsizlik kararıyla paçayı kurtaranlar olarak anılacaklar. 
Kamu vicdanı diye bir kavram vardır. Bu kavramın özellikle hukuk alanında neler ifade ettiğini en iyi hukukçular bilir. Bir de kamu kanaati vardır onu da yine en iyi bu kanaatin oluşmasına neden olanlar bilir. 
Kamu kanaati kolay oluşmaz ancak bir kere de oluştu mu etkisi bin yıldan fazla sürer. 
Bir kamu kanaati oluşuyor yavaş yavaş, sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.
Ben kanaatimi Ahmet Kaçar'ın mısralarıyla özetledim.    

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık