• 09 Kasım 2016, Çarşamba 7:51
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ÜZÜLSEK Mİ SEVİNSEK Mİ BİLMİYORUZ
 Karmaşık duygular içerisindeyiz hem birey olarak hem de ülke olarak. Öyle karmaşık olaylar yaşıyoruz ki sevinsek mi üzülsek mi bilmiyoruz.
Üzüldüğümüz bir olayın aslında sevinilmesi gereken bir olay olduğu düşüncesiyle aklımız karışıyor. İşin içinden çıkamıyoruz. 
Toplumsal travma dersek haddimizi aşmış mı oluruz onu da bilmiyoruz.
Birkaç somut örnek vermek istiyorum.
Temmuz ayı içinde, 5 Temmuz'da Alucra'nın Tohumluk köyüne bir askeri helikopter düştü. Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru'nun eşi ve kızı da ararlarında olmak üzere 7 kişi kazada öldü. Komutan ağır yaralıydı.
Çok üzüldük. Yardıma koşan köylülerin görüntüleri günlerce televizyonlarda yayınlandı. Askeri personele resmi törenler yapıldı.
Öğreniyoruz ki Tuğgeneral Mustafa Doğru darbeciymiş ve terör örgütü mensubu olmaktan tutuklanmış. İstanbul gazetelerinde haberi var. Şimdi ne yapacağız, bir darbeci general daha tutuklandı diye sevinecek miyiz? 
Bilmiyorum. Bilen var mı onu da bilmiyorum.
Yine yöremizden bir gelişmeyle devam edelim. 
Görele'ye bağlı Çavuşlu beldesine kurulan çöp tesisine yöre insanı karşı çıkıyor. Kurulma aşamasında eylemler yapıldı, tepki gösterileri düzenlendi. Buna rağmen jandarma gözetiminde inşaat başladı ve devam etti.
Bu arada yöre insanı Ordu İdare Mahkemesine başvurarak yapımın durdurulmasını istedi. Ordu İdare Mahkemesi de başvuruyu yerinde bularak yürütmeyi durdurdu. Şu anda tesisler çalışmıyor. Başka nedenleri de var ancak ortada bir de mahkeme kararı var.
Bu karara o yörenin insanı çok sevindi. Hukuki mücadeleyi kazanmışlardı.
Geçen haftalarda yerel gazetelerde çıkan bir haber olayın seyrini değiştirdi. Meğer yürütmeyi durduran hâkimler terör örgütü mensubu çıkmışlar... Kafalar karıştı.
Bu hâkimler terör örgütüne mensup oldukları için mi yürütmeyi durdurdular yoksa gerçekten hukuki nedenleri mi vardı?
Yöre insanı şimdi de terör örgütüne mensup hâkimler görevden alındı diye sevinseler mi acaba! Bilmiyorlar, bilen var mı onu da bilmiyorlar. 
Bu hâkimler terör örgütü üyesi ise verdikleri kararlar yok hükmünde mi sayılacak? Dava yeniden mi görülecek? 
Bir örnek de ülke genelinden verelim. Özel yetkili savcı Zekeriye Öz'ü tanımayanımız yoktur. Meşhur Ergenekon davalarının özel yetkili gözü pek savcısı… Bütün ülke onu ne kadar da seviyorduk değil mi? En azından yüzde 50 si… Bu davaların sonunda askeri vesayet kalkacak ve ülkeye tam demokrasi gelecekti. Türkiye'de bir sevinç ortamı oluşmuştu. 
Meğer O da terör örgütü üyesi değil miymiş? Bütün ülke şok oldu! İşte toplumsal travma dedikleri bu olmalıydı. Yurt dışına kaçtı sonunda… Şimdi de başına 300 bin lira ödül konulmuş. Getir Öz'ü al parayı.
Sevinsek mi üzülsek mi bilmiyoruz. 
Bu örneğimizde uluslar arası olsun. Hani şu Rus uçağını vurduğumuzda ne kadar sevinmiştik değil mi? Emri ben verdim diyenden geçilmiyordu. 
Meğer o gün biz bir dostumuzun uçağını vurmuşuz. Onu da yeni öğrendik ve sevincimiz kursağımızda kaldı. Şimdi bir Rus uçağını vurduk diye sevinsek mi yoksa bir dostumuzun uçağını düşürdük diye üzülsek mi bilmiyoruz. 
Bilen var mı onu da bilmiyoruz. 
Karmaşık duygular içindeyiz velhasıl-ı kelam.
Zor günlerden geçiyoruz. Bu karmaşık duyguların bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz.  İşin de en kötü yanı bu olmalı!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık