• 04 Ekim 2018, Perşembe 9:09
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ÜRETİM VE TASARRUF
 Neredeyse 15- 16 yıldır duymadığımız bu iki kavramı sıkça kullanır olduk artık.
Ülke ekonomisinin düzelmesi için üretim ve tasarruf yapmalıymışız!
Kim söylüyor bunlar?
Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten en üst düzey yetkili… Ayın şeyleri ekonomi bilimcileri söylerken bıyık altından gülenler söylüyor. Hatta “Sen kimsin ya!” diye soranlar söylüyor. Bunları söyleyene kadar gel de siyaset yap diyenler söylüyor.
Demek ki neymiş? Her şeyin başı bilimmiş!
Peki bu saatten sonra yıllardır tüketime ve harcamaya alıştırdığınız bu ülkeyi üretim ve tasarrufa yönlendirebilir misiniz?
Zor görünüyor. Başarın da görelim.
Bu dönüşü bekliyor muyduk? Evet, bekliyorduk. En azından politika anlamında geçmiş uygulamaların yanlış olduğunu onlar da gördüler.
Gördüler ancak döviz fiyatları rekor kırıp ülkede iğneden ipliğe zam geldiği zaman gördüler. Kendilerine oy verenlerin bile az çok sesleri çıkmaya başlayınca gördüler.
Olan oldu artık, dolar bir daha 4.50 ye iner mi? İnmez… 1.6 ya geriler mi? Asla gerilemez. Bugüne kadar uyguladıkları ekonomik politikaların doğru olmadığını halka çok pahallıya ödettiler.
Bu yönetimin tuhaf bir davranış şekli var. Neredeyse her konuda burunlarının dikine gidiyorlar. Nereye kadar? Burunları bir yerlere toslayana kadar!
Yaptıkları uygulamaların doğru olmadığını söylediğinizde veya yazdığınızda kulak asmıyorlar. Kulak asmak bir yana sizi azarlıyorlar, vatan haini ilan ediyorlar, terörist diyorlar.
Bu davranışın iki nedeni olmalı. Ya gerçekten söylenenleri anlamayacak kadar konudan uzaklar ya da çok inatlar. Geçmişten onlarca örnek verilebilir buna.
Atatürk bunu “gaflet ve delalet” olarak dile getirmiş Gençliğe Hitabesi'nde.
Bugün terörist dedikleri Gülen için geçmişte din adamı diyorlardı. Bugün ABD aynı kişiye din adamı deyince kızıyorlar.
Bir ayda gidecek dedikleri Esat gitmedi. Ergenekon ve Balyoz dediklerinin kumpas olduğunu da ülke yandıktan sonra anladılar.
Ekonomi politikaları da çok eleştirildi bu yönetimin. Muhalefet dile getirdi, gerçekçi yayınlar yapan kuruluşlar yazdılar ve söylediler. Bilim adamları açıkladılar.
Bu ülkede üretim ve tasarruf yapılmıyor, bu böyle gitmez dediler. Bunu diyenlerin bir başlarına çuval geçirmedikleri kaldı. Halkı karamsarlığa ve ümitsizliğe sürüklüyorsunuz, ülkede her şey güllük gülistanlık dediler.
Her şeye muhalefet ediyorsunuz diye dalga geçtiler. Halk memnun; memnun ki bize oy veriyor dediler. Demokrasinin sadece sandık olduğunu zannettiler.
Ve bugün Türkiye Cumhuriyeti bu noktada… Adını ne koyarsanız koyun, ülkemizin ekonomik bir sıkıntı yaşadığı ap açık ortada. Bu sıkıntıdan çıkışın formülü de üretim ve tasarrufmuş. Öyle diyorlar.
Şu bir gerçek: Üretmeyen ekonomilerin sonucu hüsrandır. Tasarruf etmeyenlerin de sonu hüsrandır. Bir mirasyedi gibi yönettiğimiz ülkenin geleceği nokta buydu.
Yerli üretimi elimizin tersiyle itip dış alıma ağırlık verirseniz elbette yabancı paraya ihtiyacınız olacak. Öyle olunca da yabancı paranın değeri artacak.
Şimdi asıl sorun 15-16 yıldır tembelliğe ve tüketime alıştırdığınız bu toplumu yeni baştan üretmeye ve tasarrufa nasıl yönlendireceğiniz!
Tarımda ve sanayi de ülkemizin en önemli toprak ve tesislerini elden çıkardıktan sonra üretimi nerede yapacağınız. Yılladır ekip dikmediğiniz toprakları yeniden nasıl verimli hale getireceğiniz… Hiçbir sanayi tesisi kurmadığınız bu ülkede nasıl üretim yapacağınız!
Tasarrufa gelince: Önce yönetimden başlamazsanız ve insanları buna inandırmalısınız… O da olacak gibi görünmüyor efendim.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık