• 08 Mayıs 2015, Cuma 9:14
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

ÜÇ DÖNEM KURALININ ŞİFRESİ
 2000 li yılların başında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurucularından aktif siyasette Sayın Erdoğan'ın dışında hiç kimse kalmadı.
Bazıları daha işin başında, bu benim düşlediğim siyasi parti değilmiş, ben böyle bir yapılanmanın içinde olamam diyerek istifa edip ayrıldı. Bazıları ise ilerleyen zaman içinde yanıldığını düşünerek istifasını verdi ve yollarını ayırdı Adalet ve kalkınma Partisi'yle.
Üç Y; yani yolsuzluklarla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele felsefesiyle kurdukları siyasi partinin iktidarında işlerin hiç de böyle yürümediğini ifade ederek istifalarını verdiler. Genel Başkanları değiştim demişti ama hiç değişmemişti.
Bazıları seçilemeyecek yerlerden belediye başkanı adayı olarak gösterildiler ve seçilemeyerek aktif siyasetin dışında kaldılar. Milletvekili sıralamasında seçilemeyecek sıraya konularak partiden uzaklaştırılanlar da oldu. 
Bir de meşhur üç dönem kuralı vardır bu partide. Bazıları bu kurala uydurularak siyasetin dışına itildiler. Son kurucu siyasiler de 7 Haziran 2015 de yapılacak genel seçimle gidiyorlar. 
Gitmeyen tek isim Recep Tayyip Erdoğan. 
Üç dönem kuralı hepimize ilginç gelmişti. Öyle koltuğa yapışan siyasetçi modeline son verecekti üç dönem kuralı. Özellikle siyasette gençlerin önü açılacaktı. Kadrolar sürekli yenilenecek, parti içinde herkese fırsat yaratılacaktı. 
Dinozorlar dönemi ortadan kalkacaktı. Kaşarlına kadar beyazlamış kart siyasetçiler olmayacaktı bu partide. Her dönem taze kan gelecekti. 
Buraya kadar tamam; her siyasi partinin kendisine has felsefesi olmalı.
Ama bugün yapılan yorumlar durumun hiç de böyle olmadığı yönünde. 
Kurucularından hiç birsinin aktif siyasette olmayışı ve sadece Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olarak kalmış olması üç dönem kuralının Sayın Erdoğan'ın bir kurgusu olduğu yorumlarına yol açıyor.
Dahası Sayın Erdoğan'ın başkanlık sistemi istemesiyle, kendisini başkan seçtirme yönünde oluşturduğu algıyla bu yorumlar destekleniyor. Erdoğan'ın bazı konularda kendisini frenleyen kurucu arkadaşlarından bu yolla kurtulduğu, gençleri ve yeni gelenleri daha kolaylıkla etkisi altına alabileceği görüşü oldukça yaygın.
Denilebilir ki Erdoğan artık partili değil, yasal olarak tarafsız bir cumhurbaşkanı… Ama buna kimseyi inandıramazsınız. O hâlâ bir genel başkan gibi faaliyet gösteriyor. Her fırsatta yaptığı konuşmada gönlündeki siyasi partiye 400 milletvekili istiyor. 
Konuşma şekli, üslubu, davranışları ve ses tonuyla hangi partiyi işaret ettiği ettiğini hepimiz biliyoruz. Ya başkanlık sistemine ne demeli! 
Geçmişin meşhur siyasetçisi gibi “ Kendim için istiyorsam namerdim” demiyor. 
Eğer bütün bunlar gerçekten bir tesadüf değilse üç dönem kuralının bir kurgu olduğuna inanası geliyor insanın. Bugüne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi'yle özdeşleşmiş isimler artık siyasette yoklar.
 Ne kadar başarılı olduğunuz, ne kadar yapıcı ve ılımlı olduğunuz, ne kadar siyasi deneyiminizin olduğu hiç de önemli değil. Üç dönem kuralı bütün bu siyasi birikimlerinizi bir yana atarak sizi aktif siyasetin dışında tutuyor.
Bütün bunlardan bir isim müstesna… O da tek adam olma yolunda!
Bu arada hiç kimse 3 Y kuralını hatırlatmıyor.
Bari biz yazımızı o kuralları hatırlatarak bitirelim de birileri bu kuralları koyan siyasilere koydukları kurallara ne kadar uyduklarını sorma cesareti gösterir.
Yolsuzlukla mücadele, 
Yoksullukla mücadele
Ve yasaklarla mücadele…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık