• 24 Mart 2012, Cumartesi 9:38
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TÜRKLERİ YÖNETMEK
Türk devletlerini zapt etmek çok zormuş ama bir kere ele geçirince yönetmek çok kolaymış.
Machiavelli 1469- 1527 yılları arasında yaşamış; İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. Düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair ve yazardır. Tarih ve politika biliminin kurucusu sayılır.
Mümtaz'er Türköne 15. yüzyılda yaşamış Machiavelli'nin bu tespitini bir yazısında kullanmış ve altını çizmiş. “ Türk devletlerini zapt etmek çok zordur. Ama bir kere ele geçirmeyi başarırsanız yönetmek çok kolaydır.”
Geçmişten bugüne değişen bir şey olmamış. O gün öyleymiş bu gün de böyle. 
Mühim olan yönetimi ele geçirmek, yönetmek kolay.
Çok partili döneme geçişten bu yana ülkede yönetimi ele geçirenler kolay kolay koltuklarını kaybetmezler. Çok önemli bir olumsuzluk yaşanmadıkça ve yönetimi ele geçirmeye uğraşan diğer bir grup bu olumsuzluğu iyi işleyemediği sürece seçimle iktidara gelenler seçimle gitmemişlerdir.
Örnek mi diyorsunuz? 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1970, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997… Bu tarihlerde bilinenaskeri gelişmeler yaşanmasaydı o gün ülkeyi yönetenlerin seçimle gitmeleri mümkün değildi. 
Onlar da yönetime gelmek için çok uğraşmışlardı ancak ülkeyi yönetmede o kadar zorlanmıyorlardı. Önleri kesilmeseydi onları seçimle değiştirmek neredeyse imkânsız gibiydi.
Bu gün üç dönemdir ülkeyi yönetenlerin siyasi konumlarını korumaları da Machiavelli'yi doğruluyor. 
Sokakta insanlarla konuşuyorsunuz herkes şikâyet ediyor. Asgari ücretle çalışan aldığı ücretten, sigortasının yatırılmadığından, çalışma şartlarının zorluğundan şikâyet ediyor. Memur işçi ve emekli aldığı maaştan yakınıyor. Esnaf işlerin iyi gitmediğini söylüyor. Köylü tarımın ve hayvancılığın bittiğinden dert yanıyor. 
Gelir dağılımında ciddi bir adaletsizlik varmış, çarşıda pazarda fiyatlar el yakıyormuş. Yoksulluk sınırı 2 bin TL'ye yaklaşmış, kredi kartı borçluları her gün hızla artıyormuş. Piyasada para yokmuş, bankalar kredilerle insanları borçlandırmışlar ve piyasadaki paraları çekip alıyorlarmış.
Akaryakıta her gece zam geliyormuş. Tüp fiyatlarına yetişilmiyormuş.
Seçilmiş vekiller ve gazeteciler cezaevlerinde tutuluyormuş. Generaller tutuklanırken birilerini korumak için bir gecede kanun çıkartılıyormuş.
Ülke olarak bütün komşularımızla kavgalıymışız. Batılı ülkelerin çıkarlarını korumak için Suriye ile savaşın eşiğine gelmişiz. Terörü ortadan kaldıramamışız.
Şikâyetleri uzatın uzatabildiğiniz kadar. Eğer bu şikâyetler gerçekçi ve samimiyse bu ülkeyi yönetenlerin işbaşında kalmaları mümkün değil. Bunlara rağmen kalabiliyorsa bunun sosyolojik ve toplumsal bir açıklaması olmalı. 
Ya insanlar söylediklerinde dürüst değiller ya da oylarının yönünü belirlemede başka etkenlerin baskısı altında kalıyorlar. Bu da Türk olmalarından kaynaklanıyor olmalı… 
Türkleri yönetmenin kolaylığı da buradan geliyor herhalde; bu kadar şikâyete rağmen şikâyet ettikleri siyasi partiye oy vermeleri ve yönetime devam etmesini istemeleri yönetmenin kolaylığını sağlıyor. Yönetenler de bunu yapıyorlar.
Machiavelli bunu 15. yüzyılda keşfetmiş bizimkiler de 20. yüzyılda. Tek fark bu…
O gün bu keşfi yapanlar belki bunun tadını çıkartamadılar bugün fark edenler doya doya tadını çıkartıyorlar. Bir başka fark ta bu olmalı…. 
Yönetilenlerde bir gelişme olmazken yönetenler çağ atlamışlar. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık