• 11 Mayıs 2017, Perşembe 8:56
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TÜRKİYE YENİ Mİ MÜSLÜMAN OLDU?
Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: Türkiye 2004 yılından sonra mı Müslüman oldu?
Konu Avrupa Birliği… Yine kanlı bıçaklıyız ya! Hani Müslüman bir ülkeyiz diye bizi almıyorlar ya, hani haçlı zihniyetiyle 54 yıldır Türkiye'yi kapılarında bekletiyorlar ya! 
Geçen hafta Türkiye'nin gündeminde bir de bu vardı, başka derdimiz yokmuş gibi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye'yi yeniden siyasi denetime aldı.
Yeniden diyoruz çünkü 2004 de siyasi denetimden çıkarmıştı.
Bu karar üzerine ülkeyi yönetenler; bunun siyasi bir karar olduğunu ve Türkiye'nin Müslüman bir ülke olduğu için bu kararın alındığını söylediler. 
Peki 2004 de Türkiye'yi siyasi denetimden çıkardıklarında biz Müslüman değimliydik? Türkiye 2004 yılından sonra mı Müslüman oldu? 
Eğri oturup doğru konuşalım mı?
 Ne Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi almak gibi bir niyeti var ne de Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin Avrupa Birliği'ne girmek gibi bir niyeti var? Her iki taraf da iç politikada bu konuyu yıllardır malzeme yapıyor. 
Bugün de iç siyaset malzemesi olarak kullanıyor her iki taraf da.
Son olarak Sayın Cumhurbaşkanı diyeceğini dedi: “Ya o fasılları açarsınız ya da biz yapacağımızı biliriz…” Şimdi AB tutuşmuştur!
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin temel felsefesi olan Milli Görüş Hareketi oldum olası AB'ye karşıdır zaten. Batı kulübü olarak tanımlar AB'yi. Milli Görüş batıya tümden karşıdır.
Bugün ülkeyi yönetenler de her ne kadar o gömleği çıkardık diyerek iktidara gelse de yönetim anlayışı olarak aynı çizgide olduklarını ap açık ortaya koymaktalar. Onun için de AB gibi bir dertleri yoktur.
Avrupa Birliği'nin çeşitli evreleri olmuştur. Kuruluş yıllarında Ortak Pazar olarak anılıyordu. Sonra Avrupa Ekonomik Topluluğu oldu. Şimdi de Avrupa Birliği.
Bugün ülkeyi yönetenlerin siyasete yeni atıldıkları yıllardı ve “Ortak Pazar Millete Mezar” diye slogan atıyorlardı. Hatta “Onlar Ortak Türkiye Pazar” diye de bir sloganlar vardı.
O görüş bugün işbaşında ve AB'ye o mantıkla bakıyorlar.
Onların temel anlayışları doğuya yönelmek!
Avrupa Birliği 54 yıldır kapısında bekletiyor mu? Beklemeyin kardeşim, çarpın kapıyı çıkın… Ama öyle yapmıyorlar; 2004 de siyasi denetim dışına çıkınca alkışlıyorlar, yeniden bir alt lige düşünce halka şikâyet ediyorlar.
Müzakere tarihi almayı AB'ye girmiş gibi sunuyorlar. Heyet Avrupa fatihi gibi karşılanıyor. Gazeteler AB logolarıyla çıkıyor. Abartılıyor, şişiriyorlar, parlatıyorlar…
Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı hiç mi tutarsızlığı olmadı? Olmaz olur mu, saymakla bitecek gibi değil. Ama biz bunları hep sineye çektik. En son mülteciler için vermeyi söz verdikleri paraları vermediler.
Bu bir anlaşmaya bağlıydı, onlar uymadıysa Türkiye de uymasın anlaşmaya… Hayır, biz AB'yi halkımıza şikâyet ederek siyaset yapıyoruz.
AB'nin son aldığı kararla Türkiye; Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna- Hersek, Gürcistan, Moldova, Rusya Federasyonu, Sırbistan ve Ukrayna ile aynı statüye ortak oldu. Bakar mısınız düştüğümüz duruma!
Türkiye AB ilişkilerinde ülkemizi yönetenlerin samimi olmadığını düşünüyorum. Konuyu iç politika malzemesi yapmak için evirip çevirdiklerini düşünüyorum. 
Kriterleri koyanlar onlar; ya uyarsın ya da ben yokum der çıkar gidersin.
Son olarak iki rakam vererek ilişkinin bir başka boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Türkiye 2016 yılında AB ülkeleriyle şöyle bir ticari ilişki içinde bulunmuş:
İhracat 66,7 milyar Euro, ithalat 78. 01 milyar Euro…
Bizi birbirimize bağlayan o karmaşık bağ bu olmasın!
Yoksa kimse kimsenin gavur mu Müslüman mı olduğuna bakmıyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık