• 28 Ocak 2016, Perşembe 8:59
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TRUVA ATI
 Televizyonlarda yayınlanan görüntülere bakıldığında, gazetelerde yer alan fotoğraflara bakıldığında görünen manzara şu: Ülkemizin belirli yerleri işgal edilmiş ve silahlı kuvvetler oraları geri almak için savaşıyorlar.
İller, ilçeler ve diğer yerleşim yerleri meğer işgal altındaymış da haberimiz yokmuş.
Asker sayısı, kullanılan silahlar, toplar ve tanklar işgalin boyutunu ortaya koymaya yetiyor. Hendekler ve barikatlar ise işgalcilerin savunmaya yönelik ne tür hazırlıklar içinde olduğunun bir göstergesi.
Her gün şehit haberleri ve al bayrağa sarılı şehit cenazeleri gelmeye devam ediyor. 
Elbette ateş düştüğü yeri yakıyor. 
Analar ağlıyor, çocuklar ağlıyor, sevgililer ağlıyor, nişanlılar ağlıyor; Türkiye ağlıyor.
Yönetim nutuk atmakla meşgul; Orhan Veli'nin dediği gibi: “Neler yapmadık şu vatan için; kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik…”
Herkesin aklında şu soru: Bu boyutta yığınak yapılırken, hendekler kazılırken, toprak altına el yapımı patlayıcılar gömülürken; iller ve ilçeler böylesine işgal edilirken yönetim neredeydi? 
Bütün atılan bu nutukların içinde bu sorunun cevabını bulamazsınız. 
Bütün bunlar olurken yönetim zılgıt çekiyordu, düet yapıyordu, İmralı'nın mektuplarını okuyordu. Barış süreci, çözüm süreci gibi hukuki mesnetleri olmayan hayallerin peşinde koşuyordu. 
Terör örgütü silahlarını gömerek sınırlarımızın dışına çıkacak ve terör bitecekti. 
Bir süre sonra böyle bir çekilmenin olmadığı anlaşılmasına rağmen, seçimleri kazanma adına sürecin devam ettiğini biliyoruz. 
Nitekim yapılması planlanan üç seçimin yapılmasıyla eller yeniden tetiklere gitti.
Şimdi yönetimin söylediği bir şey var: Terör örgütü bizi kandırdı.
Güler misin ağlar mısın; terör örgütü bu elbette sizi kandırmaya çalışacak, elbette sizi aldatmaya uğraşacak; bundan daha normal ne olabilir ki?
Siz kanmayacaksınız beyler! Siz aldanmayacaksınız. 
Adı üstünde, terör örgütü; Her ne yapabiliyorsa yapacaktır..Sizi aldatması da bir savaş taktiğidir, bir savaş hilesidir, bir oyundur. Sizin bu oyuna gelme lüksünüz yoktur.
Aldatıldık dediğiniz gün zaten yönetimi bırakmış olmanız gerekirdi. Bu kadar önemli bir konuda böylesine vahim hatalar yapanlar bunun bedelini ödemek zorundadırlar.
Baldıran zehri işte böyle vahim hatalarla ülkenin başına böylesine büyük belalar açtığınızda içilir. 
Siz terör örgütünden sözünde durmasını mı bekliyordunuz… Bunun uluslar arası bir karşılığının olduğunu mu düşünüyordunuz? Mesela terör örgütünü Birleşmiş Milletlere şikâyet etmek falan gibi… 
Karşınızda bir devlet falan yok, her an suç işlemeye hazır bir terör örgütüyle müzakere yapıyorsunuz. Hayır, biz terör örgütüyle görüşmüyoruz, siyasi uzantılarıyla görüşüyoruz diyecekler… Allah aşkına ne demek terör örgütün siyasi uzantısı… 
Şimdi herkes o meşhur sürece bir ad bulmaya çalışıyor: En anlamlısını Sayın Cumhurbaşkanı buldu, Silah Stoklama Süreci.
Biz de yazımız okunsun diye Trova Atı dedik bu sürece… Hani efsaneyi bilirsiniz:  
Yunanlı komutan Odysseus'un Truva'yı ele geçirmek için uyguladığı bir savaş hilesidir. Odysseus tahtadan büyük bir at yaptırır ve içine en iyi askerlerini koyarak geri çekilir. Truvalılar tahta atı savaş ganimeti zannederek kalenin içine aldıklarında askerleri de kaleye almış olurlar. Ve on yıl süren savaşı kaybederler. 
Hani bizimde Malkoçoğlu filmlerinden bildiğimiz sahneler vardır ya. Sandık içinde veya şarap fıçılarının içinde düşman kalelerine girmek gibi…
İşte ülkemizin yaşadığı bu süreç tam da Trova Atı süreci olmuş. Yapanlar utansın. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık