• 24 Temmuz 2013, Çarşamba 9:35
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TORBA YASALARIN HIZI
 Meclisin görevi yasa yapmak, ama nasıl! Alel acele, yangından mal kaçırır gibi mi?
Bu ara torba yasalar moda oldu. Değişik konularda yapılmak istenilen değişiklikler bütünlükten uzak, tek tek onaylanarak yasalaşıyorlar.
Tatile girmeden önce vekillerimiz yoğun bir mesaiyle Meclisten bir tomar yasa değişikliğini süratli bir tempoyla geçirerek yapmaları gerekenleri yaptılar. 
Ve gözleri arkada kalmadan tatile çıktılar.
İstanbul gazetelerinde çıkan bir habere göre son on günde, günlük 13 saatlik bir çalışmayla 80 yasada 200 değişiklik yaptılar.
Bu ne hız diyesi geliyor insanın! Şu performansa bakar mısınız?
İnsan parmak kaldırıp indirmekten yorulur. 
Uyurken çekilmiş fotoğrafları gazetelerde yer alan vekile hak vermemek mümkün mü? Hatta o yorgunlukla ne dediğini bilmeden bayan gazetecilere söyledikleri için partisinin disiplin kuruluna verildi. 
Belki de siyasi sonu olacak!
Başka ilginç gelişmeler de yaşanıyor torba yasa çıkarmaya çalışan mecliste:
Mesela, hükümetin verdiği bir önerge hükümeti oluşturan siyasi partinin milletvekilleri tarafından ret edilmiş. Yorgun vekiller önergeyi muhalefetin verdiğini zannederek ret oyu kullanmışlar. Yani kendi önergelerini kendileri ret etmişler. 
Belli ki önergeleri okumuyorlar, okunduğunda dinlemiyorlar, içeriğiyle ilgilenmiyorlar, üzerinde çalışmıyorlar, danışmanlarıyla müzakere etmiyorlar, fikir yürütmüyorlar, kafa yormuyorlar.
Gelecekte ne getirip ne götüreceğini hesap etmiyorlar. Kişisel düşünceleriyle ölçüp tartmıyorlar. Ülke açısından ne anlama geleceğini merak etmiyorlar. Vatandaşı ne kadar ilgilendirdiğini dert etmiyorlar.
Bir orkestra şefinin elindeki batonu kaldırmasıyla ellerini kaldırıyorlar, indirmesiyle indiriyorlar. 
Onlara sorarsanız yasa yapıyorlar!
Geçmişte bu yöntemle çıkartılmış yasaların kimlerin başına ne gibi dertler açtığını yaşayarak gördük. Kişilerin başına açtığı dertler bir yana ülkenin başına ne dertler açtığını gördük ve daha çiçeği burnunda, mürekkebi kurumamış yasaları değiştirmek zorunda kaldık.
Özel yetkili mahkemelerle ilgili yasalardan tutun da şike yasasına kadar, MİT yasasına kadar onlarca örnek gösterilebilir. 
Bu yasalar da böyle bir telaşla çıkartıldı ancak bir süre sonra yasayı çıkartanlar tarafından değiştirilmek zorunda kalındı. 
Okunmadan, tartışılmadan, ilgili kurumların görüşü alınmadan, yeterince müzakere edilmeden, getirileri götürüleri enine boyuna hesaplanmadan çıkartılan yasaların uygulanabilir olup olmadığı sonradan görüldü ki değiştirilmek zorunda kalındı.
Onca mesai boşa gitti. 
Buna kabaca “ Ben yaptım oldu “ anlayışı diyoruz. Yapıyorsunuz ama olmuyor!
Peki, nedir telaşınız? 
Son durumu ele alalım; bir an önce tatile mi çıkmak istiyorsunuz?
Tamam çıkın; tatil dönüşü yapalım 80 yasadaki 200 değişikliği… Hem dinlenmiş bir kafayla daha verimli olursunuz, daha gerçekçi gözlemlerde bulunabilirsiniz. Daha sağlıklı öngörülere sahip olabilirsiniz. 
Hem de kendi önergenizi ret edecek kadar dalgın ve umursamaz olmazsınız.
İnsanın aklına bu yasa değişiklikleriyle bir yerlere bir mesaj gönderiliyor olmasın düşüncesi geliyor. Yasaların eksikliği görülüp giderilene kadar birileri bu boşluktan yararlansın düşüncesi olabilir mi bu telaşın ardında? 
Başka bir açıklama gelmiyor aklıma!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık