• 27 Haziran 2012, Çarşamba 9:22
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TERÖRÜN BİTECEĞİNE İNANIYOR MUSUNUZ?
Terörle ilgili böylesine karmaşık kavramların havada uçuştuğu, kimsenin kimseyi anlayamadığı, kararlı ve istikrarlı politikaların üretilemediği, müttefiklerimizin sözde bilgi aktarımından öteye hiçbir şey yapmadığı, komşularımızla yaptığımız görüşmelerde tarafların samimi olmadığı ve ülkeyi yöneten hükümetin tutarsız yöntemler sergilediği güzelim Türkiye'mde bu gidişle terörün biteceğine ben inanmıyorum.
Hakkari'nin Dağlıca bölgesindeki askeri birliklerimize teröristlerce düzenlenen saldırılarda 8 askerimiz şehit oldu. Bunlardan Yaşar Doymuş Tireboluluydu ve acısı yüreğimizi dağladı. Allah rahmet etsin ve mekânı cennet olsun; nur içinde yatsın. Allah ailesine sabır versin.
Dileklerimiz diğer şehitlerimiz için de geçerli. Hatta bugüne kadar bu vatan için şehit düşen herkes için geçerli.
Terörün biteceğine neden inanamıyorum? Bununla ilgili çok bilimsel ve akademik verilerden bahsetmemize gerek yok. Onu zaten işin uzmanları yapıyorlar. Benimkisi sıradan gözlemlerden öteye geçmeyecek basit tespitler olacak.
Bir kere, daha işin adını koyamadık. Ülkemizde yaşanan bir terör sorunu mu Kürt sorunu mu? Türkiye'nin bir terör sorunu mu var, Kürt sorunu mu var?
Bunun adını koyamazsak, bu kavramı netleştiremezsek bu sorunu çözemeyiz.
Geçmişte Türkiye'nin terör sorunu vardı, bugün bu Kürt sorunu olarak tanımlanıyor. Kavramlar hâlâ net değil.
Ülkemize saldıran terör örgütün adı bile tam konulamamış. Yazılarımda bu örgütün adını anmamak gibi bir kararlılığım olmasına rağmen bu defalık yazmak zorundayım; söz konusu terör örgütünü bazılarımız Pe Ka Ka olarak ifade ederken bazıları da Pe Ke Ke diye adlandırıyor. Orada bile ortak bir dilimiz yok.
Peki ülke olarak milli bir politikamız var mı? Terörün başladığı yıldan bu yana geçen zaman içinde her gelen hükümetin farklı bir politikası oldu. Bugünkü hükümetin de sözde kendince bir politikası var.
Var ama öyle tutarsız ki bugün dedikleriyle yarın ki birbirini tutmuyor.
Demokratik Açılım diye bir kavram ortaya atıyorlar ama bu anlamda hiçbir şey net değil. Şunları yapacağız diye net ifadeler kullanamıyorlar. Demokratik Açılım sürecinde Habur' dan girenlerin yaptığı gövde gösterisine ilk gün seyirci kalıyorlar ikinci gün tepki veriyorlar.
Hükümetin güçlü bir iktidar olmasına rağmen bu konuda net bir politikası ve söylemi yok. Başbakan “ Er ya da geç başaracağız “ demiş. Başka bir Başbakan da “ Ya bitecek ya bitecek” demişti. Bitecek demekle bitmiyor. Başaracağız demekle de başarılmıyor.
Muhalefete sorarsanız onların da fikirleri çok açık değil. Akîl Adamlar Komisyonu kuracaklar ve onlar çözüm üretecekler. Allah Aşkına birileri anlaşılır bir şey söylesin!
Terör örgütün başıyla yapılan söyleşiler var. Onlara da ne istedikleri soruluyor. Onların da ne istediğini anlayana aşk olsun. Onlar da net konuşmuyorlar; Demokratik Özerklik istiyorlarmış. Siz Demokratik Özeklikten ne anlıyorsunuz? Ne istiyor olabilirler sizce!...
Bir başka kavram karmaşası da örgütle yapılan müzakereler. Hükümet terör örgütüyle müzakere yapmazmış ama devlet yapabilirmiş… Müzakere hukuki bir kavramdır. Tarafların hukuki kimlikleri vardır. Müzakerede uzlaşılan konular tarafları hukuken bağlar. Terör örgütünden bunu bekleyebilir misiniz?
İşte dolaylı olarak yapılan görüşmelerin basına sızdığı günlerde terör örgütünün yaptığı eylemler ortadayken teröristlerin müzakerede uzlaşılan konularda kararlara bağlı kalacağını nasıl garanti edeceksiniz?
Uzayıp giden bu kavram kargaşasını gördükçe terörün biteceğine inanamıyorum.
İnanalar varsa onların da umutlarını kırmak istemem. İnşallah düşleri gerçek olur.  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık