• 24 Ağustos 2012, Cuma 9:56
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

TEK ADAMLARIN ÜLKESİ
 Derneklerin, sendikaların, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, spor kulüplerinin, siyasi partilerin ve ülkenin demokratik bir yöntemle idare edildiği mi düşünüyorsunuz? 
En azından öyle biliniyor veya hukuken öyle.
Hepsinin bir yönetim planı var; belirli zamanlarda seçimler yapılıyor ve bir yönetim kurulu oluşturuluyor. Hepsinin bir denetim ve disiplin kurulu var. Kararlar bu yönetim kurulu aracılığıyla alınıyor ve uygulanıyor.
Ancak bütün bunların üstünde bir Tek Adam var. Bir başkan var.
Bütün bu saydığım yapılanmalarda bizim ülkemizde bir Tek Adam zihniyeti hâkim. Bütün bu yapılanmalarda ikinci adam göremezsiniz. Başkan ne derse o olur. Ve bu başkanlar kolay kolay değişmezler. 
Başkanlar ileride kendilerine rakip olur korkusuyla ikinci bir adam istemezler. 
Hatta ikinci adamın yetişmesine izin vermezler, her fırsatta önünü kesereler.
Her şeyi başkanlar bilecekler, her konuda onlar karar verecekler!...
Dernekler, sendikalar, meslek odaları ve diğer sivil toplum kuruluşları o kadar göz önünde olmadıkları için o Tek Adam hâkimiyetini çok da fazla önemsemeyiz ancak siyasi partilerdeki Tek Adam hâkimiyeti ap açık ortadadır. 
Siyasi partilerin Tek Adamları her konuda bilgili ve yetki sahibidirler. Son sözü onlar söylerler. Yardımcılar ve yönetim kurulunda görev alanların işi Tek Adamın fikirlerini topluma yaymaktır. 
Siyasi partilerin Tek Adamları partilerinde ikinci bir ismin ortaya çıkmasına izin vermezler. İlk kongrede kendilerine rakip olabilecek isimlerin ortaya çıkması onları telaşlandırır ve fazla palazlanmasına izin verilmeden bir şekilde etkisiz hale getirilirler.
Bu ikinci adamsız yönetimlerde Tek Adamın bir şekilde görevden ayrılması büyük krizlere yol açar. Yerine kimin geçeceği bilinmediği için koltuk kavgaları kaçınılmazdır.
Yakın geçmişte bu görüşü destekleyen iki önemli gelişme yaşadı Türk siyasi tarihi…
1980 sonrası kurulan Anavatan Partisi Tek Adam yönetimi anlayışıyla ikinci adam yetiştirmediği için Genel Başkanları Turgut Özal Cumhurbaşkanı olunca darmadağın oldular.
Aynı gerçeği deneyimli siyaset adamı Süleyman Demirel'in partisi de yaşadı. Demirel de partisinde ikinci adamın yetişmesine izin vermediği için Cumhurbaşkanı olduğunda arkasında partiyi teslim edeceği bir isim bulamadı. 
O parti de Genel Başkanları cumhurbaşkanı olunca dağılmak durumunda kaldı.
Gelelim günümüze; bugün de ülkede tam bir Tek Adam yönetimi yaşanıyor. 
Buna bazıları parti içi disiplin deseler de her şeye rağmen genel başkanın dediği oluyor. Her şeyi bilen, her konuya vakıf, her alanda yanılmaz görüşler taşıyan genel Tek Adam her konuda son sözü söyleme yetkisini kendisinde buluyor. 
Hukuken var olan kişi ve kurumları istediği gibi istediği kararların alınmasında yönlendirebiliyor. 
O da ikinci adam yetiştirmiyor, yetişmesini istemiyor.
Son aylarda Meclis tatile girmeden önce çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışanların kıdem tazminatıyla ilgili bir çalışma yaptı. Toplumda çok yankı bulan bu çalışmanın içeriğini, getirisini götürüsün ayrı ayrı tartışabiliriz. Tartışıldı da! 
Çalışanların hak kaybı olacağını söyleyenler de oldu kazançlı çıkacağını öne sürenler de… Emekliği düşünenler de oldu ne yapacağını bilemeyenler de…Bakanlık buna çok ciddi bir mesai harcadı.
Sonra ne mi oldu? Tek Adam bu çalışmaların rafa kaldırılmasını istedi ve şu anda gündemden kalktı. 
Bu yasanın ülke için çok hayırlı olacağını savunanlardan ses gelmedi, bu konuda önemli yazılar yazanlardan da ses gelmedi. 
En önemlisi aylarca bu konuda çalışma yapan bakanlıktan ve bakandan da ses gelmedi. 
Sizin anımsadığınız başka örnekler de vardır mutlaka!  
Tek Adamların yönettiği ülke, Türkiye…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık