• 30 Ekim 2019, Çarşamba 16:24
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SURİYE DENKLEMİ

En az yüz yıllık ve çözümsüz bir denklemin sadece bir bölümünü kapsar. Önemli olan o denklemi çözmeye çalışmaktan çok, bilinmezliklerine girmemektir.
Türkiye uzun yıllar bu denklemin çözümüne kalkışmadı. Her tarafa eşit mesafede durmayı başardı. Ta ki son dönemde bu hükümetin Şam'da namaz kılma arzusunun ortaya çıktığı güne kadar.
O gün hangi gündü derseniz; Kardeşim Esat'tan zalim Esat'a geçtiğimiz gündü.
Türkiye de artık denklemin içindedir. Çözmeye çalıştıkça çarpanları artıyor.    
Geldiğimiz noktanın hiçbir açıklaması yoktur. Zafer mi kazandık mağlubiyet mi yaşıyoruz, Türkiye'yi yönetenlerin bile kafası karışıktır bu konuda. Onların bile bir tanımı yoktur.
Bu hükümet hep İsrail'e karşıymış gibi bir söylem içindedir. Geçmişte Golan Tepeleri'ni işgal ve ilhak eden İsrail'e karşı savaşan Suriye'nin bugün düşmanı olmak nasıl açıklanabilir?  Türkiye' nin Suriye' ye düşman olması İsrail'in işine gelmez mi? 
Türkiye Arap Baharı safsatasına inanıp Esat'a düşman olmasaydı bugün güney sınırımızda bir terör devletinin kurulması söz konusu bile olmayacaktı. O terörist dediğimiz gruplar oralarda tutunamayacaklardı. Bugün Türkiye'nin yaptığını o zaman Suriye yapacaktı.
Türkiye'nin bir sınır güvenliği sorunu olmayacaktı. Güvenli bölge falan da gerekmeyecekti.
Güney sınırımızdan gelebilecek her türlü tecavüz karşısında Suriye'yi muhatap alıp hesap sorabilecektik. Gerekirse hukuki statüsü olan bir devletle savaşacaktık. Bugün kimimle savaştığımızı bile bilmiyoruz. Amerikan askeri görünümlü teröristlere harekât yapıyoruz.
Denklem bu ya, teröristlere operasyon yapıyoruz ama Amerika ile masaya oturuyoruz.
Amerika nerden çıktı diye kimse sormuyor? Sen garantör falan mısın demiyor kimse.
Bu görüşme Suriye'deki Amerikan varlığına meşruiyet kazandırmıştır.
Sanki Türkiye Amerika'ya girmiş gibi Amerika ile müzakere yapıyor. Yaptırım uygulayacakmış; “Vız gelir tırıs gider” diyemiyor musunuz? Suriye bu müzakerenin neresinde? 
Teröristler mi müzakere edeceğiz diyorsanız, haklısınız. Böyle bir görüşme asla olamaz ancak orada toprak bütünlüğünü savunduğunuz bir devlet var. Hem de toprakları teröristler tarafından işgal edilmiş bir devlet. O niye yok masada. Kimin toprağını kiminle konuşuyorsunuz?
Denklem işte; çöz çözebilirsen! Suriye sınırından Türkiye'ye bir saldırı olmayacağını Amerika veya Rusya taahhüt edecek öyle mi? Ya teröristler sözlerinde durmazsa!
Bu denklemin bir başka bilinmeyeni ise Barış Pınarı harekâtında kiminle çatıştığımızdır. Görünürde adı bilmem ne olan teröristlerle sıcak temas sağlanıyor. Oysa onların birer Amerikan askeri olmadığının garantisi var mı? 
Eğer Amerikan askeri değillerse Amerika neden rahatsız oldu ki? Suriye topraklarına girdiğimiz için mi rahatsız oldu dersiniz? Yoka askeri etkisiz hale getirildiği için mi? Bu denklemin tanımları da çok karmaşık.    
Sorun Suriye'nin kuzeyinde bir bölgenin teröristler tarafından işgal edilmesi mi? Sadece o ise o iş çok kolay ancak bu denklemin başka bilinmeyenleri de var. Bilindiği halde dile getirilmeyen! O bölgeye bir devlet kurulması çalışması yapıldığını herkes biliyor.     
Biz bu filmi Irak'ta görmüştük. Senaryo bire bir aynıydı. 
Ve geldiğimiz sonuç ortada. Suriye'de de aynı oyunların oynandığını görmemek için deli falan olmak lazım galiba. Ya da görmemezlikten gelmek gibi!
Ya da başta yapılan hataların sonuçlarına katlanmak gibi.
Ama bugün Türkiye bu denklemin içinde yer alıyor maalesef. Ve bu denklemin çözümsüzlüğü içinde çırpınıp duracak daha uzun yıllar. Sağ olsun müttefiklerimiz de işi iyice zorlaştıracaklar. Zorlaştırmak ne demek, tehdit edecek duruma vardıracaklar işi.
Dış politika böyledir, burada deneme yanılma yöntemiyle politikalar üretemezsiniz. Bir kere yanıldıysanız nasıl bir bedel ödeyeceğinizin hesabı yoktur. Görünen o ki henüz işin başındayız. O coğrafyada çok acılar yaşanacağa benziyor. Orta Doğu bataklığı diye boşuna demiyorlar ki. Politikalar anlaşılır ve uygulamalar net olmalıdır. Zararın neresinden dönülürse kardır. Türkiye Suriye politikasını yeniden gözden geçirmelidir. Fırat'ın doğusunda kurulmak istenilen devletin önünü bugünden kesmelidir. 
Güvenli bölge için ise yorumumuz şudur: Evet ama yetmez. Sorun çok daha büyük.  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık