• 11 Temmuz 2013, Perşembe 9:25
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SU TEPKİSİ
 Yerel gazetelerde çıkan haberlere göre Vali Dursun Ali Şahin İl Genel Meclisi toplantısında Giresun'da görev yapmanın çok zor olduğunu söylemiş. Bunu da 12 köyü suya kavuşturacak bir projenin yapımında karşılaştıkları engellemelere bağlamış.
Gerçi projeyi engellemek isteyenlerin “ tepelerine bineceklerini” ve projeyi hayata geçireceklerini de vurgulamış Vali Dursun Ali Şahin.
Giresun'da görev yapmanın zorluğunu bilemeyiz ancak Giresun'da susuz yaşamanın zorluklarını iyi biliriz. 
Özellikle bu yıl havalar sıcak, mevsim de kurak geçince dilimiz damağımız kurudu. Sıcakların devam edeceği söyleniyor. Demek ki susuzluk da devam edecek.
Ülkenin en fazla yağış alan bölgesinde susuzluk yaşanmasına insanın inanası gelmiyor. İnanması zor ama ilimizin de böyle bir gerçeği var. Köylerimizde ciddi anlamda susuzluk yaşanıyor.
Bugüne kadar da bu susuzluğu giderecek ciddi bir proje çalışması yapılmamış.
Yeni yeni yapılan projeler de çeşitli engellere takılıyor. Belli ki bunlar da kolay aşılamıyor.
Ancak bu anlamda çok geç kaldığımızı kabul etmek zorundayız. Bu sorun çoktan aşılmalıydı.
Peki neden aşılmamış?
Bir kere bölgemizde susuzluk diye bir sorunun olduğundan haberimiz olmamış. Bölge olarak, il olarak suyumuzun olduğunu zannetmişiz. Kaynaklarımızın yeterli olmadığından haberimiz olmamış. Görmemezlikten gelmişiz.
Var olan kaynaklarımızı da bilinçsizce kullanmışız.
Bir proje yaparak düzenli tüketime geçememişiz.
Kaynakların tükenmeyeceğini düşünmüşüz.
Bu düşünceyle yaşamaya devam ederken bir bakmışız kuraklık kapıya dayanmış.
Giresun'un hemen her köyünde çok sayıda kaynak suyu vardır. Ancak bunların akış kalınlıkları bir kalem kalınlığına ulaşmaz. Bir kaynaktan ancak bir aileye yetecek kadar su akmaktadır. Çoğunca da bu suları bir aile sahiplenmiş, plastik borularla evine almıştır. 
Herkesin özel bir suyu vardır ancak o da yeterli değildir. 
Son yıllarda köylerimizde yapılaşmanın çoğalması ve nüfusun artmasıyla sayılı sayıdaki bu kaynaklar ihtiyacı karşılayamaz olmuşlardır. Buna bir de kuraklık eklenince köylerimizde ciddi anlamda susuzluk baş göstermiştir. 
Devlet de bu küçük kaynaklarla su ihtiyacını karşılayan insanların yeterli suyunun olup olmadığını araştırma sorumluluğu duyup kapsamlı bir proje yapmamıştır. Onları hep “ suyu olanlar “ listesine kaydetmiştir. Onlara dönüp bakmamıştır. 
Vatandaşların kendi imkânlarıyla sağladığı suların sonsuza kadar ihtiyacı karşılayacağını düşünmüş olacak ki bu konuya hiç eğilmemiş, suyunuz var mı yok mu diye sormamış, bu anlamada parmağını bile oynatmamıştır.
Ve bugüne gelindiğinde susuzluk çeken köyler ve mahalleler ortaya çıkmış, oralarda susuz yaşayan insanlar sıkıntı çeker olmuşlardır.
Bugün bu geç kalmışlığın ortaya koyduğu sorunları yaşıyoruz. Resmen susuzluk çekiyoruz. Bırakınız çiçeklerimize bir iki damla su vermeyi içecek su bulmakta zorlanıyoruz. 
Devletin bu saatten sonra konuya el atması insanları susuzluktan kurtarmaya yetmiyor. 
Önemli bir başlangıç olsa da çok geç kalınmış bir girişimdir. Bu konuda da ileriyi görememişiz demektir. Projelerin uygulanmasında yaşanan sıkıntılar ise işin tuzu biberi olmaktadır.
Şu yazın bulantıcı sıcağında susuzluk çekmek nasıldır bilir misiniz?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık