• 06 Kasım 2019, Çarşamba 16:56
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SÖYLEMDEN EYLEME GEÇMEK

Elin gâvuruna kızalım ama bizim Müslümanların hatalarını da göz ardı etmeyelim.
Amerika Türkiye'ye yaptırım uygulama yolunda ilerliyor.
Ermenilerin yıllardır dünyayı peşinden sürüklemek istediği bir yalanın gerçek olduğunu tanıyorum demeye gelen çalışmanın da ilk adımlarını atıyor.
Dostumuz, müttefikimiz ve stratejik ortağımızın bu girişimleri Türkiye'yi çok üzdü.
Ülkeyi yönetenler demeç üstüne demeç veriyorlar. Kınıyorlar ve yok hükmünde sayıyorlar. Diplomatik yollarla tepkilerini dile getiriyorlar. Millet olarak hep birlikte Amerika'ya kızıyoruz. 
Yarın öbür gün Amerikan mallarına geçici olarak boykot da uyguya biliriz.
Amerika'nın böyle bir karar almasına neden bu kadar şaşırdık ki!
Yoksa şaşırmış gibi mi yapıyoruz?
Gidişatın bu noktaya geleceğini göremeyecek kadar öngörüsüz müsünüz?
Bu kararlar şimdilik aba altından sopa göstermekten başka bir anlam ifade etmiyor. Daha bunun senatosu var,  başkanın imzalaması var; var oğlu var. Türkiye Amerika'nın istediği çizgiye gelirse bu süreç dondurulabilir.
Ya da hızlandırılabilir. Siyasi bir şantaj bu çıkışlar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bunu iyi görmesi gerekiyor.
Görebilir mi? Adalet ve Kalkınma Partisi'nin geçmişten bugüne uyguladığı dış politikaya bakılırsa pek göreceğini söyleyemeyiz. 
Tarih bir günde veya bir gecede yazılmıyor. Bugünün bir dünü, bugünün bir yarını var.
Biz bu ülkede yaşayanlar dünü biliyoruz maalesef, yarını da düne bakarak az çok görebiliyoruz. Türk dış politikası da deneme yanılma yöntemiyle oluşturuluyor ne yazık ki!
Söyler misiniz, Amerika'nın Irak'ı işgal etmesi için askerlerini Türkiye topraklarından geçirsin diye 1 Mart Tezkeresi'ni çıkarmak isteyenler kimlerdi? Dakka bir gol bir!
Bundan sonrası tamamen hikâye… Arap Baharı neydi size göre?
Kardeş Esat nasıl zalim Esat oldu? Büyük Ortadoğu Projesi'ni iyi okumuşlar mıydı?
Siz anladınız onu; bütün bunlar olurken Türkiye kimin yanındaydı? Neden bunların yanındaydı? Türkiye'nin komşularıyla bunca yıl bir sorunu olmazken neden onlarla savaşır duruma gelmişti? 
Söylemlere bakınca bir muzaffer komutan konuşuyor sanırsınız. 
Uygulamalara bakarsanız sınırlarımızdaki ülkeler parça parça ediliyor. Lokma lokma yutuluyor. Onları parçalayıp yutan ülkelerin gözü hepimiz biliyoruz ki Türkiye'de. Ama Türkiye etkin bir dış politika üretemiyor. 
Televizyonlarda her gece gırtlaklarını zorlaya zorlaya nutuk atanlar dünyaya Barış Pınarı Harekât'ının meşruluğunu anlatamıyor. Orda bir terör yapılanmasının olduğuna dünyayı inandıramıyor. 
Bizim terörist başı dediğimiz adamı elin gâvuru devlet başkanı gibi karşılıyor, biz de tık yok… Biz Çetin Altan'ın dediği gibi Türk'e Türk propagandası yapmakla meşgulüz.
Bu gelişmeleri iç politikada nasıl kullanabiliriz diye kafa yormaktayız.
Amerika'yı dize getirdik hülyalarıyla yatıp kalkmaktayız.
Ortadoğu'da yaşanan her gelişmede Türkiye Amerika'nın yanında yer almıştır.
Söylemleriyle karşıymış gibi yaparken eylemleri hep destekler pozisyonda olmuştur.
Amerika'nın son aldığı iki karara karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl bir eylem planı vardır, bilen var mı? Vatandaş olarak devletimle birlikte hareket edeceğim diyen kişilere ne söylemek istersiniz? 
Biz o karaları yok hükmünde saydık siz de yok hükmünde sayın olsun bitsin mi diyorsunuz. Bu kadar basit mi gerçekten? Bu kadar rahat mısınız?
Bütün bunlara karşı söylemden eyleme geçme vakti gelmedi mi? 
Ya hu bir şey de biz yapalım şunlara karşı, bu kadar mı elimiz kolumuz bağlı?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık