• 07 Mayıs 2020, Perşembe 15:28
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SİYASETİN DİLİNİ DEĞİŞTİREMEDİ

Dünyayı kasıp kavuran ve ülkemizi de etkisi altına alıp insanları evlerine hapseden virüs neredeyse her şeyi değiştirdi ancak siyasetin dilini değiştiremedi. 
Her gün hastanelerimizde yüz kişi ölürken, yüzlerce kişi solunum cihazına bağlı yaşarken, cenazeler üç beş kişiyle kılınan namazla özel mezarlıklara defnedilirken, camiler kapatılıp cuma ve teravi namazları kılınamazken siyasetçiler bildik söylemlerini dillendirmeye devam ediyorlar.
İş yerleri kapanıp insanlar ciddi anlamda gelir darlığı yaşarken, çiftçiler tarlalarını ekip dikemezken, imalathaneler üretim yapamazken siyasetçilerin konuşmalarında hiçbir değişiklik olmamış. Sanırsınız ki bugünkü Türkiye iki ay önceki Türkiye!
Siyasiler kendi görüşlerinde olmayan, farklı çözümler üreterek ülkenin yaşadığı bu sıkıntılı ortamın aşılmasına katkı sağlamaya çalışanlara çok sert söylemlerle karşı çıkıyorlar. Kimse kimseyi dinlemiyor, kimse kimsenin görüş ve düşüncesine kıymet vermiyor.
Dünyayı değiştiren virüs salgını bizim siyasilerin dilini değiştirmede aciz kaldı.   
Bu ortamda bu tarz siyasi konuşmalar vallahi çekilmiyor!
Dünya size mi kalacak Allah aşkına, nedir bu siyasi hırsınızın nedeni?
Biraz ağır başlı olamaz mısınız?
Bırakınız karşılıklı birbirinizi suçlamayı, bırakınız siyasi rakiplerinize terörist demeyi ve bırakınız diğer siyasi partilerin faaliyetleri için şov yapıyor demeyi! 
Etrafınıza bakın demeyeceğim; sizin yaşadığınız ortamda göremezsiniz ancak hastanelere bir bakın: Sağlık çalışanlarının gayretini bir görün, cenazelerine sahip çıkamayan insanları bir görün, çocuğunun cenazesine katılamayan babayla bir konuşun.
İşini kaybeden garsonla, servis şoförüyle, berberle, büfeciyle, dolmuşçuyla, taşeron işçisiyle, sokak esnafıyla bir konuşun ve ondan sonra bu siyasi dili kullanıp kullanmamayı kendinizle bir konuşun. 
Yemin ediyorum bugün bu dili kullanmanın yeri ve zamanı değil.
Korkmayın, kimse yerinizi ve koltuğunuzu elinizden alamaz. Siz böyle konuşarak yerinizin ve koltuğunuzun sağlamlaşacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Anadolu insanı size o yeri ve o koltuğu layık görmüşse korkmayın, asla sizi yerinizden etmeyi düşünmez.
Başının üstünde taşır inanın ama siz de şu söyleminizle biraz ortalığı yumuşatın!
Ne kaybedersiniz söyler misiniz?
İnsanların ciddi anlamda yardıma ihtiyacı var. Tamam, merkezi yönetim her şeye koşmaya ve yetişmeye çalışıyor. Bu süreçte rol almak isteyen yerel yönetimlerin önünü açın. Şu mübarek günde merkezi yönetimin yetişemediği alanlara bırakın yerel yönetimler yetişsinler. Yerel yönetimler de nihayet yasalara göre kurulmuş ve çalışan resmi devlet kurumlarıdır. Kaldı ki hukuki engeller varsa onları aşmalarına yardımcı olunuz.
Sonuçta yapılan her güzellik bu ülke insanı için yapılıyor.
Hatırlayınız, bir dönem bu ülkede seçilmiş ve atanmış tartışmaları yaşandı. O zaman seçilmişlerin atanmışlardan daha öncelikli olduğunu savunuyordunuz. Bırakınız seçilmiş yerel yöneticiler işlerini daha iyi yapsınlar. Bu ülkede bir gecede ne tür yasal değişiklikler yapıldığını biliyoruz, yerel yönetimlerin yasal sıkıntılarını o meşhur torba yasalarınızla çözebilirsiniz. Önlerini aşabilirsiniz. Daha verimli çalışmalarını sağlayabilirsiniz.
Yerel yönetimler merkezi yönetimin rakibi değil tamamlayıcısıdır.
Diyelim ki bunu yapmıyorsunuz bari söylemlerinizle kırıcı olmayınız. O yerel yönetimlere oy verenlere saygılı olunuz. 
Dünya ve ülkemiz gerçekten zor bir süreçten geçiyor. Bu anlamda dünya ve ülkemizi yönetmek çok zor… Bu süreç dünyada ve ülkemizde çok şeyi değiştirecek. Bu sürecin siyasi bir faturası olacak.
Hazır her şey değişirken siz siyasetçiler, dilinizi değiştirmeyi düşünmez misiniz? 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık