• 18 Eylül 2019, Çarşamba 16:44
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SİYASETÇİYE İNANMAK

Toplumda yaşanan bütün bu karmaşanın sebebi siyasetçiye inanmakla ilgili bir sonuçtur. Siyasetçiye inananların kafaları çok karışık. 
Siyasetçilere inanmayanların kafaları çok rahat.
Doğalgaza zam yapılmayacak diyen siyasetçiye inanan vatandaşın kafası çok karışık. İnanmayan vatandaş çok rahat. Çünkü o doğalgaza zam yapılacağını bekliyordu. Beklenmedik bir şok yaşamadı en azından.
Terörün kökünü kazıyacağız, inlerine gireceğiz,  şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak diyen siyasetçiye inanan vatandaş şehit haberlerini duyunca strese giriyor. İnanmayan için hiç de beklenmedik bir gelişme değil terör olayları.
Bir ay içinde Esat gidecek diyen siyasetçiye inanan insanlarımız ciddi bir şaşkınlık yaşıyorlar. İnanmayan için bir sorun yok.
Çalışanı, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz diyen siyasetçiye inanan çalışanımız ve emeklimiz yüzde 4 lük ücret artışı karşısında ne diyeceğini bilemiyor.   İnanmayanın işi tıkırında. Kafası çok rahat. Hiç sorgulamıyor bile!
Baştan inanmamıştı zaten!
Enflasyon deyince; siyasetçiler tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına inanan vatandaş çarşıyı pazarı gezip pazarcıların bağırmalarını işitince, market raflarındaki fiyat etiketlerini görünce şaşkına dönüyor. 
İnanmayanın böyle bir şaşkınlık yaşaması gerekmiyor. 
Siyasetçi Amerika'da yaşayan terörist başını Türkiye'ye getirip yargılayacağız dediğinde inanan kişi bugüne kadar neden getirilmediğini sorguluyor artık. Şaşkın biraz.
İnanmayanın hiç böyle bir derdi olmamıştı zaten. O zaten söylenenlere inanmamıştı.
Sağlıkta reform yaptık diyen siyasetçiye inanan vatandaş, devlet hastanelerinden randevu bulmakta zorlanınca telefonu falan kırmaya çalışırken, çekimler için aylar sonraya gün verildiğinde homurdanırken siyasetçiye inanmayan vatandaş, böyle olacağı belliydi deyip gülüp geçiyor. 
Fındıkçıya, bütün ürününüzü devlet satın alacak diyen siyasetçiye inanan fındık üreticisi dönüm başı şu kadar alırım diyen kurum karşısında ne yapacağını bilemezken, siyasetçiye inanmayan fındık üreticisi gülüp geçebiliyor. 
Onun açısından bu sonuç hiç de sürpriz sayılmıyor. 
3600 ek göstergeyi çıkartacağız diyen siyasetçiye inanan memur iş uzayınca karamsarlığa kapılırken inanmayan memur işine bakıyor. Zaten inanmamıştım deyip kafaya takmıyor. Dert etmiyor. Baştan inanmadığı için kendini kandırılmış hissetmiyor en azından
Kriz teğet geçecek diyen siyasetçiye inanan esnaf daha sonra işleri bozulunca saçını başını yolarken inanmayan esnaf krizi en az hasarla atlatmanın yollarını arıyor. O biliyor ki siyasetçiye körü körüne inanmak çok da iyi değildir.
Parlamenter sistem ülkenin kalkınması için bir engeldir, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiğinde Türkiye uçuşa geçecek diyen siyasetçiye inanan seçmen, sistem değişikliğinden sonra her şeyin eskisi gibi olduğunu görünce kendisine kızarken; inanmayan seçmen bıyık altından gülümseyerek inanmamış olmanın keyfini sürüyor.
Örnekleri daha da uzatabiliriz ancak yazının ana fikri oluştuğuna göre bunak yok. Siyasetçiye inananla inanmayanın durumu ortada. 
Siyasetçiye inananlar, inandığı siyasetçiyi savunmaya devam ediyor bir de… Öyle dedi ama şu nedenle yapamadı diye mazeret üretmeye çalışıyorlar.
Bir siyasetçinin bir öngörüsü, bir analiz yeteneği, bir gerçekçi bakış açısı olmalı. Çok abartmamalı! Ülke ve dünya gerçeklerini görebilmeli.
Bu söylemler bugün prim yapıyor belki ama gelecekte yapmayacak.
Ve o gün ülkeye gerçek demokrasi gelecek ve ülke o zaman beklenen düzeyde kalkınmış olacak. Bugünden prim vermeyelim gerçek dışı söylemlere derim!      


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık