• 04 Haziran 2014, Çarşamba 9:23
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SİNOP CEZAEVİNE GİRİŞ PARAYLA
 Tarihi Sinop cezaevi 1999 yılında müzeye dönüştürüldü. Artık Sinop cezaevine giriş parayla… 
Geçen hafta yolumuz Sinop’a düştü. Gündüz fenerle gezen, Büyük İskender’e “ Gölge etme başka ihsan istemem” diyen antik çağ filozofu Diyojen’in M.Ö IV. yüzyılda yaşadığı topraklara… Şehrin girişine heykelini dikmişler; elinde feneri, yanında köpeği!
Sinop’ta şaşkınlıkla hayranlığı aynı anda yaşıyorsunuz. Doğal güzelliğine hayran olurken il nüfusunun 38.600 oluşuna şaşırıyorsunuz. Karadeniz’in uç ili Sinop gözden ırak olmuş nedense.  
Ekonomik bir cazibesi olmadığından olacak, dışarıdan hiç göç almamış. Deyim yerindeyse kendi yağıyla kavrulmuş bugüne gelene kadar. Tarım, balıkçılık ve biraz da turizm ilin ekonomik değerlerini oluşturuyor.
Sinop cezaevi çok ünlü, tarihe ve edebiyata geçmiş. Şiirlere şarkılara konu olmuş. Sabahattin Ali Hapishane Türküsü adını verdiği şiirlerini burada yazmış. Aldırma gönül aldırma, Geçmiyor günler geçmiyor sözleriyle dilimize dolanan ezgilerin sözleri burada yazılmış. 
Bugün, kalıntılarından bazıları ayakta kalabilen tarihi Sinop kalesinin bir bölümünün cezaevine dönüşümünün öyküsü çok uzun…1560 lı yıllara kadar iniyor. Bazı kaynaklar 1882 yılını not ediyor. 1932 yılında çocuk ıslahhanesi eklenmiş. Tarihi kalenin iç kale bölümü cezaevi olarak kullanılmış yıllarca. 
Evliya Çelebi’nin “ Kuş bile uçurtmazlar” dediği tarihi cezaevi 1999 yılında boşaltılarak müzeye dönüştürülmüş. Boş avlu, rutubet kokan koğuşlar, hücreler, zindanlar, iş atölyeleri, demir parmaklıklı kapılar, paslı kilitler, dar merdivenler ve diğerleri her gün yüzlerce ziyaretçiyle görüşüyor. 
Bazı koğuşlar televizyon dizleri ve sinema filmleri çekimlerinde kullanılıyor. Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ruhi Su, Burhan Felek ve Zekeriya Sertel gibi ünlü isimlerin yanında binlerce mahkûmun sesini nefesini kalın duvarlarında muhafaza eden tarihi cezaevinin ziyaretçisi oldukça fazla.
Sinop denilince akla gelen bir başka isim ise Amerikan Radar Üssü. Karadeniz’in en uç noktasına 1952 yılında konuşlandırılan ABD Radar Üssü 1992 yılına kadar bu bölgede kalmış. 
Yine 1982 de kurulan Paşabahçe’ye bağlı şişe ve cam fabrikası ilin ekonomik anlamda biraz nefes almasına yardımcı olmuşsa da 1991 de o da kapatılmış. 
Aslında kapatılan bu yapılanmalar dolayısıyla şehrin ekonomisini de olumsuz etkilemiş. ABD üssü varken şehrin ekonomik ve sosyal hayatında büyük bir canlılık yaşanırken bugün o canlılıktan eser kalmamış.
Şehrin doğu körfezi oldukça hareketli… Parklar, çay bahçeleri, yürüyüş yolları, mantıcılar ve diğer sosyal mekânlarla hayatın yaşanmaya değer değerleri kendisi fark ettiriyor.       
Hele bir Hamsilos koyu var ki böylesine doğal bir güzellik zor bulunur. Masmavi denizi, yemyeşil çimenleri ve göğe boy vermiş çamlarıyla gerçekten bir doğa harikası!
Karadeniz’in en uç noktası olan İnce burun ve 1863 yılında yapılan deniz feneri görülmeye değer yerler olarak kaydedilmeli.
Sinop’un 2002 de kapatılıp 2008 yılında tekrar açılan bir havaalanı ve yine 2007 de kurulmuş bir üniversitesi var. Bu iki gelişme ilin ekonomik anlamda büyümesini sağlar mı, bunları zaman gösterecek.
Peki Sinop’un kendisine özel yiyecekleri var mı? Mantı bunların başında geliyor. Hem de cevizlisi… Bir de nakıl dedikleri hamur işi börekleri var. Bunun da üzümlüsü ve cevizlisi gerçekten farklı bir lezzet olarak damaklarda kalıcı tat bırakıyor.
Ve Sinop ülkemizin en mutlu ili biliyor musunuz? Allah mutlulukları daim eylesin.  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık