• 28 Mart 2014, Cuma 9:44
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SEÇİME DOĞRU
 Yerel seçimler öncesi meydanlar dolu. Demirel'in bakıp bakıp da “ Eyi eyi…” dediği türden. Meydanlar dolu ancak heyecan yok gibi. Sadece kürsüye yakın olanların alkışları duyuluyor. 
Bütün liderlerin hitap ettiği kalabalığa bakılırsa bu seçimin kaybedeni olmayacak. Zaten seçimin ertesi günü “ Bu seçimden zaferle çıktık” açıklamalarını dinleyeceğiz televizyonlardan.
Birçok televizyon kanalı seçim meydanlarında yapılan konuşmaları canlı olarak yayınladığından liderlerin ne dediği önceden bilindiği için insanlara ilginç gelmiyor. Sürekli kendilerini tekrar ediyorlar. 
Yeni bir proje duymadık konuşmalarda. 
Hükümet kendisine bir komplo ve saldırı olduğu düşünüyor. Onun için de bunun üzerine kurmuş her şeyi. Başbakan her şeyi kendi üstüne almış, bir yerel seçim olmasına rağmen yerel adaylar genel başkanlarının gölgesinde kalmış.
Şehirlere astıkları afişlerde bile yerel adayların fotoğrafları genel başkanlarından daha küçük basılmış. 
Ana muhalefet partisinin gündeminde ise yolsuzluk iddiaları var. Onlar da bunun üzerine konuşuyorlar. Kılıçdaroğlu' nun Başbakan için “ Başçalan” yakıştırmasının ne kadar oy getireceği tartışılır. Pek şık durmuyor bize sorarsanız!
Milliyetçi Hareket Partisi bu seçimde tansiyonu kontrol altında tutmaya çalışıyor. Her konuya makul bir anlayışla yaklaşıyor. O da yolsuzluk iddialarını kürsüye taşısa da CHP gibi bir dil kullanmıyor.
Bu seçimin seçim öncesi galibi Barış ve Demokrasisi Partisi; Onun doldurduğu meydanlarda Öcalan posterleri serbestçe açılıyor, sayın diye hitap ediliyor. Mesajları okunuyor. Bunlar eskiden suçtu. Hemen savcılar harekete geçer soruşturmalar başlatılırdı.
Öcalan'ın hukuki konumu belli olmasına rağmen kimsenin sesini çıkardığı olmadığına göre bundan iyi seçim kazanımı mı olur?
Bir de yıllarca hükümetle beraber yürüyen ancak son aylarda yolları ayrılan bir grup var ki Başbakan onları resmen düşman ilan etti. Siyasi rakiplerinden o kadar korkmuyor olmalı ki konuşmasının büyük bölümünü onlara ayırıyor ve demediğini bırakmıyor. 
Bu seçimde onların da siyasi gücü test edilecek. Belli ki bu seçimde hükümeti kuran ve bugün kavgalı oldukları siyasi partiye oy vermeyecekler. Hükümetin bu anlamda oy kaybetmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. İşte bu düşüş gerçekleşirse bu da onların siyasi güçlerini gösterecek. Ya düşüş olmazsa? O zaman siyasette iyice yok sayılacaklar.
Peki seçimden sonra ne değişecek?
Pek bir şey değişmeyecek. Herkes sonucu kendine göre yorumlayacak. Büyük bir ihtimalle Başbakan daha da setleşecek. Oyunu korursa ve ya artırırsa “ Milli irade “ den aldığı güçle daha faklı adımlar atacak. Oy kaybederse bunu kabullenmesi kolay olmayacak ve oy kaybetmesine sebep gördüğü her şeyin üzerine gidecek. 
Bu sonuçlar yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimini de etkileyeceği için çok tartışılacak.
Seçimlerden sonra kimsenin gündelik yaşamında önemli bir değişiklik olmayacak. Refah seviyeleri artmayacak. Asgari ücretten vergi kesilmeye devam edecek. Akaryakıttan ve cep telefonlarından Özel Tüketim Vergisi alınmaya devam edecek.
Ülkeye yatırım için yabancı sermeye gelmeyecek. 
Yeni seçilen belediye başkanları enkaz devraldıklarını söyleyecekler. Borç batağında olan belediyelerin hizmetlerinde gözle görülür bir gelişme olmayacak.
Hayatımızda önemli bir değişim olmayacaksa bu kadar gürültüye neden katlanıyoruz öyleyse? Demokrasi adına çekiyoruz bu kadar gürültüyü kısaca. 
Konu demokrasi olunca katlanmak gerek. Bugün böyle olursa yarın farklı olabilir umudunu hep taşımıyor muyuz?     

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık