• 11 Mayıs 2016, Çarşamba 8:52
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

SEÇİLENLER ATANANLAR
 Türkiye bu iki kavramı çok tartıştı, bugün de tartışmaya devam edecek gibi.
Ülkeyi 2002 den bu yana yöneten siyasi görüş her zaman seçilmişliği ön plana çıkaran bir söylem ortaya koyuyor. Bunu da milli irade vurgusuyla güçlendirmeye çalışıyor. 
Halk böyle istiyor, bu millet böyle istiyor sözleriyle seçilmişliğe dikkat çekiyor.
Peki uygulamada böyle mi?
Son örneğini Giresun Üniversitesi rektör atamasında gördük. Seçilen aday atanamadı.
Geçmiş cumhurbaşkanları da böyle yapardı, mesela Ahmet Necdet Sezer… Bu siyasi görüş o günlerde kıyamet koparırlardı, ortalığı ayağa kaldırırlardı. Söylemedikleri kalmazdı.
Bugün aynı uygulamayı Sayın Cumhurbaşkanı sürdürüyor. Seçilmişleri değil de kendi istediğini atıyor. 
Ortada hukuki bir sorun yok ama siyasi bir sorun var. 
Anayasa'nın 130. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu cumhurbaşkanına bu yetkiyi veriyor ve cumhurbaşkanları da bu yetkiyi kullanıyorlar. Buraya kadar olan işin hukuki kısmı, onda bir sorun olmadığını söyledik zaten. 
Ancak geçmiş cumhurbaşkanları bu yetkiyi kullanırken eleştireceksin sonra da aynı uygulamayı sürdüreceksin! İşte sorun da burada… 
Cumhurbaşkanlarına bu yetkiyi veren anayasa ve ilgili kanunun ne zaman yürürlüğe girdiğine bakmak gerek. 2547 sayılı kanunun çıkış tarihi 4.11. 1981. Anayasanın yürürlüğe giriş tarihi ise 7 Kasım 1982.
Yıllara dikkat ediniz, Türkiye'nin darbe yılları… Askeri yönetimin başındaki isim Kenan Evren, üniversitelere yapılacak rektör atamalarını kendisine bağlamış. 
Yani darbe anlayışının bir sonucu…  Hep eleştirilmiş ancak değiştirme yoluna gidilmemiş. Cumhurbaşkanları bu gücü hep ellerinde tutmak istemişler. Bugün de böyle. 
Yeni ve sivil bir anayasa yapacağız diyenlerden hiç bu maddeyle ilgili bir açıklama duydunuz mu? 2547 sayılı yasanın ilgili maddesini değiştirmek bir saatlik iş. Ama değiştirmezler. Geçmişte en çok eleştirdikleri bu konuyu gündeme bile almazlar.
Tamam, rektörlerin cumhurbaşkanınca atanmasından yanasınız, gücü elinizden bırakmak istemiyorsunuz… O zaman seçimi kaldırınız. Cumhurbaşkanı kafasına göre atasın rektörleri. Başka kurumlara atamalar yapıyorlar zaten.
Şimdi Giresun Üniversitesi'yle ilgili duruma bakıyorsunuz; Seçim yapılmış, Prof. Dr. Aygün Attar 260, Prof. Dr. Cevdet Coşkun 103 oy almış. Sayın Cumhurbaşkanı 260 oy alanı değil de 103 oy alanı atamış.
İsimlerle ilgili hiçbir görüş ortaya koymadan sistemi eleştirdiğimize dikkatiniz çekmek istiyorum. Hani seçilmiş olmak çok önemliydi, halk böyle istiyordu ve milli irade diyordunuz… Geçmiş cumhurbaşkanları böyle yaptığında eleştiriyordunuz. 
Asker anayasası ve darbe kanunlarıydı… 
Giresun Üniversitesi öğretim kadrosu büyük bir çoğunlukla Aygün Attar'ın yönetiminde çalışmayı tercih etmişler ama siz onun yarısı kadar bile oy alamayan Cevdet Coşkun'u yönetime getiriyorsunuz.
O kurumda uyumlu bir çalışma gerçekleşebilir mi? 
Seçilmek ve atanmak böyle bir kavram ülkemizde…
Darbe anayasası ve kanunlarını esas alırsanız böyle sonuçların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Hem eleştirirsiniz hem uygularsınız. 
Sonra da seçim sonuçlarına herkes saygı duymak zorunda dersiniz. Seçim sonuçlarını kutsarsınız. Ve bu ucube yöntemi değiştirmek için de hiçbir şey yapmazsınız.
Giresun Üniversitesi bizim üniversitemiz olduğu için ve konu da çok yeni olduğu için temel soruna bu anlamda dikkat çekmeye çalıştığımı ifade ederek bitirmek istiyorum. 
Hukuka ve yasalara saygılıyız. Türkiye bir hukuk devletidir, biliyoruz!  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık