• 19 Haziran 2019, Çarşamba 16:28
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

REKTÖR ATAMALARI

Giresun Üniversitesi'nde geçen hafta gerçekleşen rektör değişikliği farklı yorumlara neden oldu. Görevinin başında olan ve Giresun Vakfı'nın iftar yemeğinde bir konuşma yapan rektör bir süre sonra sağlık sorunları nedeniyle istifasını verdi.
Haberin daha mürekkebi kurumadan Giresun Üniversitesi Rektörlüğü'ne vekâleten atama yapıldı. Her şey o kadar hızlı oldu ki kimse neyin ne olduğunu anlayamadı bile!
Akılara Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehir belediye başkanlarının istifa edişleri geldi. Deyim yerindeyse sanki birileri bir yerlerde bir düğmeye basmıştı.
Bu istifa ve atamaların siyasi olup olmadığı tartışıldı Giresun'da.
İşin doğrusunu söylemek gerekirse çok da ikna edici bir süreç olmadı.
Her şey yasalara uygun yapıldı. 
Rektör atamalarıyla ilgili tartışılması gereken bir gerçek varsa o da 12 Eylül askeri darbesini yapanların yazdığı anayasayla bugün ülkenin yönetiliyor olmasıdır. Sözde bu iktidar 12 Eylül askeri darbesini yapanları yargılamış görünse de darbecilerin hazırladığı anayasayla ülkeyi yönetmeyi pek sevdi.
Bu konuda verebileceğimiz en gerçekçi örnek YÖK ve buna paralel olarak uygulanan rektör atamalarıdır. 12 Eylül darbecilerinin getirdiği YÖK'ü kaldırmayı akıllarından bile geçirmiyorlar. Darbecileri yargılarken darbecilerin anayasasıyla ülkeyi yönetmekten demokrasi adına hiç rahatsız olmuyorlar. 
Askeri darbeden önceki yıllarda YÖK diye bir kurum yoktu. Rektör atamaları da seçimle yapılırdı. Her üniversite kendi rektörünü kendisi seçerdi. Askeri yönetim YÖK'ü kurdu ve üniversiteleri bu kuruma bağladı.
Rektör atamalarına da her ne kadar seçim yapılsa da atamayı cumhurbaşkanının yapması şartını getirdi. Yani darbenin lideri ve daha sonra kendisini cumhurbaşkanı seçtiren Kenan Evren, üniversite rektörlerini ben atayacağım dedi.
Bunu yaparken seçimi de tamamen kaldırmadı. Seçilen üç adaydan birisini atama yöntemini icat etti darbeci general. Ve bu yöntem yıllarca uygulandı. Bu yöntemin de garip sonuçları ortaya çıktı zamanla. 
Mesela cumhurbaşkanları önlerine konulan listeden en fazla oy alanı atama yerine en az oy alanı atadılar bazen. Yasa buna elverişliydi çünkü. Bu atamalar da çok tartışıldı ve basına malzeme oldu uzun zaman.
Ve sonunda bugünkü yönetim seçimi kaldırarak rektör atamalarını tamamen cumhurbaşkanına bıraktı. Üniversiteler rektör seçme durumuna tamamen veda ettiler. Bir bakıma askeri yönetimin tanıdığı seçimi bile arar oldular.
Neymiş efendim: seçimlerde kırgınlıklar ortaya çıkıyormuş
Oysa üniversiteler özerk kurumlardır. Kendi yöneticilerini seçecek kadar da olgun kuruluşlardır. Bu seçimlerde sorun yaşanmıyor muydu? Yaşanıyordu ancak sonuçta yönetim seçimle belirleniyordu. Şimdi atamayla!
Türkiye'de dernekler, meslek odaları, meslek birlikleri, sendikalar, kooperatifler, siyasi partiler yönetimlerini seçimle oluştururken üniversiteler yönetimlerini seçimle oluşturamıyorlar. 
Türkiye'de köyler, ilçeler ve iller yöneticilerini seçimle belirlerken üniversiteler yönetimlerini seçimle belirleyemiyorlar. Liselere müdür atar gibi üniversitelere rektör atıyor yönetimler. Ya da bir şekilde rektörleri görevden alabiliyorlar.
Ülkemizde nerdeyse her birim ve kurumda, okullarda sınıflarda yönetici seçimleri yapılırken üniversitelerde yönetim seçimleri yapılamıyor.
Bir başka ifadeyle üniversitelerde rektör atama yöntemi askeri darbecilerin bile gerisine çekilmiş maalesef. Askeri darbe bile seçimi kaldırmamıştı.
İşte bu uygulama son olarak Giresun Üniversite'nde hayata geçirildi. 
Bu atama yasalara uygun mu, uygun… Ama sadece o kadar! 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık