• 07 Kasım 2012, Çarşamba 9:15
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?
 Bunu daha çok dini bayramlar için söylerdik, şimdi milli bayramlar için de söylüyoruz artık. Nerede o eski bayramlar?
 Ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelere bağlı olarak dini bayramlarımıza yansıyan değişimleri ifade etmek için kullandığımız ve ifadeyi bu defa siyasi gelişmelere bağlı olarak milli bayramlarımıza yansıyan değişimleri ortaya koymak için kullanıyoruz. 
Ekonomik, sosyal ve kültürel yapımız değiştikçe geçmişten günümüze taşıdığımız gelenek ve göreneklerimiz nasıl ortadan kalkıyorsa siyasi yapımız değiştikçe de yine geçmişten günümüze taşıdığımız milli bayram kutlama yöntemlerimiz de değişiyor.
Onun için de nasıl dini bayramlarımız için “ Nerede o eski bayramlar” diyorsak milli bayramlarımız için de aynı şeyleri söylüyoruz. 
Eski milli bayramlarda “ ilk”ler yoktu.
Bayramın ertesi günü gazetelerin birinci sayfalarında böyle fotoğraflar yer almazdı.
Gazeteler; Cumhuriyet Bayramı bütün yurtta, Kıbrıs'ta ve dış temsilciliklerde huzur içinde kutlandı başlıklarıyla çıkardı.
Barikatlar, biber gazları ve basınçlı su yoktu. 
Bayramların sonrasında “ Devletin iki başlılığı” tartışılmazdı.
Cumhuriyet balolarına kimin katılıp katılmadığı, katılanların eşli mi eşsiz mi olacakları kimsenin aklına bile gelmezdi.
Barikatların talimatla mı kaldırıldığı veya vatandaşların mı barikatları aştığı merak edilmezdi.
Eskiden Cumhuriyet Bayramı sadece elitlerin kutladığı bir bayram da değildi. Hatta milli bayramların içinde halkın en fazla ilgi gösterdiği bir bayramdı.
Yine eskiden polis barikatlarıyla önlenmeye çalışılan ve katılımcıların illegal ilan edildiği bu boyutta yürüyüş yapılmasına da gerek duyulmazdı. 
Bayramlarda bayram tadı vardı. 
Eskiden; taşımalı eğitim diye bir şey olmadığından köy okulları açıktı. Her köyde Türk Bayrağı dalgalanırdı, istiklal marşı söylenirdi ve her köyde cumhuriyetin öğretmenleri vardı. 
Ve her köy okulunda her milli bayramda kutlama yapılırdı. Bahçeye bir masa çıkartılır, üzerine bayrak serilir ve Atatürk büstü konularak tören yapılırdı. O köyde yaşayanlar törene katılır; hatta Kurtuluş Savaşı gazisi, İstiklal Madalyası sahibi yaşlılar işgal edilen yurt topraklarını nasıl savunduklarını anlatan konuşmalar yapardı.
Başbakan, Ana Muhalefet Partisi'nin Başkanına “ Ulus'ta bayrakla gezmek kolay, git Hakkâri' de gez de göreyim” diyerek yönettiği ülkesinin bir bölgesinde o ülkenin bayrağıyla gezilemeyecek kadar yönetime hâkim olamadığını itiraf etmezdi.
Ve, eskiden o ülkenin insanları gelecek yıl nasıl bayram yaşayacaklarını merak etmezlerdi. 
Siyasi yönetimler değiştikçe ülkede o siyasi akımla paralellik gösteren bazı yeniliklerin ortaya çıkması normaldir ancak toplumsal bölünmelere neden olacak, siyasi kutuplaşmayı siyasi hoşgörünün sınırları dışına taşıyacak, toplumun oturmuş değerlerini kendi anlayışına göre yorumlayacak kadar tek yönlü bir yönetim anlayışının bu topluma bir şey kazandıracağına inananlardan değilim. 
Ve önümüzdeki yıllarda kutlayacağımız milli bayramlarımızla ilgili daha fazla “ Nerede o eski bayramlar ” diyeceğimizin kokusunu alıyorum şimdiden. 
Değişim ve dönüşüm bu kadar sert olmamalı. Bari bayramların azıcık tadı kalsaydı!
En azından milli bayramlarımız için “ Nerede o eski bayramlar? “ demeseydik.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık