• 11 Haziran 2013, Salı 9:38
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

NEDİR BU YÜZDE ELLİ MESELESİ?
 Demokratik ülkelerde yüzde elli oyla iktidar olanların diğer yüzde elliyi görmemezlikten gelmek gibi bir hakları mı var?
O iktidara seçmenlerin yüzde ellisi oy vermişse yüzde ellisi de oy vermedi. 
Bir elmanın iki yarısı; yüzde elli evet, yüzde elli hayır…
İki seçmenden birisi o yönetime oy vermiş!
Hayır; her iki seçmenden birisi o yönetime oy vermemiş.
Benim yüzde elli seçmen desteğim var, halkın yüzde ellisi beni destekliyor. Politikalarımı onaylıyor. Uygulamalarımdan ve çıkardığım yasalardan memnunlar. 
Tamam da; yüzde ellisi de desteklemiyor. Yüzde ellisi de politikalarınızdan memnun değil ve uygulamalarınızı beğenmiyor. Çıkardığınız yasaları onaylamıyor.
Halkın yüzde ellisi Taksim'e cami yapılmasını istiyor ama yüzde ellisi de istemiyor.
Ülke insanının yüzde ellisi dış politika uygulamalarınızı destekliyor ama yüzde ellisi desteklemiyor. Halkın yüzde ellisi içki yasağınızı olumlu buluyor ama yüzde ellisi tepki gösteriyor. 
Halkın yüzde ellisi havaalanına karşılamaya geliyor ama diğer yüzde ellisi gelmiyor.
Bu ülkede yaşayan insanların yüzde ellisi her dediğinize inanıyor, her sözünüzü alkışlıyor ama yüzde ellisi her dediğinize inanmıyor, her sözünüzü alkışlamıyor.
Her sözünüzü alkışlamayan, her dediğinizi doğru kabul etmeyen o yüzde elliyi görmemezlikten gelebilir misiniz? Demokrasi böyle bir şey mi?
Bütün düzenlemelerinizi ve uygulamalarınızı sizin gibi düşünen yüzde ellinin memnuniyeti üzerine kuramazsınız. Diğer yüzde ellinin de memnuniyetini sağlamak zorundasınız. Bu, yönetim olarak sizin demokratik sorumluluğunuz olmalı…
Biz karar verdik yapacağız derken sizin görüşünüzü destekleyen yüzde elliden söz ediyor olmalısınız. Sizin görüşünüzü desteklemeyen ve size oy vermeyen diğer yüzde elliyi demokrasinin hangi kavramıyla tanımlıyorsunuz?
O yüzde elli bu demokrasinin nesi oluyor? Konu mankeni mi yoksa?
Sandıksa sandık! Seçmense seçmen, halksa halk; yüzde ellisi sizden yanaysa yüzde ellisi de karşınızda! Demokrat bir yönetimseniz her iki tarafa da eşit davranacaksınız.
Her iki tarafa eşit davranmıyor musunuz? Görmeniz için biraz da diğer tarafın baktığı yerden bakmanız gerekiyor. 
Demokrasilerde her şey sandıkta biter diye bir kural olsaydı demokrasinin genel felsefesi içinde yer bulan diğer kurum ve örgütlere ne gerek vardı? Sivil toplum örgütleri, değişik platformlar, meslek yapılanmaları ve basın gibi gerçek demokrasilerin olmazsa olmaz kurumları bir anlam ifade eder miydi? 
Yüzde elliyi alan diğer yüzde elliyi görmemezlikten gelir ve kendi kurallarıyla ülkeleri idare ederlerdi. 
Ama hayır! Demokrasi öteki yüzde elliyi çok önemsiyor.
Öteki yüzde elliyi “ çapulcu” veya “ ayyaş” diye tanımlamaya izin vermiyor.
Zorla zapt ettiğiniz yüzde ellinizi diğer yüzde ellinin üzerine salmaya hiç izin vermiyor. Hatta bunu ağzınıza bile almayı çok yadırgıyor. Demokrasiye yakıştırmıyor. 
Son günlerde yaşanan olaylara bakıldığında öteki yüzde ellinin belli bir hoşnutsuzluğunun olduğu görülüyor. Onları bastırmak yerine bu hoşnutsuzluğun nedenlerini sorup irdelemek daha doğru olmaz mıydı?
Birileri kışkırtıyor! Dış mihraklar! Marjinal gruplar! Provokatörler! Yabancı ajanlar!
Hadi hepsini kabul edelim; peki siz o yüzde elliyi kucaklayabilseydiniz hiç o provokatörler, yabancı ajanlar, kışkırtıcılar, marjinaller onların arasına girebilir miydi?
Bu yüzde elli meselesini gerçekçi bir yaklaşımla iyi analiz etmezsek zaman zaman baş gösteren olayların neden ve sonuçları üzerinde doğru bir tespitte bulunamayız. 
“Benim yüzde ellim senin yüzde ellini döver “den öteye geçemeyiz.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık