• 15 Aralık 2015, Salı 8:55
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

NEDEN SONUÇ İLİŞKİSİ
 Türkiye olarak zor günler yaşıyoruz. Ülkemizin dört bir yanı barut fıçılarıyla kuşatılmış. Deyim yerindeyse, eller tetikte… Densizin birisi düğmeye bastığında her yandan ateş yağacak.
Bütün komşularımızla kavgalıyız. Hem de öyle az buz kavgalar değil. Bir savaş başlatacak kadar hırslıyız, öfkeliyiz. Şom ağızlılık olmasın ama sözün bittiği yerdeyiz. 
Komşularımızla sıfır sorun derken savaşın sınırına geldik.
Hani derler ya; Nereden nereye…
Ya ülkemizin içinde yaşadığımız terör faaliyetleri… Çatışmalar, şehit askerler ve polisler. Suikastlar, adam öldürmeler ve benzerleri. 
Hendekler, barikatlar, sokağa çıkma yasakları ve diğerleri. 
Kurşunlanmış duvarlar, yakılmış araçlar ve yağmalanmış işyerleri.
Türkiye bu duruma nasıl geldi Allah aşkına! 
Ülkemizin bir bölümü resmen ateş altında… Etraf barut kokuyor, silahların namlusu hiç soğumuyor. Televizyonla-rın ekranlarına bakılamıyor. 
Burası Türkiye olamaz, benim ülkem bu hale gelmeme-liydi.
Atatürk'ün “ Yurtta barış dünyada barış” sözünü ne kadar özlüyoruz. Eskiden birçok yerde yazardı bu söz, herhalde onu da kaldırdılar.
Bütün bunlar bir sonuç, sonuç ancak kimse bunun nedenlerini tartışmıyor. 
Asıl konuşulması gereken bu, bütün bunlar neden oldu? 
Herkesi şuna alıştırmaya çalışıyorlar: Geçmişi kurcala-mayalım, bugün ne yapacağımızı konuşalım. Ya da “Oldu bir kere…”  Bugünkü konumuz geçmişi yargılamak olmamalı… 
Hayır! Bütün bunların nedenlerini ortaya koyup üzerin-de konuşamazsak bu ateş sarmalından çıkamayız. 
Cesur olmak zorundayız. Bu ateş çemberinin içine doğru şeyler yaparak düşmedik. Doğru politikalar, isabetli uygulamalar, gerçekçi öngörüler, bilgece bir yönetim Türkiye'yi bu bataklığa götürecek yol değildir. 
Doğrular, sonuçta bir yanlışta kesişmezler. 
Cesur olmak zorundayız; çünkü bu savaş ortamına nasıl ulaştığımızı cesur olamazsak tartışamayız. Korkmadan, bir yerlerde hata yapıp yapmadığımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. 
Türkiye böyle bir ortama herhalde özel bir gayretle gelebilir. Ya da çok büyük yanlışlarla… Öncelikle cevaplanması gereken soru bu; Türkiye neden bu duruma geldi? 
Ülkeyi yönetenlere bu soruyu sorduğunuzda alacağınız cevap çok basittir. Dış etkenler nedeniyle Türkiye bu noktaya geldi derler.
Bunun bir de karmaşık bir adı vardır: Konjonktürel nedenler derler, anlaşılmasın diye.
Elbette, değişik dünya devletlerinin bunda elleri vardır. Onlar savaş isteyebilirler, Onlar Türkiye'nin bir savaşa girmesini isteyebilirler. 
Ama bizim yönetimin bilerek ya da bilmeyerek onların değirmenine su taşıdığını da irdelememiz gerekmez mi? Bütün bu karmaşanın içine biz de ülke olarak bilerek veya bilmeyerek çomak sokmuş olabilir miyiz? 
Öncelikle gerçekçi öngörülerde bulunarak ona göre politika geliştirebilmiş olabilir miyiz? Mesela, Suriye politikamızda yanılmış olabilir miyiz? Bütün bunların nedeni Suriye politikamız olabilir mi? 
Ya da içeride yaşadığımız terör eylemlerinin nedeni Çözüm Süreci dediğimiz dönem olabilir mi? Mesela Esat gidecek öngörümüz hiç de isabetli değilmiş.
Bugün ülkeyi yönetenler hiç hata yapmadıklarını, hiç yanlış politikalar uygulamadık-larını, hiç tutarsız kararlar vermediklerini söylüyor olabilirler: 
Öyle olsaydı hiç Türkiye bu hale gelir miydi?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık