• 29 Nisan 2015, Çarşamba 9:20
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

MEMLEKET İSTERİM
 Otuz Beş Yaş Şairi olarak tanınan Cahit Sıtkı Tarancı'nın bir şiirinin adıdır Memleket İsterim… Bu başlık o şiirden alınmıştır. 
Ülkemizin dününü bugününü anlatmaya yetiyor bu şiir.
Türkiye'mizde yaşadığımız olaylara bakıldığında dilinizin ucuna geliveriyor. Ve ben de böyle bir memleket isterim diyorsunuz.
Böyle bir memleketi kim istemez ki!
Şair: “Memleket isterim; gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun” diyor. 
Sonra; “Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Ne başta dert,
Ne gönülde hasret olsun”
Biraz şairce bir düş mü? Olamaz mı? Gerçeklerden uzak beklentiler mi?
Ya şuna ne demeli?
“Kardeş kavgasına bir nihayet olsun”
Kardeş kavgalarına bir nihayet olamaz mı? Bugün yaşadığımız toplumsal çatışmalara bir son veremez miyiz? Çıkar çatışmalarının sürüklediği kavga ortamından çıkamaz mıyız? Siyasi kavgaların ülkemizi getirdiği bu noktadan bir dönüş yapamaz mıyız? 
Uygar insanlar gibi, medeni toplumlar gibi tartışamaz mıyız? 
Cahit Sıtkı Tarancı düşlediği ülkeyi anlatmaya şöyle devam ediyor:
“Ne zengin ne fakir,
Ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun”
Şu üç mısra her şeyi anlatmaya yetmiyor mu? Öyle bir yönetim ortaya koyacaksınız ki zenginle fakir arasındaki açıklığı gün be gün kapatacaksınız. Sosyal bilimciler buna gelir dağılımında adalet diyorlar.
Birileri saraylarda, köşklerde, villalarda, yalılarda yaşarken birileri çadırlarda, gecekondularda, sosyal konutlarda, prefabrik evlerde yaşamasın. İnsanlar arasında bir yaklaşım olsun. 
Sen ben farkı olmayan bir memleket istiyor şair; Hani insanların karşısındakine “Sen kim oluyorsun!” demediği. Ve ya “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye çıkışmadığı bir memleket. 
Cahit Sıtkı Tarancı 1910- 1956 yılları arasında yaşamış. Memleket o gün de öyleymiş, bu gün de öyle… Bu gerçeklik insanı ürkütüyor. Çok fazla yol alamamışız bu anlamda demek ki. Gide gide bir arpa boyu yol gidememişiz. “Sen kim oluyorsun” demekten kurtulamamışız. 
Tabi ki sözümüz “Sen kim oluyorsun” diye konuşanlara.
Ve şiirin bam teli;
Şairin suratımızda şamar gibi patlayan son sözleri; 
“Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun”
Yaşamak, sevmek gibi gönülden nasıl alabilir? O memlekette; gök mavi, dal yeşil, tarla sarıysa ve o memleket kuşların, çiçeklerin diyarıysa yaşamak sevmek gibi gönüldendir.
O memlekette; başta dert, gönülde hasret yoksa ve bir de kardeş kavgaları son bulmuşsa yaşamak sevmek gibi gönülden olur. 
Zengin, fakir, sen ben farkı yoksa ve kış günü herkesin evi barkı varsa o memlekette yaşamak sevmek gibi gönüldendir.
Hani şairin “Tek şikâyet ölümden olsun” deyişi var ya: öyle bir memlekette herhalde ölümden de şikâyet olmazdı. Böyle bir memlekette doyasıya yaşadıktan sonra sesiz sedasız gidivermenin şikâyet edilecek neresi olabilir ki?
Sorunsuz bir yaşamın keyifli bir ölümü olurdu herhalde. 
Biz de böyle bir memleket istiyoruz 2015 yılında.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık