• 26 Aralık 2012, Çarşamba 9:32
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KUVVETLER BİLEŞKESİ
 Yasama, yürütme ve yargıyı demokrasinin üç temel ayağı olarak öğretmişlerdi bizlere yıllarca… Bunlara basın ve sivil toplum kuruluşlarını da katıyorlar şimdi. Bunlar olmadan demokrasi olmazmış. 
Demokrasiyi oluşturan bu üç temel kavramı kuvvetler ayrılığı olarak değerlendiriyor evrensel demokrasiyi tarif edenler.
Ancak demokrasinin vazgeçilmez bu üç değeri ülkemizde son haftaların tartışma konusu oldu çıktı. Kuvvetler ayrılığı ülkemizde bazı projelerin gerçekleşmesine engelmiş. 
Kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler bileşkesi olmalıymış sanki! Yani bütün kuvvetlerin bir noktada kesişmesi gibi…
Buna bütün kuvvetlerin tek bir kişide toplanması diyenler de var. 
Bütün bu tartışmaların iki nedenden kaynaklandığını düşünüyorum. Tartışmayı başlatanlar ya gerçekten demokrasinin evrensel tarifini bilemeyecek kadar demokrasinin uzağındalar ya da demokrasiye kendilerince bir anlam yüklemeye çalışıyorlar.
Zaten yakamızı kurtaramadığımız kavram kargaşası içinde yeni kavramlar üreterek ortalığı iyice içinden çıkılmaz hale getirme çabalarıyla siyasi çıkar peşindeler diye düşünüyorum.
Veya; demokrasiye yeni bir ayar vererek kendilerince adına demokrasi diyecekleri farklı bir yönetim şekli oluşturmaya çalışıyorlar. Bütün kuvvetlerin tek elde toplandığı bir demokrasi! 
Böyle bir demokrasi olabilir mi? Siz demokrasiyi böyle tanımlıyorsanız neden olmasın!
Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz derseniz bütün kuvvetlerin tek elde toplandığı bir demokrasinin olabileceğini de söyleyebilirsiniz. Ya da “ Biz yaptık oldu “ dersiniz olur biter.
Kuvvetler ayrılığını tartışmaya açanların asıl dertlerinin demokrasinin üçayağından birisi olan yargı olduğunu görmemek mümkün değil. Yasama ve yürütme her ne kadar ayrı güçlermiş gibi görünse de bu her zaman siyasi iktidarı temsil eden ortak bir güçtür. 
Geriye bir tek yargı kalıyor. Kuvvetler bileşkesini isteyenlerin yargıdan yakınmaları hiç bitmedi ki! 
Onca yasal düzenlemeye ve Anayasa değişikliğine rağmen hala yargı demokrasimizde kuvvetler ayrılığından doğan önemli bir güçse buna saygı duymak gerek. Demokrasimiz adına gurur duymamız lazım.
Şimdi bu tartışmalar başladı ya; hemen aynı gün bir başka tartışma daha başladı.
Demokrasinin amaç mı araç mı olduğu tartışması!
Aslında bu tartışma yeni değil. Bazı kaynaklara göre 1994 yılına kadar uzanıyor tarihçesi. Bu iki tartışmayı yan yana koyduğumuzda bugünkü tartışmayı daha rahat analiz edebileceğimizi söyleyebiliriz. 
Eğer demokrasiyi temelde amaç olarak görmezseniz elbette kuvvetler ayrılığı ilkesini de rahatlıkla görmezlikten gelebilirsiniz. Amacınız demokrasi değilse demokrasinin evrensel tanımı içinde yar alan yürütmeyi ve yargıyı yasama olarak tanımak istemeyebilirsiniz.
Kuvvetlerin tümünü kendinizde toplamak gibi bir amacınız olabilir. 
Yaptığınız uygulamaların yargıdan dönmesinden rahatsız olabilirsiniz. 
Demokraside kuvvetler ayrımı yerine kuvvetler bileşkesinin tartışılmaya başlamasıyla demokrasinin amaç değil araç olduğu yönünde yapılan konuşmalar da yeniden yayınlanmaya başladı.
 Eskiler “ Hafız-i beşer nisyan ile malüldür ” derlermiş.
Yani insan hafızasının unutmak gibi bir özelliği vardır. 
Ancak teknolojinin de unutulmak üzere olan söylemleri kuvvetler ayrılığından kuvvetler bileşkesine giden yolda yeniden ortaya çıkarmak gibi becerisi var.       

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık