• 13 Aralık 2016, Salı 8:06
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KURBANLAR VE DAVALAR
 O günlerde kimse terör örgütü demiyordu. Aksine övgüler yağdırıyordu.
Onlar da o dönemde yurtlar kuruyorlar, öğrenci evleri açıyorlardı. Özellikle Anadolu'nun kalkınamamış il ve içlerinde yurtlar açarak bir tür kamu hizmeti görüyorlardı. 
Yurt dışında açtıkları okullarla Türkiye'nin eğitim elçileri olmuşlardı. Türkçeyi sevdiriyorlar, dilimizi yayıyorlar; bayrağımızı dalgalandırıyorlardı. 
Türkiye'de açtıkları dershanelerle özellikle fakir öğrencileri üniversite sınavlarına hazırlıyorlar, üniversite kazanan öğrencilerin yurt ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.
En fazla da devletin öğrenci yurdu açmadığı kırsal bölgelerde yurt açarak bir boşluğu dolduruyorlardı. Kutsal bir hizmet yapıyorlardı! 
Devletin üst düzey yöneticilerinin övgülerine konu oluyorlardı.
Bu hizmetleri için fakir öğrencilerden para almıyorlardı. 
Peki, para almıyorlardı ancak bu hizmetin parasal boyutunu nasıl döndürüyorlardı?
Öncelikle hayırsever işadamları olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlardan destek görüyorlardı. Başta yerel yönetimler, çeşitli şirketler ve iş yerleri maddi ve sosyal destek veriyordu bu yapılanmaya.
Maddi gücü çok fazla olmayan insanlarımız da kurban bağışlarıyla destek oluyorlardı.
Kurbanını vekâlet yoluyla kesmek isteyen Müslümanlar onların belirlediği kurban bedelinin ödeyerek dini vecibelerini yerine getirmiş oluyorlardı. 
Buraya kadar her şey yolunda giderken bir gün Türkiye'de bakanların istifasına kadar giden bir yolsuzluk çalkantısı ortaya çıkıverdi. Ve o günden sonra da bu yapılanmanın terörist bir faaliyet olduğu ifade edilmeye başlandı. 
Ve yakın tarihimizde yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimiyle de resmen terör örgütü olduğu ilan edildi. Yasal işlemler başlatıldı. Gözaltılar, tutuklamalar, meslekten ihraçlar, açığa alınmalar, işten el çektirmeler ve diğerleri… El konulan işletmeler, kapatılan kurumlar, cezaevine gönderilen işadamları ve gazeteciler.
Meğer bu yurtlarda yetiştirdikleri öğrencileri devletin değişik kademelerine yerleştirerek gelecekte yönetimi ele geçirmek gibi bir amaçlarının olduğu anlaşıldı. Devletin içinde öyle bir yapılanmışlar ki polisten adliyeye, öğretmenlikten hâkimliğe ve savcılığa kadar her yeri ele geçirmişler… Dahası Türk silahlı kuvvetlerini el geçirmişler ve silahlı darbeye kalkışacak güce ulaşmışlar.
Bunları ve daha fazlasını hepimiz biliyoruz.
Yeni gözaltılar ve tutuklamalar oluyor. Ülke olağan üstü halle yönetiliyor falan filan…
Burada hiç söz edilmeyen iki konu var: Bu yapılanmaya kurban bağışında bulunan Müslümanların kurbanları ne olacak? Durduk yerde bir terör örgütüne kurban bağışında bulunmuşlar ve o örgütün güçlenmesine neden olmuşlar.
Bu kurbanlar dinen geçerli olmuş mudur? Yoksa kurbanlarını yeniden mi kesecekler? Diyanet İşleri Başkanlığının bu konuda bir fetvası var mı ya da olacak mı?
İkinci konu ise şu anda terör örgütüne üye olmaktan cezaevinde tutulan hâkimlerin verdiği kararların hukuki durumları ne olacak? Davalar yeniden mi görülecek?
Bu hâkimlerin verdiği binlerce karar var; ceza davaları, hukuk davaları ve ticari davalarla ilgili kararlar verdiler. Düşünsenize sizin davanıza bakan bir hâkim meğer terör örgütüne üyeymiş ve halen bu suçtan ceza evinde… 
Verdiği kararın ne kadar adil olduğunu sorgulamak aklınızdan geçmez mi?
Ya örgütsel bir yorumla sizi cezaevine göndermişse, ya da örgütten birilerinin işaretiyle aleyhinize karar vermişse!
Herhalde Adalet Bakanlığı şu anda terör örgütüne üye olmaktan cezaevinde yatan hâkimlerin listesini önüne koyup onların sonuçlandırdığı davalarla ilgili yeniden yargılama yapılması yönünde bir çalışma başlatacaktır. 
Ya da vatandaşların böyle bir talebi olacaktır…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık