• 11 Temmuz 2012, Çarşamba 9:39
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KÜMBET'İN İKİ YÜZÜ
Kümbet yayla şenliklerinin 24. yapıldı. Giresun'da yayla şenliği denildiğinde Kümbet yayla şenliği şenliklerin amiral gemisidir. Böyle olmasaydı 24 yıldır yapılabilir miydi?
Ramazanın her yıl biraz daha aşağıya gelmesiyle bölgede festival adıyla yapılan şenlikler de birbirine girmeye başladı. Her hafta değişik yerlerde benzer bir etkinlik düzenleniyor.
Bu tür şenliklerin festival olarak tanımlanmasını doğru bulmadığımı daha önce de ifade etmiştim. Bunlar yerel sanatçıların sahne alma imkânı bulduğu, yöre insanının da yerel halk oyunları oynayarak coştuğu, eğlendiği halk konserleri… Hele bunlara bir de uluslar arsı denilmesi olayın bir başka boyutu…
Aynı güne gelen şenlikler arasında amiral gemisi olması nedeniyle Kümbet şenliğini seyretmeyi daha uygun buldum ve 8 Temmuz 2012'de yapılan Kümbet yayla şenliğini seyrettim.
Ve orada Kümbet'in iki yüzünü gördüm.
Birincisi sunmaya çalıştığımız Kümbet.
Göğe ulaşmak için birbirleriyle yarışan çam ağaçlarının arasında yemyeşil bir alan…
Yeryüzünde bu güzellikte bir başka yer daha olamaz. En başarılı ressamların bile düşleyemeyeceği kadar mükemmel bir tablo. Bir kartpostalın ete kemiğe bürünüp can bulduğu yer. Nasıl anlatılsa az, nasıl anlatılmak istenilse eksik bir güzellik.
Hani bir şarkı da söylenir ya; Aşk yaşanır anlatılmaz diye, işte alın onu Kümbet'e uyarlayın ve Kümbet yaşanır anlatılmaz deyin.
Kümbet'in birinci yüzünde bu güzellik var. Sahne var, yerel sanatçılar var. Televizyon kameraları ve fotoğrafçılar var. Şarkılar, türküler var. Horan var, karşılama var, kolbastı var…
Katılımcı halk var, konuklar var, konuşmacılar var, alkışlar var. Yayla ağası var, eski yeni milletvekilleri var, İstanbul'dan gelen konuk belediye başkanları ve dernek başkanları var.
Bunlar, etkinliğin yapıldığı Aymaç çayırının uygun bir yerine konulmuş şenlik alanındalar. Burada Kümbet yayla şenliğinin kültür yanı var. Burası Kümbet'in birinci yüzü…
Bir de bu şenliğin ekonomik yanı var.
Şenlik alanının hemen dışında bu etkinlik nedeniyle toplanmış insanlara satış yaparak etkinliğin asıl amacının gerçekleşmesini sağlayan satıcılar var. Büyük bir pazar var. Sergiler var, çadırlar var, tezgâhlar var; sebze meyve satanlar var, giyim eşyası satanlar, mutfak eşyası satanlar var.
Şenlik alanında simit satanlar, mısır satanlar, dondurma satanlar, içecek satanlar, kuru yemiş satanlar var.
Yöresel ürünler; peynir, tereyağı, pancar, yeşil soğan, nane, kekik, kıvırcık, mantar satanlar var.
Ve et satan kasaplar var. İşte Kümbet'in ikinci yüzü dediğimiz manzara da burada…
Kümbet'te her şey var ancak denetim yok.
Biz Kümbet'in birinci yüzüyle ilgilenirken ikinci yüzünü ihmal ediyoruz. Televizyonlara makyajlı görüntü vereceğiz derken öte tarafta yaşanan gerçekleri atlıyoruz.
Kümbet'te hijyen yok. Aslında temizlik yok demek daha doğru da hijyen deyince dikkat çekici oluyor!
Özellikle kasapların ve et pişirilen yerlerin hijyen açısından denetlenmesi gerekiyor. Ben ayrıntıya girmiyorum ancak gözlediklerim hiç hoş değil. Bir günlük panayır var diye bu kadar vurdumduymaz olunamaz.
Bu denetimi yapmak kimin görevi onu da bilmiyorum ancak biri bu alanı denetlemeli… Bir de şu tuvalet işini halledelim, o küçük tuvalet o kadar insana yetmiyor.
Peki biz bunları yazmak zorunda mıyız? Bunları yazarak Kümbet şenliklerine zarar mı veriyoruz? Hayır; asıl yazmazsak zarar veririz.
Biz yazmazsak mutlaka birileri yazar ve bizim gibi de yazmaz, bizden söylemesi!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık