• 14 Şubat 2013, Perşembe 9:01
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KONUŞMAYAN TÜRKİYE
 Konuşmayan Türkiye ya da konuşamayan Türkiye!
Türkiye'de şu günlerde çok önemli siyasi gelişmeler yaşanıyor. Ancak bu konularda kimse bir şey konuşmuyor. Bu konularda konuşmazsak hangi konularda konuşacağız?
Konuşma derken, bunu eleştirel anlamda söylemiyorum; olumlu veya olumsuz hiç kimse hiçbir açıklama yapmıyor.
Hükümet kanadı konuşuyor, muhalefet partilerinin genel başkanları konuşuyor o kadar!
Yetmez mi? Yetmez! Demokrasilerde yetmez. Demokrasilerde bu kadar sessizlik hayra alamet değildir.
Belki de konuşuyorlar ama seslerini duyuramıyorlar… Eğer böyleyse bu daha da beter demektir.
Peki, kimler konuşmalı? Herkes!
Üniversiteler, sendikalar, dernekler, sivil toplum kuruluşları, vakıflar, meslek odaları ve kuruluşları, sanatçılar ve aydınlar… Demokrasilerde bu kurum ve kuruluşlar ülkeyi ilgilendiren her konuda olumlu veya olumsuz görüş belirterek halkı bilinçlendirmek durumunadırlar. 
Bu kurum ve kuruluşlardan gelen açıklamaları basın yayın kuruluşları halka ileterek demokrasi adına yapmaları gerekeni yapmakla sorumludurlar.
Türkiye'de bugünlerde çok önemli gelişmeler oluyor. 
Bir kere yeni bir Anayasa yapılıyor. Bu Anayasa'ya girecek her kelime herkesi ilgilendiriyor. Mevcut Anayasa'yı 12 Eylül Anayasası olarak niteliyoruz ya, askeri bir Anayasa'dan kurtulup sivil bir Anayasa yapıyoruz ya… Bu Anayasa'ya girecek her hükümle ilgili herkesin bir diyeceği olmalı. 
Dört siyasi partinin temsilcilerinin toplanarak yazdıkları Anayasa toplumun her kesimini hukuken temsil etse de gerçekte ne kadar temsil edecektir? İki ay sonra Anayasa değişikliğine gidersek şaşırmayalım!
Anayasa'yla, çok önemli siyasi gelişmeler yaşanacak. Ülke yönetim sisteminden tutunda yargıda oluşacak yeni bir yapılanmaya kadar her konuda farklı bir anlayışla yüz yüze geleceğiz.
Geleceğiz ancak, Bu konularda kimse konuşmuyor. Geçen Anayasa değişikliğinde hiç olmazsa “ Yetmez ama evetçiler ” vardı, bugün onlar da yok. 
Bir ülkede yeni bir Anayasa yapılıyor, o ülkede herkes sus pus!
Başbakan süre verdi, Mart ayı sonuna kadar bitmezse kendi Anayasalarını halk oylamasına sunacaklar. O zaman mı konuşacaksınız?
İkinci konu ise İmralı Adası'nda; ömür boyu hapis cezasını çeken, dünyanın ve Avrupa'nın terör örgütü olarak nitelediği bir örgütün kurucusu ve liderliğini yapmış birisiyle görüşmeler yapılıyor.
Bu kadar önemli bir konuda kimseden olumlu ya da olumsuz bir görüş yok. Hiç mi bir fikriniz yok? Olumlu buluyorsanız destekleyin olumsuz buluyorsanız eleştirin. 
Bir görüşünüz olsun ki temsil ettiğiniz kitlenin bilgilenme şansı olsun. 
Eskilerin bir deyişi vardır: Sükût ikrardandır. 
Yani yapılanların aksini söylemiyorsak onaylıyoruz demektir. 
Yani bu iki konuda yapılanlar doğrudur öyle mi?
E, bari o aman çıkın da açık açık destek verin.
Mesela üniversiteler bu iki konuda da yapılanların doğru olduğunu açıklasınlar. Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, meslek odaları, sanatçılar, aydınlar ve diğerleri… Bari desteklediğinizi ifade edin de duruşunuzu görelim.
Kim sokmuşsa sokmuş aklımıza bir kere, “ Konuşan Türkiye “ diye; şimdi kimse konuşmayınca bu kadar sessizlik insanı ürkütüyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık