• 05 Aralık 2018, Çarşamba 17:20
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KONUŞMAK ZORUNDA MISINIZ ?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli erken seçimi dillendirmeye başladığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Erken seçim vatana ihanettir” demişti.
Demek zorunda mıydı? 
Sonra ne oldu? Seçimler Bahçeli'nin dediği zamanda yapıldı.
Yani vatana ihanet edildi! Düz mantıkla böyle bir sonuca varmak mümkün.
Gençler hatırlamaz belki; Rahmetli Demirel yine Rahmetli Özal cumhurbaşkanı seçilince, bu sonucu tanımamış ve Çankaya'ya gitmeyeceğini söylemişti.
Sonrasında yapılan seçimlerde Demirel'in partisi hükümeti kurmaya en yakın parti olunca Cumhurbaşkanı Özal hükümeti kurma görevini Demirel'e verdi. Demirel'in Çankaya köşküne çıkması zorunlu hale gelmişti. 
Demirel'e soruldu; Köşke çıkacak mısınız denildi. Demirel o meşhur cevabı verdi: Görevden kaçamayız. 
Meşhur cumhur ittifakını hepimiz biliyoruz. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi cumhurbaşkanlığı seçiminde iş birliği yaptılar. MHP aday çıkarmadı ve Erdoğan'ı destekledi. 
Olabilir, o onların kendi bilecekleri bir iş.  Bunu kendi seçmenleri sorgulayabilir ve oyunu da ona göre kullanır. Biz bunu doğru bulmasak da, bize ne der geçeriz.
Aynı ittifak yaklaşan yerel seçimlerde de gündeme geldi. 
Önce ittifak yaptıklarını açıkladılar. İktidar partisi teşekkür etti Bahçeli'ye.
Devletin bekası için şartmış! 
Sonra ne olduysa ittifak birden bozuldu. İki lider de televizyondan herkesin kendi yoluna gideceğini duyurdu. Her iki partinin de tabanı bu konuşmaları alkışladı.
MHP İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler için aday arayışına kalkıştı.
Sonra ne olduysa yeniden ittifak yapmaya karar verdiler.
Peki, o konuşmaları nereye koyacaksınız şimdi?
Tamam; bazılarına göre Bahçeli Erdoğan'ı parmağında oynatıyormuş. Çok ciddi bir politika üreterek partisini yönetime yakın tutuyormuş. Her yaptırmak istediğini yaptırabiliyormuş. 
Türk siyasi hayatının kilit partisiymiş Milliyetçi Hareket Partisi.
Görünüm de onu gösteriyor. Bir de şu genel affı çıkartabilirse bu kanı kesinleşecek.
Erdoğan'ı vatana ihanetten sandığa getirmişse bu önemlidir.
Burada sorun konuşmalarda, siyasiler çok konuşuyorlar. Kendilerini bağlayan sözler söylüyorlar. Seçmenlerini şaşkınlık içinde bırakıyorlar. 
Bir de bunları söylerken yüzlerine bakınız liderlerin; ne kadar da gerçekçi görünüyorlar! Mimiklerini ne kadar ustaca kullanıyorlar. Ses tonları ne kadar sahici…
Sonra hiçbir şey olmamış gibi, sanki hiçbir şey söylememişler gibi el sıkışıyorlar. Hafızaları ne çabuk siliyor o konuşmaları!
Şimdi diyecekler ki, siyaset böyle bir şey! Hayır, siyaset böyle bir şey olmamalı.
Karar ve politika değişikliğine belki kısmen evet diyebiliriz ama konuşmalara, üsluba ve tavırlara asla onay veremeyiz. Böyle bir konuşma tavrını tasvip etmemiz mümkün değil.
Siyasetçi ağzından çıkanı kulağı duyacak konuşmalar yapmalı. Siyasetçi devleti yönetmeye aday olan kişidir. Onun sözünün doğruluğu esastır. Sözünden dönmesi onun ciddiyetsizliğini gösterir. Oysa devlet yönetmek çok ciddi bir iştir.
Her konuda siyasetçi konuşmak zorunda mıdır? Sünnetten tutunda, düğünde, bayramda, eş dost toplantılarında, açılışlarda, temel atmalarda; aklınıza gelen her yerde konuşuyor siyasetçi. 
Konuştukça da tutarsızlaşıyor doğal olarak. Kendisiyle çelişiyor. Bir dediği bir dediğini tutmuyor. Kendini yalanlıyor. Mizah malzemesi oluyor, komik duruma düşüyor.
Ve şöyle soruluyor: Her konuda ve her yerde konuşmak zorunda mısınız?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık