• 12 Aralık 2018, Çarşamba 17:23
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KOALİSYON VEYA İTTİFAK

Aslında birbirisinden çok da farklı kavramlar değiller. Koalisyon seçimlerden sonra yapılırken ittifak seçimden önce yapılıyor.
İkisinde de aynı sancılar yaşanıyor. Görüşmeler uzadıkça uzuyor. Anlaştık dediklerinin ertesi günü anlaşamadık deyip dağılabiliyorlar. Ya da tam anlaşamadık dedikleri bir anda bir gelişme olabiliyor ve koalisyon veya ittifak gerçekleşebiliyor.
Bize hep şunu söylediler: Bu ülke ne çektiyse koalisyon hükümetleri yüzünden çekti.
Koalisyon hükümetleri başarılı olamadılar. Ülkeyi krize sürüklediler falan!
Tek partili ve istikrarlı hükümetler şart. 
Oysa uyumlu koalisyonların da başarılı olmaları pek ala da mümkün!
İlk aklıma geleni yazmak istersem 1974 yılında, Ecevit- Erbakan hükümetinin Kıbrıs konusunda nasıl bir karar verip uyguladıklarını gençler hatırlamasa da bizim yaşıtlarımız hatırlayacaktır.
Mesela, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin dışarıdan desteklediği ve rahmetli Ecevit'in başbakan olduğu 56. hükümet terör örgütünün lideri Öcalan'a dünyayı dar etmiş ve ta dünyanın bir ucundan paketleyip Türkiye Cumhuriyeti adaletinin önüne çıkartarak döneme damgasını vurmuştu.
Demek ki bu işin koalisyonla veya tek partiyle o kadar da bağlantısı yok.
Farklı unsurlardan oluşan ülkelerde değişik siyasi görüşlerin temsil edildiği partilerin kurulması doğaldır. Böyle durumlarda tek parti yönetiminin gerçekleşmesi de mümkün olmayabilir. Farklı siyasi görüşler ortak bir payda da buluşarak hükümet kurabilirler.
Ve ülkeyi de başarıyla yönetebilirler.
Ne dediler bize? Bu parlamenter sistem ülkeyi koalisyonlardan kurtaramıyor. İstikrarlı hükümetler kurulamıyor. Getireceğimiz yeni sistem Türkiye'yi koalisyonlardan kurtaracak ve istikrarlı hükümetler yönetecek ülkeyi.
Kaldı ki demokrasisi gelişmemiş ülkelerde istikrarlı dediğiniz tek parti hükümetleri zamanla baskıcı bir rejime de dönüşebiliyor. 
Önce parlamenter sistemi değiştirdik koalisyonlardan kurtulacağız diye.
Ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle ittifaklar dönemine giriş yaptık siyasi anlamda.
Ülkemiz insanı o günlerde duymaya başladı ittifak sözünü. Cumhur ittifakı, millet ittifakı gibi kavramlar gündelik hayatımızın olmazsa olmazlarından oldu.
Bugünlerde ise ittifakla yatıp ittifakla kalkıyoruz.
Ve öyle komik şeyler oluyor ki gelecekte bunlar fıkra diye girecek gülmece dünyamıza… Bir gün birbirlerine “sen yoluna biz yolumuza” diyenlerin ertesi gün birbirlerinin yüzüne bakamadan el sıkışarak ittifak görüşmelerine devam ettiklerini görüyorsunuz.
O fotoğrafa veya görüntüye iyi bakınız, bir birlerinin yüzüne bakmıyorlar.
Bilmem ne ittifakı bitmiştir dedikten sonra yeniden masaya oturmak nasıl bir siyasi anlayıştır bilmiyorum. Bir de seçmenin varlığını yokluğunu hiç dikkate almadan! 
Hani koalisyonlar dönemi bitmişti. Siyasi istikrar olacaktı ülkede.
Bu ne Allah aşkına; o ilde ben seni destekleyeyim bu ilde sen beni destekle… Bu nasıl bir siyasi oluşumdur. Ülkenin en büyük ilinde bir siyasi partinin aday göstermemesi ne demektir? Seçmeniniz öteki partinin adayına oy vermek zorunda mıdır?
Koalisyon dönemlerinde bu işin bir ciddiyeti vardı diye düşünüyorum.
Hukuken ittifakların oluşmasında bir sakınca olmayabilir ancak siyaseten ve görünüm anlamında komediye dönüşen bir manzarayla karşı karşıyayız. 
Oysa her siyasi parti ülkeyi yönetme farklılığı üzerine oluşturulan kurumlardır. Her siyasi parti adayını çıkartır, ülkeyi yönetme politikasını açıklar, kalkınmaya ve gelişmeye yönelik projelerini sunar ve seçmenin tercih sonucuna rıza gösterir.
Bu kadar basit! Yormayın bu canım Türkiye'yi ne olursunuz!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık