• 08 Nisan 2014, Salı 9:54
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KAYBEDENİ OLMAYAN BİR SEÇİM
 Beklenildiği gibi 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin hemen ertesi günü seçime katılan siyasi partilerin liderleri seçimden zaferle çıktıklarını ilan ettiler. Bazıları ertesi günü beklemeden açıklama yaparak seçimi kazandıklarını söylediler. 
Kaybedeni olmayan bir seçim geçirdik. 
Yerel seçim olduğu için herkes kendini kazançlı çıkartacak yorumlar yapıyor. Herkesin kendisini başarı kürsüsüne taşıyacak bir yolu ve yöntemi var.
Yazıyı hazırlarken bazı il ve ilçelerde seçim sonuçlarına itirazlar gündemdeydi ancak yine de sonuç kaba hatlarıyla da olsa belli sayılır.
İktidar partisi genelde az da olsa oy kaybetmiş sayılır. Ama onlar buna rağmen seçimi kazanmış sayıyorlar kendilerini. Bu kadar karşı kampanyaya, yolsuzluk suçlamalarına rağmen halkın kendilerine oy vermiş olmalarını önemsiyorlar. Bir kayıp yok!
Muhalefet partileri de genelde oylarını artırdıkları düşüncesiyle kendilerini başarılı kabul ediyorlar. Kaybeden yok!
Sarıgül İstanbul'u alamadı ama partisinin oy oranını yükseltti. Bu bir kazanım onlara göre! İstanbul'un bazı ilçelerini almaları da onlar için çok önemli. İstanbul'da 25 ilçe iktidarın 14 ilçe ana muhalefet partisinin…
“ Bütün Şehir “ belediyeleri kazanım açısından başlı başına bir analiz konusu.
Hükümet yeni yöntemle oluşturduğu “ bütün şehir “ belediyelerinden çoğunu aldı. Hem de ciddi bir oy farkıyla. 
İstanbul, Ankara ve Antalya' yı da buna katarak başarısını katladığını savunurken muhalefet İzmir'de Binali Yıldırım'a geçit vermeyişi başarı olarak dillendiriyor. Buna Eskişehir ve Hatay'ı da katıyor. 
Giresun'u nasıl yorumlamalı?
İktidarın zaferi mi muhalefetin kazanımı mı? 
İktidar neredeyse bütün ilçeleri aldım derken muhalefet Giresun merkezi de ben aldım diyor. Giresun'da bu seçimi kim kazandı? 
CHP'nin dışında diğer muhalefet partilerinin de kazandığı bütün şehirler ve diğer iller var. Onlar da kazançlı. Zaten kazandıklarını da gizlemiyorlar. Seçimden güçlenerek çıktık diyorlar. 
Türkiye böyle bir seçim yaşadı. 
Bazı tartışmalar bugün itibariyle sürmekte ve süreceğe de benziyor. Tartışmalar süre dursun Başbakan meşhur balkon konuşmalarından birisi daha yaptı. Bu alışık olduğumuz balkon konuşmalarından çok bir gövde gösterisiydi. Belli ki seçimi kazandığından emindi!
Hatta seçimi siyasi birliktelik oluşturduğu arkadaşlarından çok aile fertleriyle kazandığını düşünüyordu. Balkona siyasi arkadaşlarıyla çıkmamıştı. Başarıya onları ortak etmekten çok zaferi ailesiyle paylaşıyordu. 
Konuşmasına bakılırsa öfkeliydi. Yaptığı konuşma da siyasi tansiyonu düşürmeye yetmedi. Seçim kazanan lider böyle olmamalıydı. Hâlâ bir yerlere mesaj vermenin derdindeydi sanki! Seçim zaferinin tadını çıkaramıyordu. 
Oysa Türkiye kaybedeni olmayan bir seçim geçirmişti. Herkes bunun tadına varmalıydı. İktidar da muhalefet de… Onlar tadına varmadıktan sonra halkın tadı tuzu mu olurdu?
Görünen o ki kaybedeni olmayan bu seçim memlekete beklenen sükûneti getirmedi. Keşke bu seçimin bir kaybedeni olsaydı da ortalık biraz sakinleşmiş olsaydı. Demek ki kaybedeni olmayan seçimlerden sonra böyle bir süreç başlıyor. 
Unutmadan; herkes kazandığına göre mutlaka demokrasi de kazanmıştır. 
Hani şu herkesin kendisine göre tanımladığı ve yorumladığı demokrasi!
Kimsenin kaybetmediği bir seçimde demokrasinin kaybetmesi gibi bir anlamı da nereden çıkartıyoruz durup dururken? Böyle düşünenlerde mi var yoksa!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık