• 29 Aralık 2016, Perşembe 8:11
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

KAPİTAL KUTSALLAŞIP GÜCE DÖNÜŞÜYOR
 Paranın, sermayenin, kapitalin kutsallaşıp güce dönüştüğü bir dünyada 21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü olarak kutlanıyor. 
Büyük paralara, güçlü sermayelere, dev kapital birikimlerine karşı küçük emeklerin birleşmesiyle ortaya çıkan bir dayanışma olgusu kooperatifçilik. Bir iktisadi oluşum.
Anadolu insanının imece dediği elbirliğinin, güç birliğinin ekonomik hayatta ticari anlamda kendini ortaya koyuşu… Küçük birikimlerin birleştirilmesiyle meydana gelen bir ekonomik güç, ticari bir kaynak, sosyal birliktelik ve kazancı bölüşme kütürtü…
Dünyada 1844 yılından bugüne biliniyor olsa da Anadolu'da imece adıyla yüzlerce yıldır süregelen bir gelenek kooperatifçilik. 1863 yılında Mithat Paşa Osmanlıya getirmiş kooperatifçiliği. 
Atatürk'ün İzmir'de topladığı İktisat Kongresi'nin ana fikri de bu dayanışmayı öne çıkartıyor. Güçlü dünya sermayelerine karşı milli ekonomiyi geliştirmeyi amaçlıyor bu kongre. Bir tür dayanışma ve küçük birikimlerin birleştirilmesi…
Zaten 1937 yılında Atatürk bunun adını koyacaktır ve “ Başta fındık olmak üzere diğer belli başlı ürünlerimizi ilgilendiren birlikler kurulmalıdır” diyecektir. 
Ve gerçekten de bir yıl sonra başta fındık olmak üzere tarımsal birlikler kurulacaktır. FİSKOBİRLİK de bunlardan birisidir.
Genç cumhuriyetin güçlü sermaye bikrimi yoktur, yabancı kapitallerin boyunduruğu altına girmesi yeniden gündeme gelebilir. Bunu önlemenin yolu küçük birikimlerin birleştirilmesidir.
Uzun yıllar Türkiye bu ekonomik modeli sürdürdü. Hatta kooperatifçilik teşvik edildi. Okullarda ders olarak okutulmadı belki, ancak kooperatif kolları kurularak öğrencilerin bilinçlendirilmesi yoluna gidildi.
Küçük esnaflar kurdukları kooperatiflerle sanayi sitelerini yaptılar. Yine dar gelirli insanların kurdukları konut kooperatifleri binlerce aileyi eve kavuşturdu. Bunların arasında kötü yönetildikleri için başarılı olamayanlar da oldu ancak sistem genel anlamda başarılı oldu.
Tarımsal birlikler ülkemizin tarım ürünlerini dünya pazarında marka konumuna getirdiler. Türk fındığı dünya pazarında FİSKOBİRLİK adıyla tanındı ve satıldı.
Artık eskisi kadar konuşulmuyor kooperatifçilik. 21 Aralık'ta bu anlamda hiçbir etkinlik yapılmadı Türkiye'de. Küçük birikimlerin birleşmesi istenmiyor, tarımsal üretim yapanların birlikler etrafında toplanarak güç oluşturması istenmiyor.
Atatürk'ün o önerisi dikkate alınmıyor.
Dev inşaat firmaları gökdelenler yapıp banka kredisiyle satarken bir tane bile konut kooperatifi kurulmuyor ve konut üretemiyor. 
İşte fındıkta elin adamı geldi fındıkçıyı parmağında oynatıyor. Fındıkta aktif bir birliktelik varken neden gelememişti o sermaye grupları, fındığı yeni mi keşfettiler?
Türkiye'de fındık üreticilerinin bir kooperatifi vardı, o ne derse o oluyordu!
Şimdi yabancı sermaye ne derse o oluyor.
Dünyada yaşamın tek bir kuralı var, güçlü olan güçsüz olanı bitirir… Bu kuralı dinler ve her türlü felsefi akımlar bile değiştirememişler. Güçlü olmak zorundayız. Bu güç de birliktelikten başka bir şey değildir.
Dünyada güç şu anda para, sermaye ve kapital… Hatta bu değerler gün geçtikçe bir kutsiyet kazanıyor. İlahlaşıyor adeta, tapınılacak değerler haline geliyor.
Parası, sermayesi ve kapitali olmayanların yapacağı tek şey küçük birikimleriyle bir güç oluşturmak… Yeniden ürün bazında ortaklıklar ve birliktelikler oluşturmak.
Mesela bakkallar marketlerin kendilerini bitirdiğini söylüyorlar. Doğrudur, ancak onlar da kendi aralarında sermayelerini birleştirerek ortak bir market açacaklar.
Bu birlikteliği sağlayamazsak dünya sermayesinin ülkemizi işgalini sadece seyrederiz. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık