• 07 Haziran 2013, Cuma 9:47
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

IMF'YE BORCUMUZU SIFIRLARKEN
 Türkiye IMF'ye olan borcunun son taksitini de ödeyerek hesabı kapattı. Ancak ülkenin borcu sadece IMF'ye değil ki!
IMF ile olan ilişkiler ülke açısından çok önemli. IMF'ye olan borcun ödenmesi psikolojik olarak ülkeyi rahatlatacaktır. Biz bir dönem IMF ile o kadar senli benli olduk ki her IMF denildiğinde yüreğimiz ağzımıza geliyordu.
Hatta meşhur Coterelli'yi hiç unutamadık. IMF'nin Türkiye Masası Şefi Coterelli' yi neredeyse nüfusumuza yazacaktık.
Türkiye yakın tarihimizde çok önemli iki ekonomik kriz yaşadı. 
Bunlardan birisi tarihe 5 Nisan Kararları olarak geçen 1994 ekonomik krizidir. Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde yaşanan bu krize çiller krizi diyenler de olmuştur. 
IMF adını sıkça duyduğumuz günlerdi o günler. IMF' den borç almak için kıvranıyordu ülkeyi yönetenler. 
IMF ile Stand-by anlaşması yaparak borç alıyordu Türkiye… IMF'nin de şartları vardı, müzakereler günlerce sürüyordu. 
O dönemi zar zor atlatmıştık ki 2001 ekonomik kriziyle karşılaştı ülkemiz. Bülent Ecevit başbakandı. 2001 krizine de Ecevit krizi demişti insanlarımız. 
19 Şubat 2001 tarihinde yapılan bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le Başbakan Bülent Ecevit arasında geçtiği açıklanan bir tartışmayla patlak veren ekonomik krizin nedenleri bu kadar basit değildi.
İşte bu günlerde Türkiye'nin bu ekonomik krizden çıkmak için çalacağı tek kapı IMF idi. Yine uzun süren müzakereler, ekonominin idaresine Kemal Derviş'in getirilmesi ve IMF programlarının uygulanması… Bunları denetleyen IMF Türkiye Masası Şefi Coterelli.
Bugün bunları bir tarih dersi gibi dinliyoruz. O günleri yaşayanlar bunları mutlaka hatırlıyorlardır.
Ve geçmişte IMF'den alınan tüm krediler bugün kuruşuna kadar ödendi.
Buraya kadar tamam! 
Buraya kadar tamam da Türkiye'nin borcu bitmiyor ki. IMF' ye olan borcumuzu ödedik ama borçlu olduğumuz, adı IMF olmayan onlarca uluslar arası finans kuruluşu var.
Hilmi Taşkın, Hazine Müsteşarlığının rakamlarına dayanarak Türkiye'nin iç ve dış borçlarıyla ilgili rakamları açıkladı bir yazısında.
2002 yılı sonunda Türkiye'nin dış borcu 130 milyar dolar.
2013 yılında Türkiye'nin dış borcu 236 milyar dolar. 
İç borç 2002 yılı sonunda 103 milyar dolar, 2013 yılında 250 milyar dolar.
IMF' ye borcumuzu sıfırladık ama başka kurumlara borçlanmaya devam ediyoruz. IMF ve Coterelli bir simge olarak belleğimizdeki yerini korurken diğer taraftan borç almış başını gidiyor. 
Duyan da Türkiye dış borcunu sıfırlamış zannedecek.
Bazıları borçlanmayı marifet sayarlar. 
Yine geçmişten hatırlıyorum; bir siyasetçimiz borçlanmayı “itibarlı olmaya “ bağlamış, itibarı olmayana borç vermezler demişti. O eskidendi, şimdi tefecilerimiz itibara falan bakmıyorlar, yeter ki müşteri olsun!
Bir de şunu anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. 
Yeni bir vergi düzenlemesi geliyor. Ancak asgari ücretin vergi dışı kalması söz konusu değil. Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisinin bırakınız kaldırılmasını, oranlarının düşürülmesi bile söz konusu değil.
IMF'ye borcunu sıfırlayan bir ülkenin asgari ücretliden alacağı vergiye ihtiyacı olabilir mi? Bu kadar yüksek oranda KDV ve ÖTV gereksinimi olabilir mi? Akaryakıttan bu kadar yüksek vergi beklentisi olabilir mi?
Son yıllarda halkımız bir bankadan kredi kartıyla para alıp diğer bankaya kredi kartı borcunu ödüyor ya: benzetmek gibi olmasın da biraz ona benziyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık