• 15 Temmuz 2016, Cuma 17:05
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

İKTİDAR ZAFİYETİ
 Türkiye'yi 2002 yılından bu yana yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti ve lideri Sayın Erdoğan sanıldığı kadar da her şeye hâkim değilmiş.
Hani, Bizim haberimiz olmadan kuş bile uçamaz diyorlardı ya, öyle değilmiş.
İsteyen istediği gibi at oynatıyormuş Türkiye'de.
Sadece iki örnek vererek bu tespitimizi açmaya çalışcağız.
Birinci örneğimiz Mavi Marmara olayı… İsrail'le ilişkilerimiz düzelince anladık Türkiye'de bazı işlerin hükümetin ve dönemin başbakanının iradesi dışında gerçekleştiğini.
Kısa adı İHH olan İnsani Yardım Vakfı 2010 yılının mayıs ayında İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargoyu kırmak için 32 farklı ülkeden topladığı 663 yolcu ve tonlarca malzemeyi Mavi Marmara adlı bir gemiye yükleyerek yola çıkar.
Ve bunu dönemin başbakanının bilgisi dışında organize eder. Başbakandan falan izin almadan yapar.
Bu öyle hafife alınacak bir organizasyon değildir. Yolculardan 380 tanesi Türk'tür.
Aralarında Almanya, İsveç ve Kuveyt parlamentosundan milletvekilleri vardır. Hatta İsrail parlamentosundan bir milletvekili de vardır.
Bilgi kaynaklarım beni yanıltmıyorsa Nobel Barış Ödülü sahibi Mairead Corrian da Mavi Marmara gemisindedir.
Ulusal ve Uluslar arası önemli basın kuruluşlarının temsilcileri de gemidedir ve gelişmeleri izlemek üzere görev başındadırlar.
Bütün bu organizasyonlardan dönemin başbakanının bilgisi yoktur. Tam bir iktidar zafiyeti… Dünya ayağa kalkmış ve bu girişimin sonucunu nefeslerini tutarak izlemeye çalışırken Türkiye'nin güçlü iktidarının bütün bunlardan habersiz olmasını nasıl açıklarsınız?
Meğer öyleymiş! Yeni öğrendik.
Bu girişimin sonucunu biliyoruz. İsrail gemiyi durdurdu ve silahlı saldırı sonunda 9 Türk öldürüldü.
İşte tam da bu noktada uyandı Türkiye ve şehitlere sahip çıkma ihtiyacı duydu. Özür ve tazminat taleplerini dillendirmeye başladı.
Gelişmeleri herkes biliyor. Bizi şaşırtan bütün bu gelişmelerin dönemin Başbakanı Erdoğan'ın bilgisi dışında gelişmesi… Haberi olmadığını nereden mi öğrendik? Sayın Erdoğan'ın “ Bana mı sordunuz” mealindeki açıklamasından.
Ya gerçekten sormadılar ya da dinlemediler… Her ikisi de apaçık bir iktidar zafiyetidir. İktidarın muktedir olamayışı!
İkinci örneğimiz ise Dolmabahçe Mutabakatı denilen olay.
Dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala 2015 yılının mart ayında Sayın Erdoğan'ın bilgisi dışında Dolmabahçe Sarayı'nda HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'le bir toplantı yapıyorlar.
Fotoğraf çektiriyorlar ve üstelik 10 maddelik bir de mutabakat imzalıyorlar.
Mutabakat maddelerine ve ayrıntılarına girmiyoruz. Onu da herkes biliyor.
Ve daha sonra görüyoruz ki Sayın Erdoğan bu protokolü tanımıyor. Belli ki Onun iradesi dışında gerçekleşmiş. Bu konuda da izni alınmamış ve bilgi verilmemiş.
Herkes başına buyruk işler yapmış ve kafasına göre mutabakat yazmış.
Bu da bir iktidar zafiyeti…
Muktedir olsaydı bu toplantıyı engellerdi. Sonradan müdahale etti ve dondurucuya kaldırdı ama Dolmabahçe Mutabakat'ı tarihe geçti ve hep varlığını koruyacak.
Bunlar zaman içinde bir vesile ile ortaya çıkıyor. Daha kim bilir kamuoyunun bilmediği ne iktidar zafiyetleri yaşanmıştır bu ülkede…
Bazen kavgalar gerçeklerin gün ışığına çıkması anlamında böylesine önem arz ediyor. Kavgadan yana değiliz ancak gerçekleri de öğrenmek gibi bir merakımız var.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık