• 28 Ocak 2014, Salı 9:39
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

İKTİDAR YORGUNLUĞU
 Döviz fiyatları aldı başını gidiyor. Bu yazıyı yazdığımız gün ve saate Amerikan parası Dolar 2.30, Avrupa parası Euro 3.14 TL idi. Yazı yayınlandığında ne olur bilinmiyor.
İnsanlar yeniden döviz almaya, dövizi bir yatırım aracı gibi görmeye başladı. 2000 li yıllara mı dönüyoruz endişesi yaşanıyor.
Dövizdeki bu artışa Merkez Bankası müdahale etmiyor mu? Ediyordur mutlaka. Buna rağmen yükseliş devam ediyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir.
Amerikan ve Avrupa paralarındaki bu yükseliş iç piyasayı da etkiliyor. Aldığımız her malın ve hizmetin fiyatları yükseliyor. Döviz fiyatlarındaki artışlar nedeniyle iç piyasada satışı yapılan her malın fiyatında yeni düzenlemeler yapmak zorunlu hale geliyor. 
Dış ticaret açığı artıyor.
Hükümet bunu operasyonlara bağlıyor. Yolsuzluk iddialarıyla bazı bakan çocukları ve bürokratların gözaltına alınması ve tutuklanmaları… Sonrasında ikinci dalga ve üçüncü dalga operasyonlar!
Sonra karşı operasyonlar; yargıda ve poliste yapılan değişiklikler. Yasal düzenleme girişimleri, hukuka uygun olmadığı iddia edilen atamalar.
Bu siyasi gelişmeler döviz fiyatlarındaki artışların nedenlerinden sadece birisi olabilir. Ama asıl neden asla bu değildir. Güçlü ekonomilerde bu tür operasyonlar genel gidişatı pek etkilemezler. 
Kırılgan ekonomilerde, pamuk ipliğine bağlı piyasalarda bu tür operasyonların etkisi daha fazla olur. Burada ölçü operasyonlar değil ekonomilerin güçlü olup olmadığıdır. 
Geçmişte de benzer olaylar yaşandığında, her hangi bir siyasi çalkantı olduğunda döviz fiyatları derhal yükselir, Tahtakale piyasası uçardı.
 Adalet ve Kalkınma Partisi'nin etkin iktidar olduğu yılları da gördük; o dönemlerde de benzer operasyonlar yapıldı ancak döviz fiyatlarında aşırı bir yükseliş yaşanmadı. Döviz ve borsada istikrar devam etti.
Hükümet bu yükselişi operasyonları düzenleyenlerin suçuymuş gibi göstermeye çalışıyor. Yolsuzluklara müdahale edilmeseydi bu artış olmayacaktı demeye getiriyor. Ülkemiz şu kadar zarar gördü vurgusu yapıyor.
Yolsuzlukları yapanları değil de operasyonları yapanları suçluyor. Yolsuzluk yapanların hiç günahı yok onlara sorarsanız.
Asıl neden iktidar yorgunluğu! Bu iktidar artık ülkeyi yönetemiyor. 
İktidar yorgunluğu öylesine ağır basmış ki ülkede yaşanan gelişmeleri sağlıklı analiz edemiyor, sebep sonuç ilişkisini gerçekçi bir yaklaşımla kuramıyor, olayların nedenini doğru tespit edemiyor, sosyolojik gelişmeleri göremiyor, mesajları alamıyor, davranışların arkasındaki gerçekliği algılayamıyor ve ülkeyi doğru okuyamıyor.
Ülkeyi ve gelişmeleri doğru okuyamadığı, sebep sonuç ilişkisi doğru kuramadığı için de doğru çözümler üretemiyor. Yanlışı yanlışla düzeltmeye kalkıyor. Devlet olmanın verdiği sorumluluğu gösterme yerine hukuken tartışmalı yollar deniyor. 
Her eylemin hükümeti devirmeye yönelik olduğunu, her toplusal tepkinin darbe girişimi olduğunu, her eleştirinin saldırı olduğunu düşünüyor. Böyle algılıyor. 
Bu algıyla verdiği anlaşılmaz tepkiler yeni bir karmaşa doğuruyor. 
Dolayısıyla, söyledikleri kadar güçlü olmayan ekonomik gidişatta tökezlemeler oluyor.
Ve en kötüsü yorgun iktidar, yorgunluğunu kabul etmiyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık