• 27 Şubat 2015, Cuma 9:36
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

İÇ GÜVENLİK YASASI
 İç Güvenlik Paketi veya İç Güvenlik Reformu diyenler de var. Son yıllarda çıkan her yasayı reform diye tanımlayanlar buna da reform diyorlar.
Adalet ve Kalkınma Partisi en tepeden en aşağıya kadar “Ya çıkacak ya çıkacak” diyor. Muhalefet de, üç parti bir araya gelerek çıkmasına engel olmaya çalışıyorlar. Sayıları yetmese de belli bir direnç göstererek karşı durmaya uğraşıyorlar.
Televizyonlarda seyrettiğimiz kavgalar da buradan çıkıyor. Muhalefet “Sıkıyönetim yasası” diyor. Hükümet ise ülkenin iç güvenliği açısından bunun kaçınılmaz olduğunu savunuyor. 
Hükümetin bu tür yasaları çıkarmak için el çabukluğu yöntemini uygulamada çok başarılı olduğunu biliyoruz. Bir kere kafalarına koymasınlar, yanlış olduğunu bilseler de onda ayak diretiyorlar. 
Muhalefete inat, o yasayı çıkarmak için elerlinden gelenlerin tümünü yapıyorlar. 
Üç farklı siyasi oluşumun bu yasanın yanlışlarına işaret etmelerine rağmen hükümet bunları görmemezlikten gelmekte ısrar ediyor. Bu üç farklı siyasi görüşü bir araya getiren nedenleri tartışmıyor. 
Sayısal çoğunluğuyla hatalar yapabileceği ihtimalini var saymıyor. Kendi konumuna ve bugünün şartlarına göre hareket ediyor. Bir süre sonra bugün göremediği veya görmemezlikten geldiği gerçeklerle karşılaştığında geri adım atmaktan da kaçınmıyor. 
Ama olan insanlara ve ülkeye oluyor!
Bu yasayla ilgili en fazla tartışılan konu polise özel yetkilerin verilmesi… Muhalefet ve bazı sivil toplum kuruluşları bu özel yetkilerin kullanımıyla ilgili endişelerini dile getiriyorlar.
Özel yetkili savcıları ve özel yetkili mahkemeleri hatırlamayanlarımız var mı? 
O gün de muhalefet özel yetkili savcılık ve özel yetkili mahkeme statüsüne karşı çıkmıştı. Hükümet bunlara kulak asmamış, yasayı çıkarmıştı. Sonra ne oldu?
Ne olduğunu, en iyi o yetkileri verenler biliyorlar.
Bir de o savcıların ve o mahkemelerin ceza evine tıktığı insanlar biliyor. Ha, bir de ceza evlerinde ölenlerin yakınları…  
Futbolda şiddeti önlemeye yönelik yasanın, yani şike yasasının hatalarını da bir kulübün başkanı cezaevine gidince görmüşlerdi.
Mit Müsteşarını kendi çıkardıkları yasalardan korumak için günlerce saklamışlar, sonra da bir gece de bir maddelik değişiklik yaparak kurtarabilmişlerdi. 
O gün de çok ısrar etmişti muhalefet, yanlışları söylemişti ama dinleyen olmamıştı.
Telekomünasyon İdaresi Başkanlığı kurulurken de muhalefet buradan usulsüz telefon dinlemeleri yapılabileceği üzerinde durmuş ve hükümeti uyarmıştı. Dinlemediler ve bir hışımla kurdukları bu birimin kendilerini usulsüz dinlediğini öğrenince öfkeyle karışık bir şaşkınlık yaşadılar. Afalladılar kaldılar.
Bunca olumsuz tecrübe yaşayan bu hükümet bugün bunlardan ders almak, muhalefetle ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla oturup konuşmak yerine dövüş kavga bu yasayı geçirmeye çalışıyor. Geceleri sabaha kadar Meclis'i çalıştırarak, uyuklayan vekillerin el kaldırmasıyla ülke için çok önemli bir yasayı çıkartmayı zorluyor.
Böylesine önemli bir yasa bu kadar gürültüyle patırtıyla çıkmamalı. Çok hata yaparsınız. Üzerinde çokça düşünmeli, tüm ayrıntılar konuşulmalı, gelecekte sebep olacağı hukuki boşluklar bugünden görülmeli.
Hükümet yanlısı gazeteler molotofla çıkartılan yangınların fotoğraflarını basıyorlar, televizyonlar o görüntüleri yayınlıyorlar. Yüzleri kapalı eylemcileri gösteriyorlar ve bunlara seyirci mi kalınsın diyorlar. 
Hayır! Bunlara seyirci kalınmasın ama sırf bunları göstererek de polise bu kadar yetki verdiğinizde gelecekte nelerin olabileceğini görebilmek gerekir diye düşünüyoruz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık