• 06 Şubat 2015, Cuma 9:38
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

GAZETECİLER BAYRAMI'NDAN GAZETECİLER GÜNÜ'NE
 1961 Anayasası'nda gazeteciler lehine konulan hükümler nedeniyle o yıldan sonra 10 Ocak'ta kutlanan Gazeteciler Bayramı 1971 müdahalesiyle geri alınınca 10 Ocak da Gazeteciler Günü'ne geriledi.
Hem de Çalışan Gazeteciler Günü… İşi olmayan, çalışan bir gazeteci değilseniz böyle bir gününüz bile yok demektir.
Bu yıl da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde her yıl olduğu gibi bazı etkinlikler ortaya konuldu. Başta yerel ve merkezi yöneticilerle sivil toplum kuruluşları bölgelerinde faaliyet gösteren gazetecilerle bir araya geldiler.
Onların çalışma zorluklarını dinleyerek kolaylaştıracaklarına dair konuşmalar yaptılar.
Siz bizim gözümüzsünüz, kulağımızsınız dediler. İş yoğunlumuz nedeniyle göremediğimiz, duyamadığımız sorunları gazetelerinizde yazarak bilgilenmemizi sağladınız dediler. Biz de o sorunları çözerek insanlarımıza yardımcı olduk dediler.
Bizler de bu etkinliklerden bazılarına katıldık. Görele Belediye Başkanı Tolga Erener'in ve Görele Hasan Ali Yücel İlkokulu İzcileri'nin konuğu olduk. Giresun Valiliği'nin ve Tirebolu Belediye Başkanı Karapıçak'ın davetine ise mazeretimiz nedeniyle katılamadık.
Asıl konumuz bu değil elbette: böyle özel bir günde gazetecileri özellikle hatırlayanları anmadan geçmeyeceğiz ancak ülkemizde gazeteciliğin nereden nereye gittiğine işaret etmeye çalışacağız bu yazımızla.
Gazeteler ve gazeteciler demokrasilerin en önemli unsurlarından birisidir. 
Gazeteler ve gazeteciler demokratik sistem içinde özellikle denetim görevi yaparlar.
Hep bardağın boş tarafına bakarlar. Bardağın dolu tarafını toplumsal bir hak sayarlar. 
Yani köpek insanı ısırınca onu haber yapmazlar ancak insan köpeği ısırınca yazarlar.
Kar yağdığında yolları açmakla görevli kurum yolları açtığında bunun bir görev gereği yapıldığını düşünerek onu bardağın dolu tarafına koyarlar. Ancak yol açılmadığında toplumun yaşadığı güçlükleri ortaya koyma adına bunu haber yaparlar.
Elektrik varsa, sular akıyorsa bu olması gerekendir. Elektrik yoksa, sular kesilmişse bu haberdir.
Kamu kurumlarının görevleri gereği yaptıkları haber değildir, yapmadıkları haberdir.
Gazeteci yapılanların değil yapılamayanların peşindedir. İşaret eder, eleştirir, üzerine gider, takip eder ve toplumun yararına toplumsal baskı oluşturmaya çalışır.
Gazeteci gözlemlerini ve eksik gördüklerini okuyucularıyla- dinleyicileriyle- seyircileriyle paylaşır, değerlendirmeyi toplum yapar. 
Ancak yöneticilerin bu eleştirilere tahammülü yoktur. Bu yayınların koltuklarını sallayacaklarından korkarlar. Öyle ki gazetecilerin darbe yapacağını düşünenler bile vardır.
Siz görevinizi olması gerektiği gibi yapıyorsanız gazeteci ne yazarsa yazsın bir kişiyi bile etkileyemez. Ancak siz görevinizi yaptığınızdan emin değilseniz o zaman korkarsınız gazetecinin yazdıklarından.
Görevleri ücret karşılığı halka hizmet etmek olanlar hizmetlerinde ortaya çıkan eksikleri yazan gazetecilere biraz soğuk bakıyorlar nedense… Eski Giresun Valisi kadar açık sözlü olamasalar da olumsuz haberler yapılmasın isterler. 
Siz görevinizi eksiksiz yaptığınızda hakkınızda olumsuz haberler yapıldığını gördünüz mü? Yönetici işini doğru yaptığında gazeteci de işini doğru yapacaktır. İşini doğru yapmayan gazetecilerin bu toplumda o görevi sürdürmesi mümkün değildir.
Bardağın tümü dolu olduğunda bardağın yarısı boş diyen gazeteci olabilir mi?
Peki, hep bardağın boş tarafına mı bakmak zorunda gazeteci? Evet, haber bardağın boş tarafındadır.
Son yıllarda hep bardağın dolu tarafına bakan gazeteciler de ortaya çıktı. 
Hal böyle olunca Gazeteciler Bayramı da Gazeteciler Günü'ne gerileyiverdi.
Burada kalıp kalmayacağını da zaman gösterecek!     
  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık