• 05 Ocak 2017, Perşembe 7:55
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

GAZETECİ
 Onlar gazeteci oldukları için değil terör örgütleriyle bağlantıları olduğu için tutuklanmışlar. Terör örgütlerinin propagandasını yapıyorlarmış!
Ne kadar da alışık olduğumuz bir açıklama değil mi?
Geçmişte, Ergenekon ve Balyoz sürecinde de bire bir bu açıklamalar yapılıyordu.
Sonra bütün bunların birer düzmece olduğu ortaya çıktı ve böyle bir örgütün olmadığı anlaşıldı. Davalar düştü ve cezaevine konulan herkes beraat etti. 
Gazeteciler de beraat ettiler.
Terör örgütüyle bağlantılarının olmadığı hukuken tespit edildi. Bütün bunların bir kumpas olduğu görüldü.
Ancak gazeteciler için terörist diyenler, terör örgütleriyle bağlantıları olduğu için tutuklandılar diye açıklama yapanlar “ yanılmışız” diyemediler. Meğer terörist değillermiş deyip istifa etmediler.
Ön yargılarına yenik düştüler.
Bunlar terörist değil, gazeteci diyenlere kulak asmadılar. Hiç dikkate almadılar. Acaba, gerçekten terörist olmayabilirler mi diye akıllarından bile geçirmediler. 
Şunu deselerdi daha şık olabilirdi: Konu yargıya intikal etmiştir, biz siyasiler yorum yapmak istemiyoruz… Böyle demek yerine özellikle terör bağlantılarına vurgu yapan açıklamalar yaptılar.
Manzara bugün de aynı… Gazeteciler tutuklu ve terör örgütleriyle bağlantıları üzerinden siyasiler açıklama yapıyorlar. Özellikle terör vurgusu öne çıkartıyorlar. 
Geçmişte bu anlamda ciddi olarak yanıldınız. Bugün de yanılıyor olamaz mısınız?
O gün sizi yanıltanlar bugün de yanıltıyor olabilir… Nasıl böyle kesin konuşabiliyorsunuz? Öngörülerinizde isabetli olamadığınız pek çok konuda ortaya çıkmışken neden hâlâ bu kadar ısrarlısınız?
Yönetimde olanlara bu konu sorulduğunda; Onlar gazetecilikten tutuklu değiller, terör örgütleriyle bağlantıları ve terör örgütlerinin propagandasını yaptıkları için tutuklu yargılanıyorlar diyorlar. 
Ve şöyle devam ediyorlar: Mahkemelerde kendilerini aklayarak serbest kalabilirler… 
Kolay mı? 
Bir de: Bakın bu ülkede onlardan başka yüzlerce gazeteci var, onları neden tutuklamıyorlar? Vardır bunların bir ettikleri diyorlar. Halkı da buna inandırıyorlar.
Ergenekon'da da öyle demiştiniz ama kumpas olduğu ortaya çıktı!
Kendilerini mahkemelerde aklasınlar diyenlere, Bakanları neden mahkemeye göndermediniz diye sormazlar mı? 17-25 Aralık sürecinde istifa eden bakanlar neden Yüce Divan'a giderek aklanmadılar. 
Madem suçsuzlardı, gidip mahkemeden temiz kâğıtlarını alsalardı… 
Hayır, istifa eden bakanları Meclis aklasın tutuklu gazeteciler kendilerini aklasınlar…
Böyle bir anlayış gitgide ülkeye hâkim oluyor.
O zaman tutuklu gazetecilerin yargılanmalarını hızlandıralım da bir an önce durumları hukuki bir netlik kazansın! O da olamıyor ve gazeteciler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor. Siyasilerin açıklamaları da hep aynı, gazetecilikten değil de bilmem neden…
Önümüzdeki hafta ülkemizde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlanacak. Çeşitli etkinlikler düzenlenecek, yöneticilerle gazeteciler bir araya gelerek çay içecekler.
Yöneticiler gazetecilere kolay çalışabiliyor musunuz diye soracaklar. Bizim gözümüz kulağımızsınız, bizim ulaşamadığımız sorunları siz bulup yazıyorsunuz ve biz de çözüm getiriyoruz diyecekler.
Basın demokrasilerin vazgeçilmezi diyerek açıklamalarda bulunacaklar.
Haberlerinizle ülkemizin, ilimizin, ilçemizin imajını zedelemeyin mesajları verecekler.
Ben ise, usta ve üstatlarımız tutukluyken hiçbir etkinliğe katılmama kararı aldım.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık