• 05 Mart 2013, Salı 9:14
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

DEMOKRATİK AÇILIM VEYA BARIŞ SÜRECİ
 Ülkenin özellikle bir bölgesinden bağımsız olarak seçilen ve daha sonra bir siyasi partide toplanan bir grup milletvekili ülkenin bir başka bölgesine gidemeden Ankara'ya geri dönmek zorunda kaldı.
Başbakan'ın söylemiyle; ülkenin iki muhalefet partisi de Sivas'ın doğusuna gidemiyormuş.
Böyle bir ortamda biz bir barış sürecinden söz ediyoruz.
Bir grup siyasinin Samsun'un doğusuna, bir başka grup siyasinin Sivas'ın doğusuna gidemeyişi bu ülkeyi yöneten siyasi iktidarı hiç rahatsız etmiyor. Bu gerçeğin nedenlerini araştırıp ortadan kaldırmak yerine, işin kolayına kaçarak muhalefeti suçlayıcı açıklamalar yapıyor.
Bu manzara Türkiye'nin fiiler bölünmüşlüğü gösteriyor. Bir grup bir bölgeye gidemiyor, bir başka grup diğer bilgeye... İktidar da bundan hiç rahatsızlık duymuyor.
Bunlar halkın oylarıyla seçilmiş milletvekilleridir, ülkenin her yerine giderler derken neden Samsun'dan öteye gidemediklerini araştırmıyor. 
İktidara kalsa Sinop ve Samsun olaylarını barış sürecini sabote etmek için muhalefet çıkarmış. Diyelim ki muhalefet böyle bir örgütlenmeye gitti ve o olayların çıkmasına neden olacak faaliyetlerde bulundu. 
Hükümet bunu hemen öğrenecek ve olayların çıkmasını önleyecek her türlü önlemi alacak. Muhalefet, kendi siyasi geleceği açısından barış süreci denilen gelişmelerden rahatsızlık duyabilir. 
Bunun için de bölgeye gelen milletvekillerine bu tür saldırıların yapılmasını örgütleyebilir. 
Veya, bölgeye gelen vekiller de olumsuz propaganda yapmak için ” bizi bölgeye sokmadılar “ demek için bu olayları planlayabilir. Her iki durumda da hükümet gerekli önlemleri almak zorunda….
Hükümetin bu konuda ortaya koyduğu yanlış politika gelen vekillerin “ bizi bölgeye sokmadılar ” söylemlerini güçlendirecek olayların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Barış süreci denilen dönem bu tür siyasi hatalarla başlamıştır.
Bir de o vekillerle ilgili taban tabana zıt tanımlamalar yapılmaktadır ki sormayın gitsin.
 Bugün, Samsun'dan dönmek zorunda kalan isimler için ” halkın oylarıyla seçilmiş vekillerdir “ diyenler geçen Eylül ayında aynı kişilerle ilgili terör örgütüyle bağlantıları olduğu gerekçesiyle vekilliklerinin sona erdirilmesi için haklarında fezleke hazırlıyorlardı.
Birkaç ay önce terör örgütüyle bağlantıları olduğu için meclisten çıkartılmak için haklarında işlem yapılanların bir süre sonra konumlarının değişmesi demokrasinin bir cilvesi olmalı…
Ben Sinop'ta ve Samsun'da bu vekillere tepki gösterenlerin onlar için terörle bağlantıları olduğu söyleminin etkisinde kalanlar olduğunu düşünüyorum. Başbakan o vekiller için “ Yargıya talimat verdik, onlar gerekeni yapacak biz de Meclis'te gerekeni yapacağız “ dememiş miydi? 
Bir de o isimler halkın seçtiği vekillerse; o vekillerin ülkenin bir bölgesine gidemeyişlerine neden olan olayları önleyemeyenler hakkında ne gibi işlemler yapıldığını merak ediyorum.
Özetleyecek olursak: Adına ister Demokratik Açılım, ister Barış Süreci deyin ortada bir sorumsuzluk ve samimiyetsizlik görüyorum. Bu sorumsuzluk ve samimiyetsizlik de süreçlerden sonuç alınmasını engelliyor.
Başbakan muhalefete “ Sivas'ın doğusuna gidemiyorsunuz demek yerine; benim yönettiğim bir ülkede muhalefet Sivas'ın doğusuna neden gidemiyor?” diye kendisine bir sorması lazımdır. Bunu yaparsa barış kendiliğinden gelir.  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık