• 27 Temmuz 2012, Cuma 9:26
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

DEMOKRASİLERDE HALKA İNMEK
Demokrasilerde sanılır ki ülkeyi yönetmeye talip olanlar yönetime geldiklerinde neler yapacaklarını halka açıklayarak seçmenlerin oylarını ve desteklerini isterler. Halk da kendilerine sunulan bu politikaları inceleyerek kendisini yönetenleri oylarıyla belirleyerek iktidara getirir.
Ancak bu sanıldığı gibi hiç de böyle olmaz. En azından demokrasiyle yönetildiği söylenen bizim ülkemizde böyle olmaz.
Ülkeyi yönetmek için kurulan siyasi partilerin halka açıkladıkları bir programları vardır, hatta seçim dönemlerinde bunu ayrıca güncelleyerek halka dağıtırlar; seçim konuşmalarıyla programlarını halka özellikle açıklarlar ancak uygulama hiç de anlatıldığı gibi olmaz.
Bizde siyasi partiler demokrasinin evrensel değerlerini yükseltmekten çok halkın durum ve konumuna göre politika belirleyip program hazırlarlar. Halkın genel sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına uygun bir söylem geliştirerek bunlarla kendilerini ifade ederler.
Bunu da halka inmek olarak tanımlarlar.
Halkın ne istediğini görüp ona göre söylem geliştirenler seçimleri kazanır. Yıllardır bu böyle olmuştur.
Halkın kültürel, sosyal ve ekonomik durumunu iyileştirecek bir politika yerine halkın değerlerini olduğu gibi benimsemiş görünüp bununla seçim kazanmak…
Kazanılan seçimin hemen ertesi günü ise “ Halk böyle istiyor” demek…
Bu genel görünüm içinde seçim çalışmaları sırasında halktan biriymiş gibi görünmeye yönelik tavırlar ortaya koymak… Anadolu köylüsüyle yörenin konuşma diliyle senli benli şakalaşmalar yapmak, kasket takıp şalvar giymek gibi…
Ülkeyi yönetmeye aday birilerinin halkla böyle bir temas kurması bireysel anlamda toplum içinde yeterli itibarı göremeyen insanların gönüllerini fet etmeye yetecektir. Yaşadığı gerçekleri bir anda unutup bu ilgiyle mutlu olacak, bulunduğu ekonomik ve sosyal sıkıntıları bir yana atacak ve oyunu bu ilgiden yana kullanacaktır.
Büyük şehirlerin kenar mahallelerinde yaşayan insanların oturduğu kahveye gidip onlarla bir bardak çay içmek o insanların hayat gerçeklerini örtmeye, yaşam koşullarını sorgulamaya gerek bırakmayacaktır.
O siyasinin kahvelerine gelmesiyle bütün hayati gerçeklerinin üstüne sünger çekecek, tercihini kullanırken yaşam koşullarını bir yana atıp bir siyasinin kahvelerini ziyaret etmiş olmasını öne çıkaracaktır.
Bu konuda toplumsal duyarlılıkları iyi gözlemleyerek bununla siyaset yapan partiler her zaman sandıktan seçim kazanarak çıktılar. Ve bunun adı “ Halk böyle istiyor “ oldu.
Demokrasinin evrensel gerçeklerini savunanlar hap kaybettiler.
Böyle giderse de kaybetmeye devam edecekler.
Bunun böyle olduğunu bilen siyasetçiler de hep bu kanaldan ilerleyecekler.
Yani siyesi partiler halkın ekonomik, sosyal ve kültürel düzeyini yükseltecek programlar hazırlamak yerine halkın hoşuna giden, gururunu okşayan, değer verildiği algısı uyandıran söylemler geliştirmeye devam edecekler.
Geçen hafta Vatan Gazetesi'nde İstanbul'la ilgili bir anket yayınlandı. Gazete, bir şirkete İstanbul'un 39 ilçesinde nüfus ağırlığına göre 210 mahalle ve köyde 18 yaş üzeri seçmen nüfusu temsil eden 2030 u kadın 4 bin 60 kişiyle görüşülen bir anket yaptırmış.
İstanbul'da yaşayanların yüzde 51.3 ü İstanbul Boğazını görmemiş.
Ve yerel seçimde büyük şehir belediye başkanlığı için oylarını yüzde 49,9 la AKP'ye verecekler.
Ve, “ Biz İstanbul'da yaşadığımız halde neden boğazı görmedik” diye sorgulamayacaklar.    

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık