• 04 Nisan 2012, Çarşamba 9:50
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

DEMİRYOLU GEREKSİZ BİR TARTIŞMA MIYDI?
 Son aylarımızı Karadeniz Bölgesine yapılmasını istediğimiz demiryolu tartışmalarıyla geçirdik. Toplantılar, paneller, çalıştaylar ve her türlü iletişim araçları üzerinden görüş belirtmeler; açıklamalar, tepkiler, yorumlar ve aklınıza gelen her şey…
Sonra, bir gün demiryolunun bir başka bahara kaldığı haberleri yer aldı gazetelerde ve tartışmalar da sona erdi. 
Sonuç: Karadeniz Bilgesine demiryolu yok.
Giresunlular Erzincan Gümüşhane Tirebolu hattını öne çıkartırken Trabzonlular daha değişik alternatif güzergâhlar sundular. Gümüşhane Maçka Trabzon veya Bayburt Çaykara OfTrabzon gibi…    
Bu güzergâhların coğrafi yapısından tutun da proje maliyetlerinin hesaplanmalarına kadar her şey yerel anlamda tartışıldı. Her iki il basın üzerinden kendi hattının yapılabilirliğini savundu. İddialı manşetler atıldı, bilimsel makaleler yazıldı.
Tirebolu balıkçı barınağının açılışını yapan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım demiryolunun Tirebolu'ya bağlanacağına dair umut veren bir konuşma yaptı.
Aynı dönemde Cumhur Başkanı Sayın Gül Trabzon'u öne çıkaran bir açıklamada bulundu.
Bütün bu tartışmalar devam ederken gerçekten de bir ön çalışma yapılıyordu Karadeniz Bölgesine gelmesi istenilen demiryoluyla ilgili…
Doğrusu söylemek gerekirse ben bu tartışmaların boşuna yapıldığını düşünüyordum o sıralar! Evet, bütün bu tartışmalar boşunaydı. Ve, sonunda maalesef benim düşündüğüm anlamda bir sonuca varıldı. Karadeniz Bölgesi'ne demiryolu yapılmayacak.
Benim bu sonuca varmamda iki önemli kriterim vardı.
Birincisi siyasilerin yaptığı açıklamalar hep ayaküstü yapılan söylemlerdi. Mesela Başbakan Erdoğan göreve geldiğinin ilk yıllarında Görele Devlet Hastanesi'nin açılışında hiç ilgisi olmadığı halde benzer bir açıklama yapmıştı…
İkicisi ve en önemlisi Türkiye'nin ulaşım ve taşıma politikasının ortaya koyduğu gerçeklerdi. Bunun dışındakiler sadece laftı…
Türkiye 1947 yılında ulaşım ve taşımacılık politikasını karayolu taşımacılığı üzerinden oluşturmaya başlamıştı. Demiryolunu bırakmış karayoluna geçmişti. 1950 1980 yılları arası demiryolu yapım ortalaması 30 Km…
1950 1997 yılları arasında yapılan karayolu oranına bakıldığında yüzde 80, demiryolu yapım oranı yüzde 11.
Türkiye yolcu taşımacılığının yüzde 96 sını, yük taşımacılığının yüzde 94 ünü karayolu üzerinden yapıyor. Bu rakamlar bizlere bir şeyler anlatmıyor mu? 
Türkiye'nin kuzey limanlarını GAP Bölgesine bağlamak gibi bir düşüncesi var. Hatta bu güzergâh Irak ve Suriye'ye kadar gidiyor. Güzergâh olarak ta Trabzon Tirebolu Gümüşhane hattı seçilmiş.
Bir de çalışma yapılmış 1985 yılında… Sonra 1997 de bu çalışma güncellenmiş. 312 Km olan bu güzergâhta toplam uzunlukları 116 Km. yi bulan 112 demiryolu tüneli olduğu görülmüş.
Sonuç bugünkünden farklı değil: Yapılabilir bulunmamış.
Bu ve daha geniş bazı bilgileri 2006 yılında DLH' dan aldığım için son yapılan çalışmaların da aynı sonucu vereceğini az çok tahmin edebiliyordum. Ve öyle oldu.
Bunları konuştuğum bazı kişiler bu hükümetin demiryollarına ağırlık verdiğini söylüyordu. Doğru olabilirdi ancak bunu Anadolu'nun çarşaf gibi düz arazilerinde yapıyordu.
Kim uğraşacaktı Doğu Karadeniz'in geçit vermeyen dağlarıyla…
Hala aynı karayolu ulaşım politikasını sürdüren bir hükümetin Doğu Karadeniz'e demiryolu yapmak gibi bir işi neden olsun!... 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık