• 08 Mayıs 2019, Çarşamba 16:30
NihatÖztürk

Nihat Öztürk

DEĞİŞİM VE DOLAR

Buna umut ve iyimserliği de ekleyebiliriz. Bu kavramlar piyasaları olumlu etkileyen gelişmelerdir. Bunlar başlı başına piyasaların rahatlamasını sağlamaya yetmese de etkisi tartışılmayacak kadar önemlidir.
Bu aralar dolar 6 TL' yi geçtiğini, geçen yaz 7 TL'yi gördüğünü biliyoruz.
Bunun nedenlerini ekonomistler ve siyasetçiler tartışmaya devam etsinler; biz değişim, umut ve iyimserliğe bakalım. Bunlar var mı ülkemizde?
Siyasetçilere göre dolardaki bu artış dış güçlerin bir oyunu. 
Ekonomistlere göre ise Türkiye'deki ekonomik yapının bozulması bu yükselişe neden olmakta. Dış güçler de buna katkı sağlıyorlar ama asıl sorun ülke ekonomisinin gidişiyle ilgili.
Ülkeyi yöneten siyasetçiler; “Şu dış güçler olmasa Türkiye'yi ne güzel idare edeceğiz” diyorlar. Oysa her ülkeni dış düşmanları vardır. 
Eskiler “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” derler. Geçmişi çabuk unuturuz. Oysa bugünlere gelişimizde geçmişte yaptığımız hataların veya başarıların izleri vardır. Geçmişi sorgulamazsak, değerlendirmezsek, analiz yapmazsak bugünün gerçeklerini kavrayamayız.
Son yıllarda çok yaygınlaştı; her şeye  “Oldu bir kere” deyip geçiyoruz. Geleceğe bakalım deyip sebep sonuç ilişkisine hiç kafa yormuyoruz. 
Hiçbir şey durup dururken olmaz ki, bu doğanın kurallarına aykırı bir kere!
Haydi o zaman biraz geçmişi hatırlayalım, mesela 2000 li yıllara dönelim.
Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Anavatan Partisi'nin oluşturduğu 57. hükümeti hatırlayalım. Başbakan DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit.
Ekonomide sabit kur sistemi uygulanıyor. Dolar 0.7 TL'ye sabitlenmiş. İç piyasada hiç yükselmiyor. Böyle bir sistem!
Ne zamana kadar devam etti dersiniz? 21 Şubat 2001 tarihine kadar.
O meşhur ekonomik krizi yaşadı Türkiye; dövizde sabit kur sisteminden dalgalı kur sistemine geçildi. Dolar 1.6 TL'ye çıktı. Sonrasını o dönemi yaşayanlar hatırlayacaktır. Bütçe disiplini, Kemal Derviş modelleri ve diğerleri…
Bu kriz erken seçim getirdi ve daha 2001 yılında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002 de büyük bir çoğunlukla iktidara geldi.
İşte bu bir değişimdi, yenilikti, umuttu!
Çünkü o seçimde yılların siyasi partileri; Turgut Özal'ın efsane partisi Anavatan Partisi, Süleyman Demirel'in Tansu Çiller'e emanet ettiği Doğruyol Partisi, Bir dönemin Karaoğlan'ı Bülent Ecevit'in Demokratik Sol Partisi, Milliyetçiliğin bayraktarlığını yapan Alparslan Türkeş'in Devlet Bahçeli'ye bıraktığı Milliyetçi Hareket Partisi barajı bile geçemeyerek parlamentoya girememişti.
Türkiye'de bir değişim yaşanıyordu. Bir yenilik başlamış ve ülkede yeni bir umut belirmişti. Yepyeni bir kadro iş başındaydı artık.
İşte bu değişim, yenilik ve umut doların belini kırmıştı. Dolar tepe taklak olmuştu. Hızla değer kaybediyor ve 1.2 TL'ye kadar düşüyordu. Hatta 1 dolar 1 TL olacak deniliyordu.
Döviz büfeleri kapanmıştı. Dolar yatırım aracı olmaktan çıkmıştı.
Belki inanmayacaksanız ama 2007 yılında dolar 1.3 TL civarınaydı.
Hatta 2010 yılına gelindiğinde 1.5 TL idi bir dolar.
Bu dönem Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminin çıraklık ve kalfalık dönemiydi.
Ne olduysa ustalık döneminde oldu.
2013 yılında 1.9 TL'yi aşan dolar 2016 ya gelindiğinde 3 TL'yi geçmişti.
Bugün kaç TL olduğunu herkes biliyor.
Bu kadar rakamlarla dolu bir yazının okunmasının zorluğunu biliyorum. Buraya kadar okuyabildiyseniz özetin özetini yazarak bitirelim istiyorum.
Türkiye'de siyasi bir değişime ve yönetimsel olarak bir yeniliğe ihtiyaç var. Bu yönetim artık umut olmaktan çıkmıştır. Umut yoksa hiçbir şey yoktur. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık